Ana içeriğe geç
Sözlük

davet ile cümle

davet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hepinizi partiye davet etmek istiyorum.Quiero invitar a todos a la fiesta.
Sen onları cennete davet edeceksin, onlar da seni cehenneme”.¡El infierno te llama!".
Çekoslovak hükümeti ne davet edilmişti ne de fikri sorulmuştu.El gobierno checoslovaco no fue ni invitado ni consultado.
Tüm tarafları sakin kalmaya ve şiddetten kaçınmaya davet etti.Instó a todas las partes a mantener la calma y evitar la violencia.
Kurt, "Prom Queen" bölümünde Blaine'i McKinley mezuniyet balosuna davet eder.Kurt invita a Blaine al baile de graduación de McKinley en "Prom Queen".
Eylül ayında ABD Başkanı Barack Obama bu amaçla zirveye davet edildi.En septiembre, el presidente estadounidense Barack Obama fue invitado a la cumbre con este objetivo.
Johnson Minnie'yi birlikte dans etmeye davet eder ve Minnie de bu daveti kabul eder.Johnson invita a Minnie a bailar con él y ella acepta.
Aldığı davetler üzerine Londra ve Paris'e gitti, halk müziği üzerine çalışmalar yaptı; konferanslar verdi.Fue invitado a París y a Londres, donde realizó investigaciones sobre música folclórica y dio conferencias.
Bir akşam Lily, Nina'nın kapısını çalar ve dışarı bir yerlere oturmak için davet eder.Una noche, Lily aparece en el apartamento de Nina para invitarla a salir.
Onu Capua'ya davet ettikten sonra, Pandulf onu görevden aldığı Capua başpiskoposunun yanına hapse attı.Tras invitarle a Capua, Pandulfo le encarceló junto con el arzobispo de Capua.
Onları kendisine katılmaya davet eder.Ella lo invita a unirse a ella.
1959 yılında Hindistan'a Hint Başbakanı Jawaharlal Nehru daveti üzerine gitti.En 1959 viaja a la India tras una invitación del primer ministro de la India Jawaharlal Nehru.
Ayrıca Judith Holofernes'i, bir ziyafete davet ettikten sonra öldürmüştür.Además Judith mata a Holofernes tras invitarle a un banquete.
Aile, Joe'nun milenyum partisine davet edilmiştir.Todo el mundo está lista para la fiesta en el yate de Steve.
Bu bakımdan, 1669’daki Brunswick Dükü’nün daveti vahimdi.A este respecto, fue oportuna una invitación del duque de Brunswick en 1669 para visitar Hannover.
Evlerde davet ağırlıklıdır.La acogida en las salas es difícil.
Bu olaydan sonra başka davalara da davet edildi.También ha sido invitada a eventos posteriores.
Leibniz daveti reddetti fakat 1671’de Dük ile yazışmalara başladı.Allí declinó la invitación, pero empezó a escribirse con el duque en 1671.
Aksine onu inançlarına davet ederler.Quiero que creen en su nombre.
(İlki Aşka Davet (Shall We Dance) filmidir.)(Primera aparición en el cine, siendo niña).
Kelime anlamı olarak ise "bir davet yapmak" manasına gelir.Para cada discurso del Estado la Unión, una "invitación" es necesaria.
Parti merkezi – oyuncu kendi partisini organize edebilir ve partisine diğer oyuncuları davet edebilir.Centro de fiestas: desde aquí puede organizar fiestas e invitar a otros jugadores a estas.
Yusuf onları yemeğe davet etti.Hubiera preferido invitarles a cenar.
Tom Hagen'i evine davet etmiştir.Michael comparte el material con Tom Hagen.
Fakat Bu sefer Araplar adaya davet ile geldiler.Sin embargo, en esta ocasión cayeron ante los Mexicas.
Augustus onu evine davet eder.Luego, Moira la invita a su casa.
Onu da tura davet eder fakat kadın müşterilerle buluşmadığını söyleyerek onu reddeder.Él la invita a ir al paseo, pero ella rehúsa y le dice que ella no se encuentra a clientes.
Yemekten sonra davetliler odalarına çekilirler.Contaron que luego de cenar se retiraron a sus habitaciones.
Üye olmak için mevcut üyelerce davet edilmek gerekir.Las condiciones requeridas para formar parte de ellas.
Davete Japon oğlu (evlatlıktır) Willie Wang (Richard Narita) ile birlikte gelir.Sidney Wang (Peter Sellers) va acompañado por su hijo adoptivo japonés Willie (Richard Narita).
Burada uzun süre kalan sanatçı, 1737 yılında İspanya'ya davet edildi.Viajero inglés que visitó España en 1770.
Davet haftasonu da kapsamaktadır.El sábado es parte del fin de semana.
Demirtaş Gül'ün davetine gitmiyor".Con olor a malvón y no a rosa."
Buna ilaveten hükümet, bu iki halktan turistleri İspanya'ya davet etti.Ahí habrían de enfrentar, ambos grupos, a los conquistadores españoles.
Katılımcılar e-posta yoluyla davet edilebilir.Están colaborando via email.
Magic Box da Anya ve Xander davetlileri ve masaları düzenlemektedir.En la tienda de magia, Xander y Anya organizan las mesas del banquete.
Fakat sonunda 1264'te ilk İngiltere parlamentosunu kurup toplantıya davet etmeye zorlanmıştır.En 1362 se empleó por primera vez el inglés para convocar al parlamento.
Askerler evlere davet edilir ve yemek ikram edilir.Los muertos son recordados, y se les invita a cenar con los vivos.
Lissa da onu akşama yemeğe davet eder, Xander da kabul eder.Carmen entra a la tienda y lo invita a cenar, lo cual Max acepta.
Ertesi sene, Angel dizinin tema parçasının demoları için grupları davet etmiştir.Al año siguiente, Ángel invitó a bandas para que le enviaran demos para el tema de introducción de la serie.
Mami de Madoka'yı büyücü kız olmaya davet eder.Hitomi Shizuki en Puella Magi Madoka Magica.
Zeus, düzenlediği Peleus ile Thetis'in düğüne tanrıçalardan Eris'i davet etmez.Todos los dioses fueron invitados a la boda de Peleo y Tetis, excepto Eris.
Düzenleme erişimine sahip kullanıcılar diğerlerini düzenlemeye davet edebilir.Las personas que estén preocupadas por la seguridad tal vez quieran compilar la suya.
Civar köyler, ilçeler bu ziyafete davetlidir.Incluso vecinos y amigos son invitados al acontecimiento.
Bunun üzerine Miss Oliver, dedektif dosto Hercule Poirot'u davet eder.Sir George sugiere llamar a Hercule Poirot inmediatamente.
Bir çağrısında zulme uğrayan milletini eski anayurduna dönmeye davet ediyordu.Prometieron que la gente volvería a un estado de inocencia original.
Davetiyelerin hemen hemen tamamı elden dağıtılır.Reparten casi todos sus dividendos de forma consistente.
Şah okuyucu ve dinleyicilerini Sufi hikâyesini bu şekilde almaya davet ediyordu.Así era como Shah invitaba a su audiencia a recibir el cuento Sufi.
İsveç’e Kraliçe Christina tarafından, kendisine öğretmenlik yapması için davet edilmişti.El libro lo dedicó a la reina Cristina de Suecia, que lo invitó a su corte.
Kral bunun üzerine onları saraya tekrar davet eder.Después de esto, el príncipe regresa al palacio.
Portekiz de kupaya davet edilse de, bu teklifi reddetti.Costa Rica, que fue invitada a adherirse al pacto, se abstuvo de hacerlo.
O, beni evine davet etti.Mi ha invitato a casa sua.
Biz akşam yemeğine davet ediliyoruz.Siamo invitati a cena.
Öğle yemeğine on kişi davet ettik.Abbiamo invitato dieci persone a pranzo.
Tom Mary'yi davet etmeliydi fakat etmedi.Tom avrebbe dovuto invitare Mary ma non l'ha fatto.
Davetiyenizi görebilir miyim, lütfen?Posso vedere il suo invito, per favore?
Tom'u davet etmedim.Non ho invitato Tom.
Bizimle bir video izlemesi için niçin Tom'u eve davet etmiyorsun?Perché non inviti Tom a casa a vedere un film insieme a noi?
Davetini kabul etmek için arıyorum.Sto chiamando per accettare il suo invito.
Mary'yi akşam yemeğine davet etmelisin.Dovresti invitare Mary a cena.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod