Ana içeriğe geç
Sözlük

dava ile cümle

dava kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Proje, MGM ve Halcyon arasındaki dava yüzünden askıya alındı.Un procès sur les droits de distribution de la franchise oppose MGM et Halcyon,.
Sonunda dava mahkeme dışında anlaşıldı.L'affaire a finalement été réglée en dehors des tribunaux.
Böylece dava kapsamında tutuklu bulunanların sayısı 111'e yükseldi.Au sens de cette loi, le nombre de députés a été maintenu à 111.
Clarence Holmes gruba 1990 yılında katılmış ve ardından 1999 yılında gruba karşı dava açmıştır.Ready Rock C quitte le groupe en 1990, et les poursuit en justice en 1999.
Bu önerme kurgusal bir çocuk velâyet davası ile gösterilmiştir.Ceci a été démontré en utilisant un cas fictif de garde d'enfant.
Bunun sebebi, tüm davalarda tarafın belirlenmesi açısından genelgeçer bir kriter öngörmesidir.En effet, d'une part, l'article interdit toute type de discrimination fondée sur n'importe quel critère.
30 Ağustos 2013 günü CAS bu davanın kararını açıkladı.Le 9 novembre, le Times critique cette décision.
Yargılandığı tüm davalardan Yargıtay aşamasında beraat etti.Il assista personnellement à chaque procès dont il s'occupait.
Bu dava Brezilyalı futbolcu Matuzalem ile ilgiliydi.Cet article concerne un arbitre brésilien de football.
20th Century Fox, sonradan bu ürünleri üretenlere dava açtı ve üreticiler, bunları üretmeyi bıraktı.20th Century Fox a poursuivi le créateur des tee-shirts, qui a finalement accepté de cesser de les fabriquer.
Bir süre dava vekilliği yaptı.Elle couvre pendant un temps des affaires judiciaires.
Kişi, başkasına dava açmak için bir avukattan yardım alabilir.Le plaignant peut faire appel à un avocat.
Hakkında 114 dava aynı zaman diliminde açılmış ve 100 yılı aşan süre mahkûmiyeti gündeme gelmişti.Cependant, ce qui devient connu pour être le procès des 114 se termine avec seulement 10 condamnations.
Çok sayıda dava açtılar.Plusieurs procès sont lancés.
30 Aralık 1960'ta Peiper verdiği sözleri yerine getirmek için Porsche'ye dava açtı.Peiper engage, le 30 décembre 1960, un procès contre son employeur pour obtenir ce qui lui avait été promis.
Davada, 7 sanığın tutuklanmasına neden olan ihbar asılsız çıkmıştır.L'association déplore le fait que seuls 7 cas ont donné lieu à des condamnations.
Yalan davalar ve dedikodular başladı.Cela a donné lieu à des rumeurs et des ragots.
Çok sayıda davada ölüm cezası verildi.Dans la plupart des cas, la peine de mort avait été prononcée.
Woodley daha sonraları serbest bırakıldı ve dava sonuçsuz kaldı.Woodley est ensuite libéré, sa libération faisant polémique, et l'affaire reste non élucidée.
1968'de dinden çıkma (irtidad) suçlamasıyla hakkında dava açıldı ancak dava düştü.Il fut soupçonné de participation à la révolution de 1934 mais l'affaire fut classée.
Hükümet buna siyasal davalar açarak karşılık verdi.Le parti le justifie par des problèmes administratifs.
2009 yılı Nisan ayında, savcılık makamları sonunda aleyhindeki davayı düşürdü.En 1996, l'administration des douanes perd son procès contre lui.
1987 yılında davadan beraat etmiştir.L'affaire fut classée en 1987.
24 Kasım 2010 tarihinde davanın yeniden açılacağı açıklandı.Le 24 novembre 2000, ce dernier se dit prêt à témoigner.
Dava Vekilliği yapmıştır.Elle porte plainte.
Davarlarını otlatırlar ve çevreyi tanırlar.Il y explore le village et ses environs.
Hüküm, bir dava mahkemesinin hukuksal uyuşmazlığı çözen son kararıdır.La première est le défaut d'exécution d'une décision de justice.
Babam da senin davanın doğruluğunu itiraf ederdi.Le tribunal reconnait le bien-fondé de leur action.
Alabama davasında karara bağlanmıştır).Article détaillé : Réclamations de l'Alabama.
Irkçılık-Turancılık davası için hazırlanan 47 kişilik raporda ismi geçti.Les noms de trente-sept interrois nous sont parvenus.
Bu cezalandırmanın temel nedeni Gırnata Emirleri ile aralarında oluşan kişisel bir kan davası idi.Une période de persécution sanglante s'ensuit à leur égard.
Ardından boşanma davası açar.De même, elle va entamer la procédure de divorce.
Bu görevinden olaylı bir şekilde ayrıldı ve uzun süren bir tazminat davası sürdürdü.Cette nomination a été négociée pour éviter une procédure judiciaire longue et coûteuse,.
R. Kelly, 75 milyon dolarlık sözleşmesinin ihlâli nedeniyle 2 Kasım'da Jay-Z'ye dava açtı.Kelly lance aussi un recours en justice de $75 millions contre Jay-Z pour l'avoir annulé de sa tournée.
1922-1923 yıllarında Paris'te bulundu ve Julian Akademisi'nde davam etti.De 1920 à 1922, il a étudié à l'Académie Julian à Paris.
Şeriat mahkemeleri, çoğu sivil ve ceza davaları için genel yargı yetkisine sahiptir.Les tribunaux islamiques sont compétents sur la plupart des affaires pénales ou civiles.
Bu dava hâlâ yargı sürecinde.Le dossier est encore pendant par devant la justice.
Yıldırım 49’lar Davası’nın sanıklarındandır.1988 : procès des « 4 CCC ».
Jürilerinin hepsinin Hristiyan olduğu ses getiren bu davada 1913'te beraat etti.Il est acquitté en 1913 par un jury entièrement composé de chrétiens, après un procès à sensation.
Dev-Sol davasından idam istemiyle yargılandı.Il a été inculpé dans l'affaire OM-VA.
Sözlüğe açılan ilk dava 2006'da esrar başlığında yer alan içerikten dolayı olmuştur.Le tribunal administratif donne raison dans un premier temps au préfet en 2006.
Bir de üzerine dava açıyor” diye konuştu.Et elle se tourne vers l’accusée : « ...
25 Mart 2009 Ergenekon davasının 2. iddianamesi mahkeme tarafından kabul edildi.La peine a été confirmée le 24 mars 2009 par la cour d'appel d'Angers.
Geriye kalan 300 davanın 110 kadarında ceza verilmiş, birçoğu ertelenmiştir.Sur les 238 accusés, 110 furent condamnés et des millions de dollars furent récupérés.
Susurluk davası dördüncü yılın sonunda karara bağlandı.C'est pourquoi, à sa propre demande, la disputatio fut interrompue le quatrième jour.
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir.Le plaignant et l'accusé se devaient d'être présents.
1923'te, meşhur bir diplomatın kızı olan Refika Davaz ile evlenmiştir.En 1923, il épouse Refika Davaz, la fille d'un diplomate renommé.
O da bu durumu mahkemeye sunmak istedi fakat mahkeme dava sürecine onu katmadı.Il peut rédiger une plaidoirie, mais il sera absent du procès.
1999-2000 sezonu Galatasaray için de Davala için de unutulmaz bir sezon oldu.La saison 1997-1998 est une très bonne saison pour Méthélie et les siens.
Heyman, Triple H'i kendisine saldırmasından ve darp etmesinden dolayı başka bir dava daha açmakla tehdit etti.Heyman le menace alors d'une autre poursuite en justice pour avoir levé la main sur lui.
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.Une remise proforma d'un procès peut être demandée afin de remettre un procès à une date ultérieure.
Ertesi gün dava iki hafta süreyle ertelendi.La sentence est exécutée deux jours plus tard.
Görevli 20 polis hakkında dava açıldı.La justice l'a relaxé des 19 chefs d'accusation.
Binekler de karakterin kendisi gibi seviye atlar ve karaktere davasında daha çok yardımcı oluyor.Depuis le quatrième tome, les chevaux ont la parole autant que les personnages humains.
Dilekçeyi hazırlayanlar hakkında önce soruşturma, sonra dava açıldı.Les plaignants sont déboutés en première instance, puis en appel.
13 yaşında bir kızla cinsel ilişkiye girme suçuyla hakkında dava açılmıştı.Auteur d'un viol en réunion sur une fillette de treize ans.
Temyiz sonucu bu davadan da beraat etti.On ignore l'issue de ce procès.
Davayı Aralık 2010'da Hangeng kazandı.En 2010, il remporte le procès.
Her mahkemede bulunan halk savcısı gerekli görülen davaları açmakla görevlidir.Ces commissions procèdent en séance publique à toutes les enquêtes qu'elles jugent nécessaires.
İlk Ergenekon davası 25 Temmuz 2008'de açıldı.Le procès effectif de Hamdan commença le 21 juillet 2008.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod