Ana içeriğe geç
Sözlük

dara ile cümle

dara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?Hoe kunnen we deze kloof versmallen in de loop der jaren?
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?Hvordan kan vi slå bro over, eller lad os sige indsnævre denne kløft i løbet af årene?
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?Jak możemy zmniejszyć tą przepaść w następnych latach?
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?Jak můžeme přemostit, nebo řekněme srovnat ten rozdíl v průběhu budoucích let?
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?어떻게하면 이 간격을 수 년내에 좁힐 수 있을까요?
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?Làm thế nào để lấp đầy, hoặc ít nhất là thu hẹp khoảng cách này, trong vòng vài năm?
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?Wie können wir diese Kluft verringern, in Verlauf der nächsten Jahren?
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?Πώς θα γεφυρώσουμε ή θα μειώσουμε το χάσμα με το πέρασμα των ετών;
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?Как можем да преодолем, или да намалим, тази разлика в течение на годините?
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?Как мы можем преодолеть, или лучше сказать, уменишить этот разрыв в течение нескольких лет?
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?כיצד נגשר או נצמצם את הפער הזה? במרוצת השנים?
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?كيف يمكننا أن العبور، أو دعنا نقول نضيق، هذه الفجوة في غضون السنين؟
Bu boşluğu yıllar içinde nasıl aşabiliriz, ya da nasıl daraltabiliriz?もしくは狭くすることができるでしょうか? まず より強く 役に立つ
Bu kalbi besleyen damarlardan biri, ana damarlardan biri, ve buradaki daralmayı görebilirsiniz.Dette er en af de blodårer der fodrer hjertet, en af hovedpulsårerne, og man kan se forsnævringen her.
Bu kalbi besleyen damarlardan biri, ana damarlardan biri, ve buradaki daralmayı görebilirsiniz.Dit is één van de slagaders die het hart van bloed voorziet, je kunt hier de vernauwing zien.
Bu kalbi besleyen damarlardan biri, ana damarlardan biri, ve buradaki daralmayı görebilirsiniz.Esta es una de las arterias que alimentan el corazón y aquí se aprecia la reducción.
Bu kalbi besleyen damarlardan biri, ana damarlardan biri, ve buradaki daralmayı görebilirsiniz.이 중 심장을 지탱하는 큰 동맥중에 하나에서 경화가 시작된게 보입니다.
Bu kalbi besleyen damarlardan biri, ana damarlardan biri, ve buradaki daralmayı görebilirsiniz.To jedna z tętnic, która zasila serce, jedna z głównych, możecie zauważyć tu zwężenie.
Bu kalbi besleyen damarlardan biri, ana damarlardan biri, ve buradaki daralmayı görebilirsiniz.Αυτή η αρτηρία τροφοδοτεί την καρδιά, είναι μια από τις κύριες αρτηρίες, και μπορείτε να δείτε το στένωμα εδώ.
Bu kalbi besleyen damarlardan biri, ana damarlardan biri, ve buradaki daralmayı görebilirsiniz.Вот одна из артерий, которая снабжает сердце кровью, здесь и наблюдается сужение.
Bu kalbi besleyen damarlardan biri, ana damarlardan biri, ve buradaki daralmayı görebilirsiniz.זה אחד העורקים שמוביל ללב, אחד העורקים הראשיים, ואתם יכולים לראות את ההיצרות כאן.
Bu kalbi besleyen damarlardan biri, ana damarlardan biri, ve buradaki daralmayı görebilirsiniz.هذا أحد الشرايين الرئيسية المسؤوله عن تغذية القلب, يمكننا أن نرى التضيق هنا.
