dar ile cümle
dar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Allah darlık da verir, genişlik de verir. Hepiniz de O'na döndürülüp götürüleceksiniz.For God withholds and enlarges, and to Him you will return.
Gerçekten biliriz ki, onların söylediklerine göğsün daralıyor.We are well aware that you are disheartened by what they say.
"Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver."My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;
Onlar görmediler mi ki, Allah dilediği kimseye rızkı serer ve daraltır.Do they not see God increases or decreases the means of whosoever He please?
Peygambere Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur.There is no constraint on the Prophet in what God has decreed for him.
Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.Then he started striking them down with his right hand.
O dilediğine rızkı genişletir ve daraltır.He increases or decreases the provision of any one He will.
Rabbin seni bırakmadı ve darılmadı.Your Lord has neither left you, nor despises you.
Hiddetini tutamıyarak iyice yaklaşıp putlara kuvvetli bir darbe indirdi.Then he started striking them down with his right hand.
O halde sen onları, darbe yiyip çarpılacakları güne kadar kendi hallerine bırak!So, leave them until they face their day (of doom) when they will be stunned.
Dağlar darmadağın edilip parçalandığı,The mountains bruised and crushed,
Belini kıran darbeyi yediğini hisseder. [3,106; 80,37-42; 88,2-10]Fearing that a great disaster is going to befall them.
Senin Rabbinin darbesi çok müthiştir.The grip of your Lord is severe indeed!
Ama yine denemek için nasibini daraltınca O: “Rabbim beni zelil, perişan etti!” der.But when He tries him by restraining his means, he says: "My Lord despises me."
Ey Resulüm! Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.Your Lord has neither left you, nor despises you.
Söylediklerinden ötürü göğsünün daraldığını biliyoruzWe are well aware that you are disheartened by what they say.
Zincirlenmiş olarak onun dar bir yerinden atıldıkları zaman ölümü çağırırlarAnd when they are cast within a narrow space of it chained together, they would plead for death.
"Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor; kardeşim Harun'u gönder."My heart is constrained, my tongue falters, so delegate Aaron;
Sonunda onları darmadağın edip tarihe gömdük.So We turned them into bygone tales, and dispersed them, scattered in all directions.
ALLAH'ın dilediğine rızkı genişletip daralttığını bilmezler mi?Do they not know that God enhances or restricts the provision of any one He will.
Onları birlik sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır.You think they are united, but divided are their hearts.
Yer ve dağlar kaldırılıp birbirine çarpılıp darmadağın edildiği zaman,And the earth and mountains heaved and crushed to powder with one levelling blow,
Rabbin seni ne bıraktı ne de sana darıldı.Your Lord has neither left you, nor despises you.
Sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: "Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak"They ask you regarding the mountains; proclaim, “My Lord will blow them into bits and scatter them.”
Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da.God outspreads and straitens His provision unto whomsoever He will.
Allah dilediğine rızkını bollaştırır da daraltır da.God outspreads and straitens His provision unto whomsoever He will.
Allah, dilediği kimseye rızkı genişletir de, daraltır da.God outspreads and straitens His provision unto whomsoever He will.
O dilediğine rızkı genişletir ve daraltır. Şüphesiz ki O, her şeyi hakkıyla bilir.He outspreads and straitens His provision to whom He will; surely He has knowledge of everything.
Dar gelirli ise, ALLAH'ın kendisine verdiğinden versin.As for him whose provision is stinted to him, let him expend of what God has given him.
Eğer (borçlu) darlık içinde ise, bir kolaylığa çıkıncaya kadar beklemek (lazımdır).And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder.Aye!
Borçlu darda ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin.And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Borçlu dardaysa genişleyinceye dek mühlet verin ona.And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Eğer (borçlu) darlık içinde ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet vermek (gerekir).And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın.And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Çünkü onlar öylesine bunaldılar ki dünya bütün genişliğine rağmen başlarına dar geldi.Thereafter He relented toward them, so that they might repent. Verily Allah!
Halbuki kalpleri darma dağınıktır.Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan, düşünmeyen bir güruhtur.That is because they are a people who reflect not.
(Borçlu) darlık içinde ise, bir kolaylığa çıkıncaya kadar beklemek gerekir.And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
Şüphesiz senin Rabbin, rızkı dilediğine -genişletir- yayar ve daraltır.Truly, your Lord enlarges the provision for whom He wills and straitens (for whom He wills).
"Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor."And my breast straitens, and my tongue expresses not well.
Rabbin rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır.Truly, your Lord enlarges the provision for whom He wills and straitens (for whom He wills).
Onların tuzakları hep darmadağın olur.And the plotting of such will perish.
Şu kesin ki, Rabbin dilediği kimsenin nasîbini bollaştırır, dilediğinin nasîbini daraltır.Truly, your Lord enlarges the provision for whom He wills and straitens (for whom He wills).
“Ya Rabbî” dedi, “Korkarım ki beni yalancı sayarlar, benim de göğsüm daralır, dilim tutulur.He said: "My Lord!
Ama kim beni anmaktan yüz çevirirse, onun için de dar bir geçim var.But whoever turns away from My Reminder, for him is a confined life.
Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler.God dispenses the provisions to whomever He wills, and restricts.
Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.They are not righteous.
Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik.Then We substituted prosperity in place of hardship.
Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir.This is to spare you any difficulty.
De ki: "Gerçekten Rabbim kullarından dilediği kimseye rızkı hem genişletir, hem daraltır.Say, “My Lord extends the provision to whomever He wills of His servants, or withholds it.
Elçilerimiz Lut'a gelince (Lut) onlar yüzünden fenalaştı ve onlar hakkında arşını daraldı.When Our emissaries came to Lot he was distressed and embarrassed on their account.
Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı.When Our emissaries came to Lot he was distressed and embarrassed on their account.
Açlıktan darda kalan, günaha kaymaksızın yiyebilir.(Follow, then, the lawful and unlawful bounds enjoined upon you.)
Elçilerimiz Lut'a gelince Lut, onların yüzünden kederlenmişti, gönlü daralmıştı.When Our emissaries came to Lot he was distressed and embarrassed on their account.
Allah dilediğine rızkını bollaştırır da daraltır da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar.Allah grants the provision to whomsoever He wills abundantly and grants others in strict measure.
Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa ona günah yoktur.Whoso is forced by hunger, not by will, to sin: (for him) lo!
Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor.He said: My Lord!
Allah daraltır da, ferahlatır da.Allah straiteneth and enlargeth.
Darlık veren de bolluk veren de Allah'tır.Allah straiteneth and enlargeth.
Allah darlık da verir, genişlik de verir.Allah straiteneth and enlargeth.