Ana içeriğe geç
Sözlük

davası ile cümle

davası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.A aprovação daquela lei e a sua revogação deram força ao processo dos acusados do Aeroporto Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Detta laggodkännande och upphävandet av lagen stärkte fallet med Piarco-flygplatsens anklagade.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Het doorvoeren en de herroeping van de wet versterkten de zaak tegen de Piarco-vliegveld-beklaagden.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Il passaggio di quella legge e l'abrogazione hanno rafforzato il caso degli accusati dell'Aeroporto Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Przechodzenie i unieważnianie tego prawa umocniło sytuację oskarżonych z lotniska Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Schválení tohoto zákona a jeho zrušení posílilo kauzu obviněných v případu Letiště Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Sprejetje in razveljavitev tega zakona sta okrepila primer obtožencev letališča Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Việc thông qua luật và việc bãi bỏ luật củng cố vụ án của hãng hàng không Piarco.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Тази част от закона и нейното вето подкрепи случая на обвинените на летище "Пиарко".
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Цей уривок із закону і скасування дії закону загальмували справу звинувачених по аеропорту Піарко.
Kanunun bu kısmı ve yürütmeden kaldırılması Parko Havaalanı suçlaması davasını kuvvetlendirdi.Это принятие закона и его отмена поддержало дело Подозреваемых Аэропорта Пиарко.
Kolay bir anlaşma gibi yolsuzluk davasını işlemek için aldı그리고 그는 의료과실 건이 주어집니다.
Kolay bir anlaşma gibi yolsuzluk davasını işlemek için aldıומישהו שוכר אותו נותנים לו תיק של רשלנות פושעת
Kolay bir anlaşma gibi yolsuzluk davasını işlemek için aldıوتولى في الواقع أعطي قضية اهمال ليترافع فيها
Kolay bir anlaşma gibi yolsuzluk davasını işlemek için aldı不正医療行為の訴訟を 紹介されるのですが
Mağdur ve zanlı kabul ederlerse, ceza davası uzlaştırma yoluyla da çözümlenebilir.Ett brottmål kan även medlas, om offret och den brottsmisstänkta samtycker till detta.
Mağdur ve zanlı kabul ederlerse, ceza davası uzlaştırma yoluyla da çözümlenebilir.Rikosasia voidaan myös sovitella, jos uhri ja rikoksesta epäilty siihen suostuvat.
Mağdur ve zanlı kabul ederlerse, ceza davası uzlaştırma yoluyla da çözümlenebilir.В этом случае необходимость присутствия на заседании отсутствует.
Mağdur ve zanlı kabul ederlerse, ceza davası uzlaştırma yoluyla da çözümlenebilir.من الممكن أيضاً تسوية القضية الجنائية، إذا وافق على ذلك كل من الضحية والمتهم.
Mağdur ve zanlı kabul ederlerse, ceza davası uzlaştırma yoluyla da çözümlenebilir.并非所有的刑事案件都经由法院受理。如果受害人和犯罪嫌疑人都同意,刑事案件也可进行和解。通过和解,可就犯罪赔偿达成一致。
Miller'ın davasının doruk noktası Trinidad ve Tobago Akıl Sağlığı Yasası'nın 15.A pesar de esto, dijo que la sentencia fue "una victoria del Imperio de la Ley".
Musa onların davasını RABbe götürdü.A Mojžiš predložil ich vec Hospodinovi.
Musa onların davasını RABbe götürdü.I vznesl tu věc Mojžíš na Hospodina.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Ja Mooses saattoi heidän asiansa Herran eteen.
Musa onların davasını RABbe götürdü.모세가 그 사연을 여호와께 품하니라
Musa onların davasını RABbe götürdü.Lalu Musa menyampaikan perkara mereka itu kepada TUHAN
Musa onların davasını RABbe götürdü.Moise a adus pricina lor înaintea Domnului.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Môi-se bèn đem cớ sự của các con gái ấy đến trước mặt Ðức Giê-hô-va.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Môi-se bèn đem cớ sự của các con_gái ấy đến trước mặt Ðức_Giê - hô-va .
Musa onların davasını RABbe götürdü.Moïse porta la cause devant l`Éternel.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Moisés llevó la causa de ellas a la presencia de Jehovah
Musa onların davasını RABbe götürdü.Moisés, pois, levou a causa delas perante o Senhor.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Mose brachte ihre Sache vor den HERRN.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Mosè portò la loro causa davanti al Signore
Musa onların davasını RABbe götürdü.Mozes ging met deze vraag naar de HERE.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Mózes pedig vivé ezeknek ügyét az Úr elé.
Musa onların davasını RABbe götürdü.och Mose bar fram deras sak inför HERREN.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Og Moses førte deres sak frem for Herrens åsyn.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Og Moses lagde deres Sag frem for HERRENs Åsyn.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Tedaj prinese Mojzes njih pravdo pred GOSPODA.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Tedy odniósł Mojżesz sprawę ich do Pana.
Musa onların davasını RABbe götürdü.Και εφερεν ο Μωυσης την κρισιν αυτων ενωπιον του Κυριου.
Musa onların davasını RABbe götürdü.И Моисей представи делото им пред Господа.
Musa onların davasını RABbe götürdü.И представил Моисей дело их Господу.
Musa onların davasını RABbe götürdü.ויקרב משה את משפטן לפני יהוה׃
Musa onların davasını RABbe götürdü.فقدم موسى دعواهنّ امام الرب
Musa onların davasını RABbe götürdü.於 是 摩 西 將 他 們 的 案 件 、 呈 到 耶 和 華 面 前
Musa onların davasını RABbe götürdü.於是 摩西將 他 們 的 案件 、 呈到 耶和華 面前
O anda, olabilecek en kötü şey oldum: Davası olan bir rock yıldızı.En ese momento, me convertí en lo peor de todo: me convertí en una estrella de rock con una causa.
O anda, olabilecek en kötü şey oldum: Davası olan bir rock yıldızı.In quell'istante divenni la cosa peggiore del mondo: una rockstar con una causa.
O anda, olabilecek en kötü şey oldum: Davası olan bir rock yıldızı.Op dat moment werd ik het ergste van alles: een rockster met een doel.
O anda, olabilecek en kötü şey oldum: Davası olan bir rock yıldızı.Sillä hetkellä minusta tuli maailman kamalin olento: minusta tuli rocktähti, joka ajaa aatetta.
O anda, olabilecek en kötü şey oldum: Davası olan bir rock yıldızı.Εκείνη τη στιγμή, έγινα ό,τι χειρότερο: έγινα ένας ροκ σταρ αφιερωμένος σε έναν σκοπό.
O anda, olabilecek en kötü şey oldum: Davası olan bir rock yıldızı.В онзи момент аз се превърнах в най-ужасното нещо: рок звезда с благотворителна кауза.
O da mahkemeye gitti ve davası yüksek mahkemeye kadar çıktı.Anh ta đã kiện, và vụ kiện đã đến tận
O da mahkemeye gitti ve davası yüksek mahkemeye kadar çıktı.Er klagte und sein Fall ging durch alle Instanzen
O da mahkemeye gitti ve davası yüksek mahkemeye kadar çıktı.Il a attaqué. Ce procès s'est poursuivi jusqu'à la cour suprême.
O da mahkemeye gitti ve davası yüksek mahkemeye kadar çıktı.그는 소송을 걸었고 그리고 재판은 계속 진행되어서
O da mahkemeye gitti ve davası yüksek mahkemeye kadar çıktı.Кейси Мартин подал в суд, и иск прошел все инстанции вплоть до
O da mahkemeye gitti ve davası yüksek mahkemeye kadar çıktı.הוא תבע, והמקרה שלו הגיע כל הדרך
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod