Ana içeriğe geç
Sözlük

davalı ile cümle

davalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Davalı idama mahkûm edildi.The defendant was sentenced to death.
Davalı bir üst mahkemeye itiraz edecek.The defendant will appeal to a higher court.
Davalının uyuşturucu bağımlılığı öyküsü yoktur.The defendant has no history of drug abuse.
Davalı suçunu itiraf etti.The defendant admitted her guilt.
Davalı lütfen ayağa kalkın.The defendant will please rise.
Hakimler davalıya bazı ek sorular soracak.The bench will ask some additioinal questions to the defendant.
Davalılar Thomas More Hukuk Merkezi tarafından temsil edildi.The defendants were represented by the Thomas More Law Center.
İdare, yargıda daima davalı konumundadır.Almost always, therefore, it will be on the accused.
Söz konusu davada davalı radyo yönetmeni beraat etmiştir.The Broadcasting Authority ruled in favour of the complaint.
Sanıklar, dört suçla yargılandı: Davalarda bütün davalılar, suçu reddetmiştir.In the ensuing trial, the four defendants were convicted on all counts.
Davalı Peter Sunde'yi dinleyebiliriz.Hearing with the defendant Peter Sunde.
Eyalet savcısı Roswall, davalıları mahkeme kararına rağmen-State prosecutor Roswall accused the defendants of contempt-
Carl Lundström, bizimle beraber davalı olanlardan biri-Carl Lundström, one of the co-defendants-
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""The Court of Appeal considers the defendants' contribution proven."
Davalı Park-il Soon, en sonunda küçülerek hiçliğe karışacak.Defendant Park ll-soon will eventually vanish into a dot.
Bu esnada korkunç dava masrafları davalıları borçlarını ödeyerek uzlaşmaya gitmeye mecbur bırakıyor.Meanwhile huge legal fees encourage defendants to pay-up and settle out of court.
17 Kasım'ın Şüpheli Liderini, Müşterek Davalıları Ele VerdiAlleged Leader of November 17 Implicated by Co-defendants
Davalibi görevi kabul etti ancak Savunma Bakanlığını Fevzi Selu'ya vermeyi reddetti.Dawalibi accepted the job but refused to give the defense portfolio to Fawzi Selu.
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir.Beklagter ist derjenige, gegen den sich eine Klage richtet.
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.So braucht der Schuldner keinerlei Gründe anzugeben.
Davalılar Thomas More Hukuk Merkezi tarafından temsil edildi.Les défenseurs, ont quant à eux été représentés par le Thomas More Law Center.
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir.Le plaignant et l'accusé se devaient d'être présents.
Davalılardan biri olan Jackie, kendi savunmasını üstlenmeye karar verir.Un des campeurs, Rudy, a besoin de prendre confiance en lui.
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.L'avocat de la défense n'a pas le droit de contester ces preuves.
Davalılar Thomas More Hukuk Merkezi tarafından temsil edildi.En ambos casos estuvieron representados por abogados del Thomas More Law Center.
Maddi hukuk bakımından hak sahibine davacı, yükümlü olana ise davalı denmektedir.Si alguien cometió un delito, deberá ser juzgado».
Davalılar Thomas More Hukuk Merkezi tarafından temsil edildi.Ответчиков представлял Thomas More Law Center (англ.)русск..
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.Обвиняемый не обязан доказывать свою невиновность.
Genel olarak hukuk dilinde davalının duruşmalara katılmasa bile gıyabında yargılanmasını ifade eder.Компартия хоть и оказывала им помощь на судебном процессе, тем не менее, дистанцировалась от них.
Davalılar Thomas More Hukuk Merkezi tarafından temsil edildi.ومثل محامي الدفاع مركز توماس مور قانوني.
Davalılar Thomas More Hukuk Merkezi tarafından temsil edildi.Os réus foram representados pelo Thomas More Law Center (Centro de Direito Thomas More).
23 davalının 20 si, tıbbi doktorlardı ve bütünüyle Nazi insan deneylerine karışmış olmakla suçlandılar.Vinte dos 23 acusados eram médicos e acusados de se envolver em experimentos humanos nazistas.