Bu kalbi besleyen damarlardan biri, ana damarlardan biri, ve buradaki daralmayı görebilirsiniz.ここに狭窄が見られます 1年後 良くなっています 普通は悪くなるばかりです
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.A jutalom tulajdonképpen csőlátást okoz, és korlátozza a lehetőségeinket.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Belønningen indsnævrer vores fokus og det begrænser vores mulighed.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.De beloning versmalt onze focus en beperkt onze mogelijkheden.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Diese Belohnung begrenzt tatsächlich unser Blickfeld und beschränkt unsere Möglichkeiten.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Esa recompensa estrecha nuestro punto focal y restringe nuestra posibilidad.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Et cette récompense limite en réalité notre vision et restreint nos possibilités.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Hadiah sebenarnya mempersempit fokus kita dan membatasi peluang yang dapat diraih.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.보상은 실제로 우리의 시야를 좁혀서 가능성을 제약합니다.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.La ricompensa in realtà restringe l'attenzione. e riduce le nostre possibilità.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Nagroda zawęża naszą uwagę i ogranicza nasze możliwości.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Nestes casos, as recompensas estreitam o nosso foco e limitam a possibilidade de sucesso.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Odměna totiž zužuje naše vnímání a omezuje naše možnosti.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Odmena totiž zužuje naše vnímanie a obmedzuje naše možnosti.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Palkinto itse asiassa kaventaa näkökenttäämme ja rajoittaa mahdollisuuksiamme.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Phần thưởng thu hẹp lại tầm nhìn của chúng ta và giới hạn lại khả năng của chúng ta.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Recompensa de fapt îngustează zona noastră de concentrare şi restrânge posibilităţile noastre.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Στην πραγματικότητα, η ανταμοιβή περιορίζει την προσοχή μας και περιστέλλει τις δυνατότητές μας.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.И тут именно награда, фактически, сужает наш фокус и ограничивает наши возможности.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Тази награда всъщност стеснява нашия фокус и ограничава възможностите ми.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.Це заохочення власне звужує наше поле зору, і зменшує простір розв'язків.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.התגמול למעשה מצמצם את ההתמקדות שלנו ומצמצם את האפשרויות שלנו.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.تلك المكافأة في الواقع تحدد التركيز وتقيد إمكانياتنا.
Bu ödül odağımızı daraltır ve olasılıklarımızı kısıtlar.私たちの可能性を限定してしまうのです これがどうしてそんなに重要なことなのでしょうか
Buradaki değişkenleri daraltmak zorundayız.변할 수 있는 값을 생각해 보아야 합니다
Buradaki değişkenleri daraltmak zorundayız.Musíte definovat množinu hodnot.
Buradaki değişkenleri daraltmak zorundayız.علينا ان نقيد القيم المتغيرة هنا
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.Alors elle a avalé un des gâteaux, et j'ai été ravi de voir qu'elle a commencé rétrécissement directement.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.Así que se tragó una de las tortas, y estaba encantado de encontrar que comenzó la reducción directamente.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.A tak se polykají jeden z koláče, a byl rád, zjistíte, že začala zmenšuje přímo.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.Così ha ingerito uno dei dolci, ed è stato felice di scoprire che ha iniziato contrazione direttamente.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.Dus ze slikte een van de cakes, en was blij te zien dat ze begon krimpen direct.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.Então ela engoliu um dos bolos, e ficou encantada ao descobrir que ela começou a encolher diretamente.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.Így hát lenyelte az egyik sütemények, s örömmel állapította meg, hogy elkezdett csökkenő közvetlenül.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.Jadi dia menelan salah satu kue, dan senang untuk menemukan bahwa dia mulai menyusut secara langsung.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.그래서 그녀는 케이크 중 하나를 삼킨하고, 그녀가 줄어들고 시작 발견 기쁘게 생각했습니다 직접.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.Niinpä hän niellyt yksi kakkuja, ja minua ilahdutti löytää, että hän alkoi kutistuu suoraan.
Bu yüzden kek yuttu ve o daralma başladığını bulmak için sevindi doğrudan.Så hon svalde en av kakor, och var glad att finna att hon började krympa direkt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod