Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Така че случаят е приключен, нали?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?סוף הסיפור, נכון?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?وبالتالي تغلق القضية، صحيح؟
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?違うんです
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.A juíza, neste caso a Juíza Lois Forer, considerou que isso não fazia sentido.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Az eset bírója, Lois Forer bíró, úgy vélte, ennek semmi értelme.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.De rechter in de zaak, rechter Lois Forer vond dat dit nergens op sloeg.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Die Richterin in diesem Fall, Richterin Lois Forer, dachte, dass dies keinen Sinn ergebe.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Dommeren på sagen, dommer Lois Forer tænkte at det ikke gav nogen mening.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Hakim pada kasus ini, Hakim Lois Forer beranggapan bahwa ketentuan hukuman tersebut tak masuk akal.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Il giudice incaricato del caso, Giudice Lois Forer pensava che non avesse senso.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Judecătoarea cazului, Lois Forer s-a gândit că asta nu are nici un sens.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.이 사건의 판사, 루이스 포러는 이것은 말도 안된다고 생각했습니다.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.La jueza del caso, Lois Forer, pensó que esto no tenía sentido.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.La juge saisie de l'affaire, la juge Lois Forer a pensé que cela n'avait aucun sens.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Quan tòa vụ án đó - quan tòa Lois Forer - cho rằng điều đó không hợp lý.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Sędzia Lois Forer, która sądziła tą sprawę, uznała że to bez sensu.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Soudkyně tohoto případu, soudkyně Lois Forerová, to považovala za nesmyslné.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Sudkyňa tohto prípadu, Lois Forer, to považovala za nezmyselné.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Η Λόις Φόρερ, η δικαστίνα που ανέλαβε την υπόθεση, σκέφτηκε ότι αυτό δεν είχε νόημα.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Судья по делу Майкла, Лоис Форер, считала, что это неразумно.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.Съдията по делото, Съдия Лоис Форер решила, че това няма никакъв смисъл.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.קובעות מינימום של שנתיים עונש על פשע מעין זה.
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.وكانت القاضية في هذه القضية هو " لويس فورير " وقد رأى ان هذا لا منطقي على الاطلاق
Davanın yargıcı Yargıç Lois Forer bunun çok saçma olduğunu düşündü.それには当たらないと考えました なぜなら彼は初犯で
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Adu-Mi aminte, să ne judecăm împreună, vorbeşte tu însuţi, ca să-ţi scoţi dreptatea.
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Erinnere mich; laß uns miteinander rechten; sage an, wie du gerecht willst sein.
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Fammi ricordare, discutiamo insieme; parla tu per giustificarti
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Hãy nhắc lại cho ta nhớ; chúng ta hãy bình luận cùng nhau; hãy luận lẽ đi, hầu cho ngươi được xưng công bình.
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Házmelo recordar; entremos juntos a juicio. Habla tú para justificarte
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Ingatkanlah Aku, mari kita ke pengadilan, adukan perkaramu supaya nyata bahwa engkau benar
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Juttasd eszembe, no pereljünk együtt, beszéld el, hogy igaznak találtassál!
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.너는 나로 기억이 나게 하고 서로 변론하자 너는 네 일을 말하여 의를 나타내라
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Mind mig, lad vor Sag gå til Doms, regn op, så du kan få Ret!
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Minn mig*, la oss gå i rette med hverandre! Fortell du, så du kan få rett! / {* om det du har gjort for mig.}
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Muistuta sinä minua, käykäämme oikeutta keskenämme; puhu sinä ja näytä, että olet oikeassa.
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Opomni me, pravdajva se skupaj, razloži vendar svoje, da se opravičiš!
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Pripomeň mi, nech sa súdime spolu! Rozprávaj ty, aby si mal pravdu a bol spravedlivý!
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Přiveď mi ku paměti, suďme se spolu; oznam ty, podlé čeho bys mohl spravedliv býti.
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Procura lembrar-me; entremos juntos em juizo; apresenta as tuas razães, para que te possas justificar!
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Przywiedź mi na pamięć, sądźmy się społu; powiedz ty, maszli, czembyś się usprawiedliwił?
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Réveille ma mémoire, plaidons ensemble, Parle toi-même, pour te justifier.
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Ενθυμισον με ας κριθωμεν ομου λεγε συ, δια να δικαιωθης.
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.Подсети Ме, за да се съдим заедно; Представи делото си, за да се оправдаеш.
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.припомни Мне; станем судиться; говори ты, чтоб оправдаться.
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.הזכירני נשפטה יחד ספר אתה למען תצדק׃
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.ذكّرني فنتحاكم معا. حدّث لكي تتبرر.
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.你 要 題 醒 我 、 你 我 可 以 一 同 辯 論 、 你 可 以 將 你 的 理 陳 明 、 自 顯 為 義
‹‹Geçmişi bana anımsatın, hesaplaşalım, Haklı çıkmak için davanızı anlatın.你 要 題醒 我 、 你 我 可以 一同 辯論 、 你 可以 將 你 的 理 陳明 、 自顯為義
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.523 Люди требуют пересмотра дела.
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.Az emberek újratárgyalást követelnek.
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.Die Leute fordern eine neuen Prozess.
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.Folk kræver at retssagen går om.
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.Kansa vaatii uudelleenkäsittelyä.
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.많은 시민들은 재심을 요구하고 있습니다.
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.La gente exige que se repita el juicio.
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.La gente sta chiedendo una revisione del processo.
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.Les gens exigent que le jugement soit réexaminé.
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.Lid se dožaduje znovuotevření případu.
İnsanlar davanın yeniden görülmesini talep ediyor.Ludzie domagają się ponownego rozpatrzenia sprawy.