Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.너는 이웃과 다투거든 변론만 하고 남의 은밀한 일을 누설하지 말라
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Pleiteia a tua causa com o teu próximo mesmo; e não reveles o segredo de outrem;
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Pokonaj svoju pravotu so svojím blížnym a tajomstvo druhého človeka nevyjav,
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Pravdo svojo pravdaj z bližnjim svojim sam, ali skrivnosti drugega ne odkrivaj;
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Prowadź do końca sprawę swoję z przyjacielem twoim, a tajemnicy drugiego nie objawiaj;
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Riitele oma riitasi vastapuolesi kanssa, mutta toisen salaisuutta älä ilmaise.
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Salah faham dengan kawanmu, selesaikanlah hanya dengan dia, tetapi rahasia orang lain janganlah kaubuka
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Srovnej při svou s bližním svým, a tajné věci jiného nevyjevuj,
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Utför din egen sak mot din vederpart, men uppenbara icke en annans hemlighet,
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Εκδικασον την δικην σου μετα του πλησιον σου και μη ανακαλυπτε το μυστικον αλλου
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Веди тяжбу с соперником твоим, но тайны другого не открывай,
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.Разисквай делото си с противника* си сам . Но не откривай чужди тайни,
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.ריבך ריב את רעך וסוד אחר אל תגל׃
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.اقم دعواك مع قريبك ولا تبح بسر غيرك
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.你 與 鄰 舍 爭 訟 、 要 與 他 一 人 辯 論 . 不 可 洩 漏 人 的 密 事
Davanı doğrudan komşunla gör; Başkasının sırrını açıklama.你 與鄰 舍 爭訟 、 要與 他 一 人 辯論.不可洩漏 人 的 密事
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Chẳng ai lấy cớ ngươi cầu thay , để ngươi được ràng_buộc ; ngươi chẳng có thuốc chữa .
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Chẳng ai lấy cớ ngươi cầu thay, để ngươi được ràng buộc; ngươi chẳng có thuốc chữa.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Deine Sache behandelt niemand, daß er dich verbände; es kann dich niemand heilen.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ei kukaan aja sinun asiaasi; sinun haavaasi ei paranneta, se ei kasva umpeen.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Er is niemand die u kan helpen of uw wond kan verbinden. Geen medicijn is er tegen opgewassen.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ingen fører din Sag. For din Byld er ingen Lægedom, for dig ingen Helse.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ingen tager sig an din sak, så att han sköter ditt sår; ingen helande läkedom finnes för dig.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ingen tar sig av din sak, så han klemmer ditt sår ut; lægedom, plaster finnes ikke for dig.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.네 송사를 변호할 자가 없고 네 상처를 싸맬 약이 없도다
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Não há quem defenda a tua causa; para a tua ferida não há remédio nem cura.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Nebude, kdo by přisoudil při tvou k uléčení; lékařství platného žádného míti nebudeš.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Neni toho, kto by riešil tvoju pravotu, neni, kto by vytlačil a obviazal; neni tebe lieku, ktorý by vyhojil.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Niciunul nu-ţi apără pricina, ca să-ţi lege rana; nu -i niciun leac, niciun mijloc de vindecare!
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Nie będzie, ktoby sądził sprawę twoję ku uleczeniu; lekarstwa ku uleczeniu mieć nie będziesz.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Nihče se ne mara potegniti za pravdo tvojo; za rano svojo nimaš zdravila, ne obveze.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.nki sincsen, a ki megítélje a te ügyedet, hogy bekösse [sebedet,] orvosságok és balzsam nincsenek számodra.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.No hay quien juzgue tu causa; no tienes remedio eficaz para tu úlcera
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Nul ne défend ta cause, pour bander ta plaie; Tu n`as ni remède, ni moyen de guérison.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Per la tua piaga non ci sono rimedi, non si forma nessuna cicatrice
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.δεν υπαρχει ο κρινων την κρισιν σου, ωστε να ανορθωθης δεν υπαρχουσι δια σε φαρμακα θεραπευτικα.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.никто не заботится о деле твоем, чтобы заживить рану твою; целебноговрачевства нет для тебя;
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Няма кой да ходатайствува за тебе, За да бъдеш превързан; Ти нямаш целителни лекове.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.אין דן דינך למזור רפאות תעלה אין לך׃
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.ليس من يقضي حاجتك للعصر ليس لك عقاقير رفادة.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.無 人 為 你 分 訴 、 使 你 的 傷 痕 得 以 纏 裹 、 你 沒 有 醫 治 的 良 藥
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.無人為 你 分訴 、 使 你 的 傷痕 得以 纏裹 、 你 沒 有 醫治 的 良藥
Davanın açıldığının öğrenilmesi ardından araştırmaya devam etmeyi reddetti.Men weigerde het onderzoek voort te zetten toen men hoorde dat er al een klacht was ingediend bij de politie.
Davanın açıldığının öğrenilmesi ardından araştırmaya devam etmeyi reddetti.Se negaron a continuar con la investigación cuando se enteraron de que ya había una denuncia en la policía.
Davanın açıldığının öğrenilmesi ardından araştırmaya devam etmeyi reddetti.Они отказались продолжать расследование после того, как узнали, что дело уже было передано в полицию.
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Caz rezolvat, corect?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Einde van de zaak, of niet?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Então caso encerrado, certo?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Entonces, caso cerrado, ¿no?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Fall erledigt?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?그럼, 소송은 끝난것입니다. 그렇죠?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?La discussion est close, non ?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Quindi caso chiuso, giusto?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Så sagen er afsluttet, vel?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Takže - případ uzavřen, pravda?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Vì vậy, vụ kiện kết thúc, đúng không?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Więc sprawa zamknięta, zgadza się?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Έτσι η υπόθεση έχει κλείσει, έτσι δεν είναι;
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Думаете, дело было закрыто?
Davanın kapanması gerekiyor, değil mi?Справу закрито, так?