dara ile cümle
dara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Enab Baladi 236. Sayı. Daraya'nın düşüşünden kısa süre sonra.Τεύχος Νο 236 της εφημερίδας Enab Baladi, λίγο μετά την πτώση της Νταράγια.
Enüst Düzeyi DaraltA felső szint összecsukása
Enüst Düzeyi DaraltBovenste niveau invouwen
Enüst Düzeyi DaraltCo lại cấp đầu
Enüst Düzeyi DaraltContraer nivel superior
Enüst Düzeyi DaraltContrai livello superiore
Enüst Düzeyi DaraltFäll ihop toppnivå
Enüst Düzeyi DaraltFechar o Nível de Topo
Enüst Düzeyi DaraltFold topniveau sammen
Enüst Düzeyi Daralt꼭대기 단계 접기
Enüst Düzeyi DaraltOberste Ebene einklappen
Enüst Düzeyi DaraltPienennä päätaso
Enüst Düzeyi DaraltReplier le plus haut niveau
Enüst Düzeyi DaraltRestrînge nivelul superior
Enüst Düzeyi DaraltSbalit vrchní úroveň
Enüst Düzeyi DaraltZbaliť najvyššiu úroveň
Enüst Düzeyi DaraltZloži vrhnjo raven
Enüst Düzeyi DaraltZwiń szczytowy poziom
Enüst Düzeyi DaraltΣύμπτυξη άνω επιπέδου
Enüst Düzeyi DaraltЗгорнути верхній рівень
Enüst Düzeyi DaraltСвернуть все
Enüst Düzeyi DaraltСвиване на най- горното ниво
Enüst Düzeyi Daraltקפל רמה ראשית
Enüst Düzeyi Daraltطي المستوى الأعلى
Enüst Düzeyi Daraltトップレベルをたたむ
Evrensel etkiyi gördükten sonra, asıl değer verdiğimiz şeye daralttık, temizlik ve kolaylığa.Depois de ver este impacto global, chegamos à nossa proposta chave que era limpeza e comodidade.
Evrensel etkiyi gördükten sonra, asıl değer verdiğimiz şeye daralttık, temizlik ve kolaylığa.Keď sme pochopili tento globálny dopad, zredukovali sme naše kľúčové tvrdenia na čistotu a pohodlie.
Evrensel etkiyi gördükten sonra, asıl değer verdiğimiz şeye daralttık, temizlik ve kolaylığa.이러한 엄청난 효과를 보고, 우리는 드라이배스를 우리의 핵심 가치 과제로 좁혔습니다. 그건 청결함과 편의성이었습니다.
Evrensel etkiyi gördükten sonra, asıl değer verdiğimiz şeye daralttık, temizlik ve kolaylığa.Setelah melihat dampak global ini, kami mempersempitnya pada nilai kunci kami yaitu kebersihan dan kenyamanan.
Evrensel etkiyi gördükten sonra, asıl değer verdiğimiz şeye daralttık, temizlik ve kolaylığa.Widząc ten globalny wpływ, zaważyliśmy ofertę kluczowych korzyści do czystości i wygody.
Evrensel etkiyi gördükten sonra, asıl değer verdiğimiz şeye daralttık, temizlik ve kolaylığa.Зрозумівши, який глобальний ефект це дає, ми звузили його до наших першочергових цілей - чистота та зручність.
Evrensel etkiyi gördükten sonra, asıl değer verdiğimiz şeye daralttık, temizlik ve kolaylığa.След като разбрах това глобално значение, го доведох до три ключови предложения, които са чистота и удобство.
Evrensel etkiyi gördükten sonra, asıl değer verdiğimiz şeye daralttık, temizlik ve kolaylığa.Эту пользу для всего мира мы сформулировали в нашем главном девизе: чистота и удобство.
Evrensel etkiyi gördükten sonra, asıl değer verdiğimiz şeye daralttık, temizlik ve kolaylığa.אחרי שראינו את ההשפעה העולמית, צמצמנו את זה לערך המרכזי של התכנית העסקית שלנו, שהוא נקיון ונוחות.
Evrensel etkiyi gördükten sonra, asıl değer verdiğimiz şeye daralttık, temizlik ve kolaylığa.この活動を 重要な命題に掘り下げました ずばり「清潔」と「利便性」です ドライバスは 裕福な人の便利グッズであり
Freedom, o motoru çalıştırmanın bir yolunu bulun. Zamanınız daralıyor.Dovete accendere quel motore, Freedom.
