davet ile cümle

davet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu “davet” aslında Stella’yı kaçırmak için üç cadı tarafından kurulmuş bir tuzaktır.Счита се, че тази легенда е вариант на легендата за трите дъщери получили зестра от св.
Askere gidecek gençlerde yaklaşık son bir aylarını evlere davete giderek geçirirler.За ваканцията момчето е пратено у дома за един месец.
İmparator V. Karl'ı meydan savaşına davet etti.Император Карл V изисква да ги освободи.
Başkan Roosevelt'in daveti üzerine ABD’ye gitti.Подслон му предлага президентът на САЩ Франклин Рузвелт.
Kendisi ve ailesini Sovyetler Birliğine çalışmak için davet eder.Той и семейството му не участват в работата на племето.
Tom Hagen'i evine davet etmiştir.В къщата им се нанася Пол Янг.
2005 yılında "Dünyayı Değiştir" ve 2006 yılında "Oyuna Davet" adlarıyla düzenlenmiştir.През 2006 година млади хора успяха да го възстановят под името „Бъдеще сега“ .
Yalnızca Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili görüşmelere katılması için davet edilmişti.Малката страна е поканена само да подпише.
1989'da Yugoslavya'da şarkı söylemeye davet edildi.През 1989 г. го канят да пее в Югославия.
Orada kayıt faaliyetleri için Bulgaristan Ulusal Radyosundan ilk davetlerini aldı.Там получава първите си покани от БНР за звукозаписна дейност.
Avrupa'da büyük ün kazanınca Amerika Birleşik Devletleri'nden organizatörler onu New York’a davet ettiler.След като придобива популярност в Европа организатори от САЩ го поканват в Ню Йорк.
2001 NBA Seçmeleri öncesi, Parker San Antonio Spurs yaz kampına davet edildi.Prije NBA drafta 2001., Parker je pozvan u ljetni kamp San Antonio Spursa.
EBU, yarışmadaki tüm elli altı aktif üyeye katılım daveti düzenlemiştir.EBU je pozvao svih 56 zemalja da se natječu.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Poziva ih da dođu zajedno s njim živjeti.
David'in babası ve nişanlısı David'in davete gelmediği gibi bir telefon bile etmemesinden endişe duyarlar.Davidov otac i zaručnica su uznemireni, čudeći se kako nije stigao i nazvao.
Henry'nin doğumgünü davetlisidir.Povod je Fredov rođendan.
Minkowski’ini evde yemeğe davet etti tanışmaları için.Meadow naziva kako bi pozvala roditelje na večeru u njezinu novom stanu.
Kulübenin sahibi olan yaşlı bir kadın onları içeri davet eder ve yemek ikram eder.Vlasnica kuće, stara žena, pozove ih i nahrani.
Marty, George'un Lorraine'i okuldaki dans gecesine davet etmesini söyler.Marty smišlja plan kako će "spasiti" ljubav Georgea i Lorraine na školskom plesu.
Daha sonra ünlülerin davetli olduğu bir dansa katılır.Nakon toga ju jedan dečko pozove na ples.
Çekoslovak hükümeti ne davet edilmişti ne de fikri sorulmuştu.Čehoslovačka delegacija nije pozvana.
Yeni üyeler sadece kulüplerin oybirliği ile davet edilmesi sonucu alınmaktadır.Bilo je važno uvidjeti odaziv novih članova samom klubu.
Mısır'ın ünlü kanun sanatçıları kendisini Kahire'ye davet etti.Posljednja utakmica kvalifikacija za Alžir bila je gostovanje kod Egipta u Kairu.
EBU gelecek yarışmalarda da farklı ülkeleri Eurovision'a davet edebileceğini açıklamıştır.EBU je također objavio mogućnost sličnih poziva o sudjelovanju izvaneuropskih država na natjecanju.
Çevre köyler davet edilir.Obližnje selo su Bođani.
Bu toplantıya tüm Çataklılar davet edilir.Ta sve to traže pogani ovoga svijeta.
2015 yılında Rickman, 2012 yılında New York'ta yapılan özel bir davetle evlenmiş olduklarını doğruladı.V roku 2015 Rickman priznal, že on a Rima sa zosobášili v New York City v roku 2012.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Oni mu sľúbia, že pôjdu s ním.
Grup 2000 yılında Vans Warped Tour'a davet edildi.V roku 2000 boli Anti-Flag pozvaní, aby sa zúčastnili na Vans Warped Tour.
Turnuva için herhangi bir eleme oynanmadı; 28 takım organizasyona davet edildi.Nováčikom turnaja nebol nikto, ale po 28 rokoch sa na ňom predstavilo družstvo Mexika.
Marty, George'un Lorraine'i okuldaki dans gecesine davet etmesini söyler.Lorraine požiada Martyho, aby s ňou išiel na školský ples.
O'Brien, Garcia'nın yanına gider ve onu törene davet eder.Des Grieux sa k nej priblíži a prosí ju o schôdzku .
İddia makamı kırk tane şahiti tanık kürsüsüne davet etti.Súd si vypočul svedectvá trinástich svedkov.
Düğünden 1 hafta önce yakın köylere gidilir, genç kız ve gelinler davet edilirmiş.Mládenci najprv týždeň pred zábavou chodili po dedine a pozývali dievčatá, ale aj starších.
Çekoslovak hükümeti ne davet edilmişti ne de fikri sorulmuştu.Česko-slovenská vláda nereagovala ani na jeden z týchto návrhov a považovala ich za zbytočné.
Hepinizi partiye davet etmek istiyorum.Všetci sa tešia na sťahovanie.
Nina Dobrev düğüne davet edilmesine rağmen katılmamıştır.Neuvážene však na svadobnú hostinu pozval aj Kentaurov.
1997 - NATO; Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya'yı 1999'da birliğe katılmaya davet etti.V júli 1997 potvrdilo NATO, že pozývajú Česko, Maďarsko a Poľsko aby sa stali členmi, ale nie Slovensko.
Bu olaydan sonra başka davalara da davet edildi.Túto odpoveď dostal aj na druhú žiadosť popoludní.
Cumhuriyetçi aday Nelson Rockefeller'in kampanyası için çalışmaya davet edilmiştir.Komisia bola vedená viceprezidentom USA Nelsonom Rockefellerom.
Makedonya ise Yunanistan ile yaşadığı Makedonya adlandırma sorunu nedeniyle davet edilmedi.Macedónsko má totiž spory s Gréckom kvôli menu tejto novej krajiny.
Düğüne başlanacağı davetiyelerle yakınlara bildirilir.Známky sú súčasťou originálnej pozvánky na ich svadbu.
Tyler, The Creator'ın daveti üzerine 2009'da Odd Future topluluğuna katıldı.V roku 2010 sa pridal k hiphopovému zoskupeniu Odd Future.
Bunun üzerine Klaus onu bir maça davet etti.Preto ho Doktor Hudson vyzýva k pretekom.
Riccardo'nun genç hizmetlisi Oscar maskeli baloya davetler ile gelir.Paž Oskar Riccardu izroči seznam povabljencev na ples v maskah.
2006 yılında Bana, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından davet edildi.Leta 2006 se je pridružil akademiji filmske umetnosti in znanosti.
Kraliçe bu toplantıda Leicester Kontu'nu kendisiyle evlenip kraliçe eşi kral olmaya davet eder.Tam mu kačja kraljica ponudi naj njo vzame za ženo.
Onu evine davet eder.Prijatelj ga povabi domov.
Şah okuyucu ve dinleyicilerini Sufi hikâyesini bu şekilde almaya davet ediyordu.Tam sta večerjala in poslušala zgodbo gospoda Kuzme.
Davet Polonya'da bulunan Marie Curie'nin bağlantıları yoluyla gerçekleşmiştir.Poimenovan je po rodni domovini Marie Curie, Poljski.
Sonra New York'a davet edildi.Odpeljali so jo v New York.
İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti.Po drugi svetovni vojni je sprejel vabilo na obisk v ZDA, kjer je nekaj mesecev živel med Indijanci.
Oyunlara katılması için organizasyon komitesi tarafından kırk ülkeye davetiye gönderildi.Skupno je za reprezentanco nastopil na štiridesetih tekmah.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Doc jo povabi, naj se mu pridruži.
Augustus onu evine davet eder.Werther je stopil ponjo v hišo.
Çekoslovak hükümeti ne davet edilmişti ne de fikri sorulmuştu.Predstavnika Češkoslovaške, ki sta protestirala, nista dosegla ničesar in nista bila niti uradno posvetovana.
Sonra Prusya kralı Friedrich Wilhelm IV. tarafından 1841 yılında Berlin’e davet edilmiş, buraya yerleşmiştir.Leta 1841 je kralj Friedrich Wilhelm IV. povabil pesnika v Berlin.
Her bölümde konuklar davet edilmiştir.Į visas apylinkes buvo siunčiami kviesliai.
Yeni Yahudi dostları onu töreni tamamlamak üzere festivale tekrar davet ederler.Jaunojo draugai ruošia jam paskutinį vakarėlį.
Davet haftasonu da kapsamaktadır.Leido savaitraštį „Kuntaplis“.

İlgili Sayfalar