Ancak David Gilmour Pink Floyd adını devam ettirmek istedi ve davayı kazandı.David Gilmour on kieltänyt jyrkästi enää lähtevänsä kiertueelle Pink Floydin nimellä.
Al çözümü bu yarım kalmış davayı Jake'e emanet etmekte buluyor.Η επιτροπή αποφασίζει να «θάψει» την υπόθεση φυλακίζοντας τον Τζέικ.
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.Τότε ο κατήγορος παρουσιάζει ένα νέο μάρτυρα και ανατρέπει ξανά τις εξελίξεις στη δίκη.
Gaga'nın sözcüsü davayı "değersiz" ve "yanıltıcı" olarak nitelendirdi.Gagas talsmand kaldte retssagen "uden værdi" og "vildledende".
MSF bu konuda internet sayfasında bir dilekçe hazırlayarak, Novartis'in bu davayı bırakmasını talep etmiştir.MSF har lanceret en underskriftsindsamling på sin hjemmeside for at få Novartis til at frafalde sit søgsmål.
1979'da savcı iyi hal sebebiyle davayı düşürmüştür.I 1979 forsøgte Justitsministeriet uden held at genoptage sagen.
29 Aralık 2015'te davası sonuçlandı ve davayı kazandı.De retssager, der blev rejst, skulle afsluttes inden maj 2010, og han vandt sagen.
"Karşıyaka dâvâyı kazandı".Hvidovre IF vandt mesterskabet. ¨
Ama, hükümet davayı hiçbir zaman başlatmadı.Politiet rejste dog aldrig tiltale i sagen.
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.Hvis søgsmålet vindes kan sagsøgeren indkassere det tredobbelte af tabet.
"Karşıyaka dâvâyı kazandı".«Stabæk vant damefinalen».
Saçılık tazminat davası açtı ve bu davayı kazandı.Dia mengajukan banding atas keputusan itu di pengadilan dan menang.
Han Geng'in davayı ele aynı avukat Cho Bum Suk, Kris temsil etti.Dia diwakili oleh Cho Bum-suk, pengacara yang sama yang menangani kasus Han Geng 's.
1984 yılında Ideal Toys Larry Nichols’ın US3655201 no.lu patentine karşı açtığı davayı kaybetti.Năm 1984, Larry Nichols thông qua Moleculon Research kiện Ideal Toys vì đã vi phạm bằng sáng chế số US3655201.
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.Nó cũng có thể thẩm tra lại các vụ kiện nếu xuất hiện bằng chứng mới.
Ülkeler, istedikleri davayı Adalet Divanı'na götürürler.Người bản địa Mỹ quay sang tòa án để đòi quyền về đất đai của họ.
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.最高裁判所は、十分な新しい証拠が見つかった場合、事件を再審査することもできる。
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.如果他们能够获得新的证据,他们会将调查的情况带到下次会议。
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.추가 입찰을 진행해 다시 한 번 인수 의향서를 법원에 제출 할 수도 있다.
Saçılık tazminat davası açtı ve bu davayı kazandı.궁극적으로 Bleem!이 소송에서 승리하였다.
Conan Doyle adaletin yılmaz bir savunucusuydu, iki davayı şahsen inceledi ve araştırdı.קונאן דויל היה רודף צדק, וחקר בעצמו שני מקרים.
1984 yılında Ideal Toys Larry Nichols’ın US3655201 no.lu patentine karşı açtığı davayı kaybetti.ב-1984 הפסידה Ideal Toys בתביעת זכויות יוצרים ללארי ניקולאס על פטנט מספר US3655201.
"Karşıyaka dâvâyı kazandı".נתניהו, כך נדמה לי, ניצח אתמול".
2009 yılı Nisan ayında, savcılık makamları sonunda aleyhindeki davayı düşürdü.בספטמבר 2009 נסגר תיק החקירה נגדו.
2009 yılı Nisan ayında, savcılık makamları sonunda aleyhindeki davayı düşürdü.През юни 2006 г. петчленният състав на ВАС окончателно отхвърля протеста срещу договора.
1979'da savcı iyi hal sebebiyle davayı düşürmüştür.През 1979 г. следствието е отделено от прокуратурата.
Bu yüzden İngiliz mahkemesi Sealand üzerinde yargı yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davayı iptal etti.Съдията заявява, че Народният съд се смята за некомпетентен по случая.
Üst Mahkeme hakimi davayı reddetti.Njen suprug se žalio na visoki sud.
Davayı Aralık 2010'da Hangeng kazandı.Následne v decembri roku 2010 súd vyhral.
Bir film kamerası davayı götürülüyordu.Na súde premietali film z koncentračných táborov.
Conan Doyle adaletin yılmaz bir savunucusuydu, iki davayı şahsen inceledi ve araştırdı.Caesar bol jedným z dvoch sudcov, ktorí prípad vyšetrovali.
1984 yılında Ideal Toys Larry Nichols’ın US3655201 no.lu patentine karşı açtığı davayı kaybetti.Ideal Toys je leta 1984 izgubilo patentno tožbo Larryja Nicholsa zaradi njegovega patenta US3655201.
"'Opera' projeyi 'Müze' davayı bekliyor".Kupiškio etnografijos muziejaus projektas „Audimo raštuose atgyja praeitis“.
Ancak David Gilmour Pink Floyd adını devam ettirmek istedi ve davayı kazandı.David Gilmour jätkas siiski koos Nick Masoniga Pink Floydi nime all tegutsemist.
2003 Aralığında, Apple merkezinden birkaç blok ötede, Elizabeth Pritzker davayı mahkemeye taşıdı.V prosinci 2003, Elizabeth Pritzker podala stížnost u soudu v San Mateo, jen pár bloků od sídla Apple.
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.그리고 그의 도덕성과 목적을 회복합니다. 결국 그는 그 사건에서 승리합니다.
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.llegando a ganar el caso.
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.Şi în adâncul disperării,
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.והוא רוכש מחדש את המוסריות ותחושת המטרה שלו והוא זוכה בסוף בתיק
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.وبدأ يستعيد أخلاقه وأهدافه وربح القضية
Ahlak ve amacına tekrar kavuşur ve davayı kazanmak için devam eder.勝訴を獲得するのです 映画の中の ある場面
Ara beni. Davayı çözdük!Позвони мне!
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Anche se non era avvocato, sosteneva il caso da solo in tribunale il giorno successivo.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Aunque no era abogado, él mismo argumentó el caso en la corte al día siguiente.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Chociaż nie jest adwokatem, sam przedstawił tę sprawę w sądzie następnego dnia.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Deși nu era avocat, a doua zi, a susținut singur cazul în instanță.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Fastän han inte var advokat pläderade han själv fallet i rätten dagen efter.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Hoewel hij geen advocaat was, bepleitte hij het geval de volgende dag zelf in de rechtbank.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.변호사는 아니셨지만, 다음 날 법정에서 이 사건에 대해
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Meskipun ia bukan pengacara, ia mengajukan sendiri kasus ini ke pengadilan keesokan harinya.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Obwohl er kein Anwalt ist, verteidigte er am nächsten Tag diesen Fall selbst vor Gericht.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Παρόλο που δεν ήταν δικηγόρος, υπερασπίστηκε την υπόθεση στο δικαστήριο μόνος του την επόμενη μέρα.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Въпреки, че не беше адвокат, той на следващия ден защитаваше делото.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Попри те, що він не був юристом, він сам захищав справу в суді наступного дня.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.Хотя он не был юристом, он сам представлял дело на судебном заседании, состоявшемся на следующий день.
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.למרות שהוא לא היה עורך-דין, הוא ייצג בעצמו את התיק
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.وهو ليس بمحام، قام بمحاجّة القضية في المحكمة
Avukat olmadığı halde, davayı mahkemede ertesi gün kendisi savundu.翌日 勝訴しました
" bilinçsizce " taklit ettiği için 1,5 milyon dolarlık bir davayı kaybetti.150万ドル支払わされた
" bilinçsizce " taklit ettiği için 1,5 milyon dolarlık bir davayı kaybetti."inconsciemment" copié le tube " He's so fine " dans sa ballade " My sweet lord ".