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir.De verweerder heet daar gedaagde.
Davalılar Thomas More Hukuk Merkezi tarafından temsil edildi.Obronę reprezentował Thomas More Law Center.
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.Nie ma on natomiast obowiązku udowodnienia winy dłużnika.
Söz konusu davada davalı radyo yönetmeni beraat etmiştir.Nieprawidłowościami podczas aukcji zajęła się prokuratura.
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir.Tilltalad kallas den som vid domstol är åtalad för ett brott.
Genel olarak hukuk dilinde davalının duruşmalara katılmasa bile gıyabında yargılanmasını ifade eder.Ще гірше, коли в суді рідну мову втрачають адвокати.
Buna karşın ceza yargılamalarında davalı tabiri kullanılmaz.Nem meglepő, hogy a kártérítési perekben nem fogadták el a bírók bizonyítékként.
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir.Rikosasiassa rikoksesta syytettyä vastaajaa voidaan nimittää myös syytetyksi.
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir.Ο ενάγων στην αγωγή του οφείλει να κατονομάζει το δικαστήριο προς το οποίο απευθύνεται και τον εναγόμενο.
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir.Er han tiltalt, benævnes han "tiltalte".
Davalıların, isnat edilen suçlarla ilgili cevap vermelerine izin verilmezdi.Dommerne tillod ikke fremlæggelse af beviser fra de tiltalte.
Bu durumda davalının bu zarardan sorumlu olup olmadığının kanıtlanması gerekir.Karena itu ia harus bertanggung jawab atas kerusakan itu. ...
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.Bị cáo không có nghĩa vụ phải chứng minh mình vô tội.
Maddi hukuk bakımından hak sahibine davacı, yükümlü olana ise davalı denmektedir.例えば、債権者が保証人を訴えた場合の主債務者である。
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir.起訴された被疑者は、被告人となる。
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.被告人对此无权拒绝。
23 davalının 20 si, tıbbi doktorlardı ve bütünüyle Nazi insan deneylerine karışmış olmakla suçlandılar.23位被告中的22位為醫師,且遭指控涉入納粹人體實驗與T-4行動等非人道活動。
Miras şirketine dava açılacaksa, mirasçıların tamamı davalı olarak gösterilmelidir.그렇기 때문에 위반자가 명예위원회의 재판에 회부될 경우, 피고인은 항소할 수 있는 권리가 있다.
Bu durumda davalının bu zarardan sorumlu olup olmadığının kanıtlanması gerekir.그러나 이런 배씨의 주장에 대해 검찰은 위증이라고 하였다.
Sanıklar, dört suçla yargılandı: Davalarda bütün davalılar, suçu reddetmiştir.신병을 이유로 재판이 중단된 피고는 4명이고, 재판 도중 자살한 피고는 4명이다.
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.또 피고인은 증거를 제출할 권리도 없다.
Davalılardan biri olan Jackie, kendi savunmasını üstlenmeye karar verir.ג'וזי מחליטה להתקדם עם התביעה לבד.
Miras şirketine dava açılacaksa, mirasçıların tamamı davalı olarak gösterilmelidir.בהיעדר תובע כללי עשוי המשנה לתובע הכללי לכהן כתובע כללי.
Davalı "çocuk", tanıklar da "yaşlı adam" ve "karşı sokaktaki kadın" şeklinde anılır.Обвиняемият е наричан „момчето“, а двамата свидетели съответно: „старецът“ и „жената през улицата“.
İdare, yargıda daima davalı konumundadır.Срещу изменник, правото на иск е винаги валидно.
Buna karşın ceza yargılamalarında davalı tabiri kullanılmaz.По време на обвинителните процеси полът на обвиняемите не е от значение.
Genel olarak hukuk dilinde davalının duruşmalara katılmasa bile gıyabında yargılanmasını ifade eder.Защитната му реч пред съда също помага.
Davalı kişinin bunun aksini ispat etme zorunluluğu yoktur.Posebno zaslišanje krivca ni potrebno ...
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod