Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.就 打 發僕 人 去 、 請 那些 被召 的 人來 赴 席 . 他 們卻 不 肯 來
O akşam da yemeğe davetliydik...Así que a la cena hemos asistido
O akşam da yemeğe davetliydik...D'rum sind wir zum Essen gekommen.
O akşam da yemeğe davetliydik...Ήρθαμε λοιπόν για δείπνο
O akşam da yemeğe davetliydik...אז לארוחת ערב קפצנו
O sadece üç yaşındaydı. Aslında filmi izlemeye davetli değildi, daha çok küçüktü.Тогда ему было всего три года, поэтому на показ его не пригласили — слишком уж он был мал для этого.
Sadece davetlilere. Kardeţim içerde.Ακόμα και αν παντρευτείς, κράτα αποστάσεις.
Sadece davetlilere.Брат ми е вътре.
San Francisco'da buluştuk. San Francisco'daki oldukça zengin birinin evinde akşam yemeğine davetliydik.Dick, Sidney Coleman y yo nos reunimos algunas veces en San Francisco en casa de un tipo muy rico para cenar.
San Francisco'daki oldukça zengin birinin evinde akşam yemeğine davetliydik.샌프란시스코 북부의 어느 부자집에서 있었던 만찬모임에서 만났었죠.
San Francisco'daki oldukça zengin birinin evinde akşam yemeğine davetliydik.San Franciscoban egy nagyon gazdag fickó házában, ahová vacsorára voltunk meghívva.
San Francisco'daki oldukça zengin birinin evinde akşam yemeğine davetliydik.למעלה בסן פרנסיסקו בבית של איזשהו אדם מאוד עשיר -- למעלה בסן פרנסיסקו לארוחת ערב.
San Francisco'daki oldukça zengin birinin evinde akşam yemeğine davetliydik.في سان فرانسيسكو في منزل شخص غني كنا حينها مدعوون للعشاء
San Francisco'daki oldukça zengin birinin evinde akşam yemeğine davetliydik.夕食をともにしたのです 最後に招待された時には 哲学者も
Şimdi kullanıcılarınızla iletişime geçmeye davetlisiniz.Așadar, mergeți și începeți să interacționați cu userii voștri.
Şimdi kullanıcılarınızla iletişime geçmeye davetlisiniz.Dus ga van start, en begin te verbinden met je gebruikers.
Şimdi kullanıcılarınızla iletişime geçmeye davetlisiniz.따라서, 지금 시작하세요. 그리고 유저들과 상호작용하세요.
Şimdi kullanıcılarınızla iletişime geçmeye davetlisiniz.Vậy hãy thử đi, kết nối với người dùng của bạn.
Şimdi kullanıcılarınızla iletişime geçmeye davetlisiniz.Zacznij poznawać się z użytkownikami.
Şimdi kullanıcılarınızla iletişime geçmeye davetlisiniz.إذاً, انطق وابدأ التواصل مع زوارك الآن.
Şimdi kullanıcılarınızla iletişime geçmeye davetlisiniz.グーグルのソーシャルプラットフォーム についての情報をもっと知りたい人は
Şimdi kullanıcılarınızla iletişime geçmeye davetlisiniz.快D開始connect你嘅用家啦
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.A la hora del banquete envió a su siervo para decir a los invitados: "Venid, porque ya está preparado.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.A l`heure du souper, il envoya son serviteur dire aux conviés: Venez, car tout est déjà prêt.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.All'ora della cena, mandò il suo servo a dire agli invitati: Venite, è pronto
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.A v hodinu večere poslal svojho sluhu, aby povedal pozvaným: Poďte, lebo je už všetko hotové.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.És elküldé szolgáját a vacsora idején, hogy megmondja a hivatalosoknak: Jertek el, mert immár minden kész!
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.E � hora da ceia mandou o seu servo dizer aos convidados: vinde, porque tudo já está preparado.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.In pošlje hlapca svojega ob uri večerje, naj reče povabljencem: Pridite, ker je že vse pripravljeno!
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.I posłał sługę swego w godzinę wieczerzy, żeby rzekł zaproszonym: Pójdźcie! bo już wszystko gotowe.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.I poslal služebníka svého v hodinu večeře, aby řekl pozvaným: Pojďte, nebo již připraveno jest všecko.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.Ja illallisajan tullessa hän lähetti palvelijansa sanomaan kutsutuille: `Tulkaa, sillä kaikki on jo valmiina`.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.Khi đến giờ ăn , sai đầy_tớ mình đi nói với những kẻ được mời rằng : Hãy đến , mọi sự đã sẵn rồi .
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.Khi đến giờ ăn, sai đầy tớ mình đi nói với những kẻ được mời rằng: Hãy đến, mọi sự đã sẵn rồi.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.잔치할 시간에 그 청하였던 자들에게 종을 보내어 가로되 오소서 모든 것이 준비되었나이다 하매
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.La ceasul cinei, a trimes pe robul său să spună celor poftiţi: ,Veniţi, căci iată că toate sînt gata.`
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.Og han udsendte sin Tjener på Nadverens Time for at sige til de budne: Kommer! thi nu er det beredt.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.Toen alles klaar was, stuurde hij zijn knecht bij hen langs om te zeggen dat ze konden komen.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.А Той му рече: Някой си човек даде голяма вечеря и покани мнозина.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.и когда наступило время ужина, послал раба своего сказать званым: идите, ибо уже все готово.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.і післав слугу свого часу вечері сказати запрошеним: Ійдїть, бо вже все готове.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.וישלח את עבדו לעת הסעודה לאמר אל הקרואים באו כי כבר מוכן הכל׃
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.وارسل عبده في ساعة العشاء ليقول للمدعوين تعالوا لان كل شيء قد أعد.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.到 了 坐 席 的 時 候 、 打 發 僕 人 去 對 所 請 的 人 說 、 請 來 罷 . 樣 樣 都 齊 備 了
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.到了 坐席 的 時候 、 打發 僕人 去 對所請 的 人說 、 請來罷.樣樣 都 齊備了
Yıllar önce bir akşam yemeğine davetliydim ve ABD ordusunun tüm birimlerinde çalışmışlığım var.Am fost la un dineu acum câțiva ani
Yıllar önce bir akşam yemeğine davetliydim ve ABD ordusunun tüm birimlerinde çalışmışlığım var.Enkele jaren geleden was ik op een diner
Yıllar önce bir akşam yemeğine davetliydim ve ABD ordusunun tüm birimlerinde çalışmışlığım var.몇 년 전 저녁식사를 하는데
Yıllar önce bir akşam yemeğine davetliydim ve ABD ordusunun tüm birimlerinde çalışmışlığım var.Néhány évvel ezelőtt egy vacsorán voltam,
Yıllar önce bir akşam yemeğine davetliydim ve ABD ordusunun tüm birimlerinde çalışmışlığım var.לפני מספר שנים הייתי בארוחת ערב,
Yıllar önce bir akşam yemeğine davetliydim ve ABD ordusunun tüm birimlerinde çalışmışlığım var.الآن، كنت في حفل عشاء منذ عدة سنوات مضت،
Yıllar önce bir akşam yemeğine davetliydim ve ABD ordusunun tüm birimlerinde çalışmışlığım var.取り組んでいた頃ですが