Sabırsızlıkla yanıtınızı bekliyorum ve hiçbir hukuksal davanın gerekli olmayacağını umuyorum.Daarvoor was geen proces nodig en er was ook geen mogelijkheid voorzien voor een juridisch verweer.
Çok sayıda davada ölüm cezası verildi.In enkele gevallen wordt al de doodstraf uitgesproken.
Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı.Van de rest kregen de meesten langdurige gevangenisstraffen.
1896'da ortaya çıkan bir olay Dreyfus davasını yeniden gündeme getirdi.In 1899 werd de zaak heropend en werd Dreyfus opnieuw schuldig bevonden.
Dava Temmuz 2011'de kapandı.In juli 2010 werd de zaak afgesloten.
Dava reddedilinceye dek birkaç yıl devam etti.Nadat de gevangenisstraf van enkele jaren was uitgezeten wilde het OM opnieuw vervolgen.
Morgan ise kitaba karşı dava açarak başarılı şekilde saldırıyı püskürtür.Get Ready! spande met succes een rechtszaak aan tegen het blad.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) davası sonuçlandı.In 1994 kwam de zaak voor het Europese Hof voor de Rechten van de Mens (EHRM).
Babam da senin davanın doğruluğunu itiraf ederdi.Hij gaf Mans zijn oordeel over hun betrouwbaarheid.
Aynı davada kendisi de yargılandı.Hij werd tevens gedagvaard.
Aynı durum hukuk davaları için de geçerlidir.Datzelfde geldt voor de rechtbanken.
Bu haklar mirasçılara devredilemeyeceğinden dava konusuz kalır.Dit vruchtgebruik wordt vervult ten koste van de erfgenamen.
25 Nisan - TİKB davasında ömür boyu hapis cezası alan Kenan Güngör kaçtı.Pas op 25 oktober 2002 kon het Openbaar Ministerie een levenslange gevangenisstraf eisen.
Londra'da doğmak onun davasına yardım etmedi.In Londen kwam zij echter niet in actie.
Eğer suçu kabul ederse, yargıç başkaca kanıta gerek duymaksızın davayı karara bağlar.Als de gedaagde niet komt opdagen, zal de rechter de gedaagde in principe bij verstek veroordelen.
Bunun üzerine dava, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşındı.Daarop ging de rederij in beroep bij het Europese hof voor de Rechten van de Mens.
Sonunda dava mahkeme dışında anlaşıldı.De zaak werd uiteindelijk buiten de rechtszaal om opgelost.
Kısa süren dava sonucunda dört idam cezasına çarptırıldı.Uiteindelijk zijn 40 mensen ter dood gebracht onder deze bijzondere rechtspleging.
Bu dava halen sürmektedir.De zaak loopt nog in hoger beroep.
2010'da Vehbi için açılan dava düştü.In 2010 werd een gerechtelijk onderzoek opgestart tegen Audenaert.
Olayda yaralanan Ümmühan Hanım da davayı açarak bize çok yardımcı oldu.Ook de Onze-Lieve-Vrouwekerk raakte bij het geweld zwaar beschadigd.
Bu davalarda kolaylıkla idam kararı verirdi.Hij ontliep hiermee een doodvonnis.
Pacifica Foundation DavasıStichting Animal Freedom
Çeşitli hassas davalara bakmıştır.Hij werd met verschillende gevoelige opdrachten belast.
Görev alanına giren davalar HMK madde 4'te sayılmıştır.Bijvoorbeeld: Het openbaar vervoer Het lijdend voorwerp 4.
Bu toplantı bilge siyasi liderin Azerbaycan`ı bağımsızlığa götürecek dava yolunun başlangıcıydı.De gebeurtenis legde het fundament voor een onafhankelijk Azerbeidzjan.
Sayesinde bu iki davada mahkûm edilmiş iki kişi salındı.Twee vrouwen werden in soortgelijke zaken vrijgesproken.
Bu konuda kendisine açılan hakaret davasını kaybetmiştir.Zij heeft hierop klacht tegen hem ingediend.
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir.De verweerder heet daar gedaagde.
Çok sayıda gözaltılar ve siyasi davalar yaşandı.Hij had vele kerkelijke en politieke activiteiten.
23:1 Davacının akrabaları şahitlik yapmamalı Deut.In de 23e druk komt de familie uiteraard niet voor.
Dev-Sol davasından idam istemiyle yargılandı.Hij werd door het Bijzonder Gerechtshof van Leeuwarden ter dood veroordeeld.
Hakkında açılan yolsuzluk davasından 2009 yılında beraat etti. ^ "Nerdesin sevgilim".Maartje Wortel debuteerde in 2009 met de verhalenbundel Dit is jouw huis bij De Bezige Bij.
Lynaugh davasında, Amerika Birleşik Devletleri Beşinci Bölge Temyiz Mahkemesi ise Bigby v.6 - Het Hooggerechtshof van de Verenigde Staten verklaart in de zaak Lochner v.
"Karşıyaka dâvâyı kazandı".De NA won het referendum.
Kral, Frank geleneğinin davamı, krallığın önde gelen soyluları tarafından resmen seçilirdi.Het hof wilde de dood van de koning beslist in de koningsgezinde ochtendkranten gepubliceerd zien.
Dava faili meçhul olarak kaldı.De klacht tegen hem bleef hangende.
Bu sebeple Nintendo'ya dava açılması bile gündeme geldi.Dit was echter niet de reden voor zijn daaropvolgende vertrek bij Nintendo.
Bütün Los Santos halkı bu dava sonucunda Tenpenny'nin tutuklanmasını istiyorlardı.In Los Santos breken overal rellen uit als blijkt dat Tenpenny, die gearresteerd is, wordt vrijgesproken.
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.Alleen als de aanklager meer bewijsmateriaal over kon leggen zou hij opnieuw om vervolging kunnen vragen.
Her iki davada da anlaşmaya varıldı.De twee partijen kwamen echter tot een overeenkomst.
20 Temmuz 2004'teki duruşmada ise dava, tüm sanıkların beratıyla sonuçlandı.Op 23 juni spraken de rechters hem daarom vrij van alle aanklachten.
Bir süre dava vekilliği yaptı.Zo voorkwam hij een langdurige rechtszaak.
Velma Billy'ye davası için planladığı bütün hileleri göstermeye çalışır ("When Velma Takes The Stand").Velma próbuje pokazać Billy'emu wszystkie sztuczki zaplanowane na jej proces (When Velma Takes The Stand).
Davalılar Thomas More Hukuk Merkezi tarafından temsil edildi.Obronę reprezentował Thomas More Law Center.
Gamarra Herrera eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori karşı davasında kurbanların savunucusu olmuştur.Gamarra Herrera był przedstawiciel rodzin ofiar w procesie przeciwko byłego prezydenta Alberto Fujimori.
20 Dava Dosyası.20 dokumentów.
Poe, gazetenin editörü Francis Duffee'ye karşı, hakaret sebebiyle dava açtı.Poe wniósł sprawę do sądu o zniesławienie przeciwko redaktorowi gazety Francisowi Duffee.
Palyaçolardan, korsanlardan ve davacılardan korkar.Boi się klaunów i świń.
Neden o kadar azim, müşkül bir dava içine girdik?Po cóż było tak długo i bezskutecznie mnie prześladować?
Cena, 1 Mayıs 2012 tarihinde eşine boşanma davası açtı ve bu ikili 18 Temmuz'da boşandı.1 maja 2012 Cena wniósł pozew o rozwód, który został sfinalizowany 18 lipca.
Sonunda dava mahkeme dışında anlaşıldı.Sprawa została załatwiona poza sądem.
Davanın daha önceki adı Obergefell v.Sąd powołał się na wyrok w sprawie Obergefell v.
Herhangi bir kan davası ya da kronik uyuşmazlığı yoktur.Nie ma dowodów na występowanie przypadków przebiegu krwotocznego ani neuroinwazji.
Fakat açılan davaların hiçbirinden sonuç alınamamıştır.Nie zgadzam się z żadnym ze stawianych mi oskarżeń.
Davada 1477 sanık var.Na pobyt czasowy na terenie Głogowa zameldowanych jest 1477 osób.
Board of Education davasında kamu okullardaki ırk ayrımının anayasaya aykırı olarak ilân edilmesidir.Orzeczenie głosiło, że podział rasowy w szkołach publicznych jest sprzeczny z Konstytucją.
Doktorlar davası (resmi olarak Amerika Birleşik Devletleri v.Proces lekarzy (oficj. proces USA vs.
Alabama davasında karara bağlanmıştır).Wyrok odbyła w Alderson.
(Mektubun tam metni için tıklayınız) Dava 30 Kasım 2011 tarihinde tekrar açılmıştır.Wyrok wydany został na posiedzeniu zamkniętym 30 listopada 2010 roku.