Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Darwin je na primer hodil na dolge samotne sprehode po gozdu in je prijazno zavračal vabila na večerje.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Darwin maakte lange wandelingen in de bossen en wees uitnodigingen voor etentjes met klem af.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Darwin machte allein lange Spaziergänge im Wald und lehnte Einladungen zu Dinnerpartys nachdrücklich ab.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Darwin na przykład odbywał w samotności długie spacery po lesie i zdecydowanie unikał towarzyskich spotkań.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Esimerkiksi Darwin teki pitkiä, yksinäisiä kävelyretkiä ja kieltäytyi tiukasti illalliskutsuista.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Így Darwin is hosszú sétákat tett meg egyedül az erdőben, és empatikusan leszerelte a vacsorameghívásokat.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.그래서 찰스 다윈은, 홀로 숲 속을 거닐었고, 단호하게 저녁 식사 파티의 초청을 거절했습니다.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Maka Darwin, dia berjalan jauh sendirian di dalam hutan dan secara empatik menolak undangan pesta makan malam.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Pensemos en Darwin, él daba largas caminatas por el bosque y rechazaba enfáticamente invitaciones a fiestas.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Så Darwin, han gik lange ture alene i skovene og afviste kategorisk invitationer til aftenselskaber.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Třeba Darwin chodíval sám na dlouhé procházky v lesích a důrazně odmítal pozvánky na večerní sešlosti.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Vì thế mà Darwin, ông hay tản bộ trong rừng mạnh mẽ từ chối những lời mời ăn tối.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Ο Δαρβίνος, έκανε μεγάλους περιπάτους μόνος του στο δάσος και εμφατικά απέρριπτε προσκλήσεις για δείπνα.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.И така, Дарвин е правил дълги разходки в горите и категорично е отказвал покани за вечери.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Например, Дарвин любил гулять по лесу в одиночестве и твёрдо отказывался от приглашений на званые обеды.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.Скажімо, Дарвін полюбляв прогулянки лісом на самоті і навідріз відмовлявся від запрошень на вечері.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.למשל דארווין, שיצא להליכות ארוכות ביער בגפו. והיה דוחה נחרצות הזמנות לארוחות.
Darwin, ağaçlar arasında uzun yürüyüşlere çıkardı ve akşam yemeği davetlerini reddederdi.لذا دارون، كان يسير طويلاً في الغابات وكان للأسف يرفض العديد من دعوات العشاء.
Darwinaustria. kgmaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria.kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria.kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmDarwinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmHarbinaustria. kgm
Darwinaustria. kgmΝτάργουινaustria. kgm
Darwinaustria. kgmДарвінaustria. kgm
Darwinaustria. kgmבחריןaustria. kgm
Darwinaustria. kgmداروينaustria. kgm
Darwinaustria. kgmダーウィンaustria.kgm
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım;Darwin azt mondta:
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım;Darwin dijo:
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım;Darwin povedal:
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım;Darwin powiedział:
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım;Darwin sagte:
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım;다윈은 "나는 결코 신의 존재를
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin a dit, "Je n'ai jamais été athée au sens de nier l'existence d'un Dieu.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin a spus, "N-am fost niciodată un ateu în sensul de a nega existența lui Dumnezeu.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin řekl, "Nikdy jsem nebyl ateista v tom smyslu, že bych popíral existenci Boha.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin sagde, "Jeg har aldrig været en ateist i forstanden at benægte Guds eksistens.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin sa, "Jag har aldrig varit en ateist i den meningen att förneka existensen av en gud.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin zei, "Ik ben nooit een atheïst geweest in de zin dat ik het bestaan van een god ontken.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin zei, "Ik ben nooit een atheïst geweest in de zin dat ik het onstaan van God ontken.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa.""En ole koskaan ollut ateisti siinä mielessä että kieltäisin Jumalan olemassaolon.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa.""Eu nunca fui um ateu no sentido de negar a existência de Deus.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa.""Io non sono mai stato un ateo, nel senso di negare l'esistenza di un Dio.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Kata Darwin, "Saya tak pernah menjadi ateis dalam arti menyangkal eksistensi Tuhan.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa.""Nikoli nisem bil ateist v smislu zanikanja obstoja boga.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Ο Δαρβίνος είπε, "Δεν ήμουν ποτέ άθεος με την έννοια της άρνησης ύπαρξης του Θεού.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Дарвин е казал, "Аз никога не съм бил атеист в смисъл да отричам съществуването на един бог.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa.""Я никогда не был атеистом в смысле отрицания самого существования Бога.