Freedom, o motoru çalıştırmanın bir yolunu bulun. Zamanınız daralıyor.Freedom, starten.
Freedom, o motoru çalıştırmanın bir yolunu bulun. Zamanınız daralıyor.Freedom, vžgite motorje.
Freedom, o motoru çalıştırmanın bir yolunu bulun. Zamanınız daralıyor. Haydi, çalıştırın o motoru, Freedom!Freedom, liguem o propulsor. o tempo está a contar. <i>Liguem o propulsor, Freedom.</i>
Freedom, o motoru çalıştırmanın bir yolunu bulun. Zamanınız daralıyor.Không còn nhiều thì giờ đâu! <i>Cố lên!
Freedom, o motoru çalıştırmanın bir yolunu bulun. Zamanınız daralıyor.Koukejte nahodit ten motor.
Freedom, o motoru çalıştırmanın bir yolunu bulun. Zamanınız daralıyor."Ελευθερία", ενεργοποίησε τον κινητήρα.
Freedom, o motoru çalıştırmanın bir yolunu bulun. Zamanınız daralıyor."Фрийдъм", включете двигателя.
Freedom, o motoru çalıştırmanın bir yolunu bulun. Zamanınız daralıyor."Фрийдъм", включете двигателя.
Freedom, o motoru çalıştırmanın bir yolunu bulun. Zamanınız daralıyor.فريدم أشعل هذا المحرك لو لم توجد طريقة حاولوا إيجاد طريقة الوقت يمضى
Genişlet/daralt aracı, gerçek anlamda herhangi bir düz yüzeyi iter veya çeker. Bunu, basit kutumuzda deneyin:밀기/끌기 도구는 모든 종류의 평면을 밀거나 끄는 기능입니다. 간단한 상자에서
Genişlet/daralt aracı, gerçek anlamda herhangi bir düz yüzeyi iter veya çeker. Bunu, basit kutumuzda deneyin:L'outil "Pousser/Tirer" peut être appliqué à toutes les surfaces planes.
Genişlet/daralt aracı, gerçek anlamda herhangi bir düz yüzeyi iter veya çeker. Bunu, basit kutumuzda deneyin:Narzędzie Wepchnij/Wyciągnij dosłownie wpycha lub wyciąga dowolną płaską powierzchnię.
Genişlet/daralt aracı, gerçek anlamda herhangi bir düz yüzeyi iter veya çeker. Bunu, basit kutumuzda deneyin:練習しましょう クリックで引き出して
Genişlet/daralt aracı, gerçek anlamda herhangi bir düz yüzeyi iter veya çeker.Esta herramienta empuja o tira de cualquier superficie plana.
Genişlet/daralt aracı, gerçek anlamda herhangi bir düz yüzeyi iter veya çeker.Klicken Sie zum Beenden. Mit diesem Tool können Sie auf jeder ebenen Oberfläche arbeiten.
Genişlet/daralt aracı, gerçek anlamda herhangi bir düz yüzeyi iter veya çeker.Lo strumento Spingi/tira spinge o tira letteralmente qualsiasi superficie piana.
Genişlet/daralt aracı, gerçek anlamda herhangi bir düz yüzeyi iter veya çeker.Met dit gereedschap kunt u een vlak oppervlak vervormen.
Genişlet/daralt aracı, gerçek anlamda herhangi bir düz yüzeyi iter veya çeker.Nástroj Tlačit nebo táhnout doslova zatlačí či vytáhne jakýkoli rovný povrch.
Göremediğim için alevleri ne kadar daraltayım bilmiyorum.En näe, kuinka paljon liekkejä pitää hillitä.
Göremediğim için alevleri ne kadar daraltayım bilmiyorum.-Hur mycket måste jag hålla tillbaka?
Göremediğim için alevleri ne kadar daraltayım bilmiyorum.- Hvor meget skal jeg holde tilbage?
Göremediğim için alevleri ne kadar daraltayım bilmiyorum.Não consigo ver, por isso não sei qual a intensidade das chamas.
Göremediğim için alevleri ne kadar daraltayım bilmiyorum.Nie wiem, jak bardzo ograniczyć płomienie.
Göremediğim için alevleri ne kadar daraltayım bilmiyorum.Non ci vedo, non so quanto devo soffocare le fiamme.