Ana içeriğe geç
Sözlük

davet ile cümle

davet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Riccardo'nun genç hizmetlisi Oscar maskeli baloya davetler ile gelir.Paž Oskar Riccardu izroči seznam povabljencev na ples v maskah.
2006 yılında Bana, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından davet edildi.Leta 2006 se je pridružil akademiji filmske umetnosti in znanosti.
Kraliçe bu toplantıda Leicester Kontu'nu kendisiyle evlenip kraliçe eşi kral olmaya davet eder.Tam mu kačja kraljica ponudi naj njo vzame za ženo.
Onu evine davet eder.Prijatelj ga povabi domov.
Şah okuyucu ve dinleyicilerini Sufi hikâyesini bu şekilde almaya davet ediyordu.Tam sta večerjala in poslušala zgodbo gospoda Kuzme.
Davet Polonya'da bulunan Marie Curie'nin bağlantıları yoluyla gerçekleşmiştir.Poimenovan je po rodni domovini Marie Curie, Poljski.
Sonra New York'a davet edildi.Odpeljali so jo v New York.
İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti.Po drugi svetovni vojni je sprejel vabilo na obisk v ZDA, kjer je nekaj mesecev živel med Indijanci.
Oyunlara katılması için organizasyon komitesi tarafından kırk ülkeye davetiye gönderildi.Skupno je za reprezentanco nastopil na štiridesetih tekmah.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Doc jo povabi, naj se mu pridruži.
Augustus onu evine davet eder.Werther je stopil ponjo v hišo.
Çekoslovak hükümeti ne davet edilmişti ne de fikri sorulmuştu.Predstavnika Češkoslovaške, ki sta protestirala, nista dosegla ničesar in nista bila niti uradno posvetovana.
Sonra Prusya kralı Friedrich Wilhelm IV. tarafından 1841 yılında Berlin’e davet edilmiş, buraya yerleşmiştir.Leta 1841 je kralj Friedrich Wilhelm IV. povabil pesnika v Berlin.
Her bölümde konuklar davet edilmiştir.Į visas apylinkes buvo siunčiami kviesliai.
Yeni Yahudi dostları onu töreni tamamlamak üzere festivale tekrar davet ederler.Jaunojo draugai ruošia jam paskutinį vakarėlį.
Davet haftasonu da kapsamaktadır.Leido savaitraštį „Kuntaplis“.
Makedonya ise Yunanistan ile yaşadığı Makedonya adlandırma sorunu nedeniyle davet edilmedi.Iki pat šiol Makedonija konfliktuoja su Graikija dėl šalies pavadinimo.
Ama Doktor bundan haberdar olur; çok sinirlenir ve Evans'i düelloya davet eder.Kūrinys išeina puikus, tačiau Davidui pakrinka nervai ir jis atsiduria psichiatrinėje ligoninėje.
Henry'nin doğumgünü davetlisidir.Šventė Franko gimtadienį.
Bu sırada davetliler de salonu terk etmektedir.Be to, keliautojai palapinę paliko vienu metu.
Seçilen ülkelerin ulusal futbol federasyonlarına kupaya katılım için davet gönderildi.Pasirinktų šalių futbolo asociacijoms buvo išsiųsti kvietimai į čempionatą.
Fakat bu ziyafete Eris davet edilmez.Šio festivalio rytą jie nieko negali valgyti.
Özbekistan'ın UNESCO Millî Komitesine davet edildi.Buvo paskirtas šio komiteto įgaliotiniu Panevėžyje.
Komşuların sıkça davet edildiği, müziğin eksik olmadığı bir evde büyüdü.Ilgainiui galerijai buvo skiriama vis daugiau vietos, pakol visas pastatas nevirto vienu muziejumi.
Düzenleme erişimine sahip kullanıcılar diğerlerini düzenlemeye davet edebilir.Tie, kas žino, kaip jais naudotis, gali pakeisti pasaulį.
Üçlü Komisyona katılmaya davet alarak Nisan 2013 tarihinde resmi üye oldu.Parlamento patvirtintos sudėties Komisija oficialiai pradeda dirbti ateinantį sausį.
Teddy onu sahte bir kostüm partisine davet etti ve rezil etti böylece ikisinin arası kötüleşmeye başladı.Ieškodama išeities, ji pradėjo šokti striptizą, tačiau vaikiną tai supykdė ir jiedu išsiskyrė.
Hiç kimse buna açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin.Nebandykite kuo nors pasinaudoti seksualiai, nebent matote aiškų signalą.
Biz onu evimize davet ettik.Mes pakvietėm jį savo namus.
Hepinizi partiye davet etmek istiyorum.Ma tahan kutsuda teid kõiki peole.
1842'de Babbage, Turin Üniversitesi’nde Analitik Motoru üzerine bir konuşma yapması için davet edildi.Aastal 1842 kutsuti Babbage Torino ülikooli pidama loengut oma analüütilisest masinast.
Grup 2000 yılında Vans Warped Tour'a davet edildi.Uut tüüpi armee." 2000. aastal kutsuti Anti-Flagi osalema üritusel Vans Warped Tour.
1974 Erzurum Aziziye anıtı davetli 10 sanatçı arasında birincilik mansiyonu.1974 Eesti NSV teeneline kunstnik EKA vilistlased.
Kral Hamed, Galler Prensi William ve Kate Middleton'ın kraliyet düğününe davet edilmiştir.Suurbritannia kuningakoda teatas prints Williami ja Catherine Middletoni kihlumisest.
Yemekten sonra davetliler odalarına çekilirler.Pärast sööki kogunesid külalised kodualtari ümber.
"Günaha Davet" (şarkı), Ebru Polat şarkısı.Eile nägin ma Eestimaad! on Juhan Liivi luuletus.
Bu daveti kabul etmemiştir.Ta võttis kutse vastu.
Köyde herkes davet edilir.Külas asub Kõmsi rahvamaja.
Aksine onu inançlarına davet ederler.Ta ei saa lihtsalt väita, et ta usub neid.
2008 zirvesinde Arnavutluk ve Hırvatistan resmen NATO'ya davet edildi.2008. aasta aprilli tippkohtumisel kutsuti Horvaatiat ja Albaaniat ametlikult NATO liikmeks.
Yusuf onları yemeğe davet etti.Ma lähen annan seale söögi ette.
Davetiyedeki etiket satırı "Şimdi paylaşma zamanı geldi" dedi.EKRE valimisloosung oli "On aeg!".
Mahkeme kararı halkı sokağa davet ederek denetlenemez."Keegi ei tohi võtta kohtumõistmist enda kätesse."
Tüm tarafları sakin kalmaya ve şiddetten kaçınmaya davet etti.Lepiti kokku, et kõik osapooled hoiduvad vägivallast ja provokatsioonidest.
Davetlerde de en yakınında oturtmuş, diğer misafirlerden ayrı tutmuştur.Nad paistsid olevat ebakindlad suhtlemisviisides ja viibisid enamjaolt kaaslastest eemal.
Kısa süre sonra ikili, Ağustos 2007'deki Lollapalooza müzik festivaline davet edildi.2007. aasta augustis kutsuti nad esinema Ameerika muusikafestivalile "Lollapalooza".
Baron Alfredo’ya yaklaşarak olanların cezasını çekeceğini söyler ve onu düello’ya davet eder.Parun Douphol tunneb ennast puudutatuna ja kutsub Alfredo duellile.
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info% 1 chce wziąć udział w% 2, ale nie został zaproszony/ a. @ info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info%1 desea asistir a %2 pero no fue invitado. @info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info% 1 deseja participar em% 2 mas não foi convidado. @ info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info%1 möchte an %2 teilnehmen, wurde aber nicht eingeladen.@info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info% 1 ønsker at deltage i% 2 men blev ikke inbudt. @ info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info% 1 részt szeretne venni a( z)% 2 találkozón, de nem kapott meghívást. @ info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info% 1 se chce zúčastnit% 2, ale nebyl( a) pozván( a). @ info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info% 1 se želi udeležiti% 2, vendar ni bil povabljen. @ info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info%1 souhaite inviter %2 mais celui -ci n'est pas invité. @info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info% 1 vill delta i% 2 men har inte bjudits in. @ info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info%1 vuole partecipare a %2 ma non è stato invitato. @info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info%1 wil aan %2 deelnemen maar was niet uitgenodigd.@info
% 1% 2 kişisine eşlik etmek istiyor ancak davet edilmemiş@ info% 1 будет вместе с% 2, но не приглашён. @ info
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod