dans ile cümle

dans kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Nihon buyō (Japonca: 日本舞踊, dans ve pandomim karışımı geleneksel bir Japon dansıdır.بويو (باليابانية: 舞踊) أو نيهون بويو (日本舞踊) هو نوع من أنواع الرقص الياباني التقليدي.
Bu madde Rueda dansı ile ilgilidir.طبيعة هذه المهمات تتعلق بهيكلية الروبوت.
Haka dansı, aynı zamanda "savaş dansı" olarak da bilinir.الرقص البندري يعرف أيضا باسم الرقص الفارسي.
Profesyonel kariyerine 1971'de, Florya Deniz Kulübü'nde dans müziği orkestrasında solistlik yaparak başladı.وقد بدأت نوكهت حياتها الموسيقية في الأوركسترا الخاصة بموسيقي الرقص في نادى فلورى دنيز في عام 1971.
Zorunlu dans Altın Vals'di.تجسد موسيقى شتراوس لرقصات الفالس.
Gabriella Papadakis (doğum 10 Mayıs 1995) Fransız buz dansçısı.10 مايو – كابرييلا باباداكيس راقصة على الجليد فرنسية.
İlk Aşk, İlk Dans.2004: أول حب.
1984) 1894 - Martha Graham, Amerikalı modern dansçı ve koreograf (ö.1894 - مارثا غراهام، راقصة أمريكية.
Öğrencileri arasında Desha Delteil ve Bronislava Nijinska gibi ünlü dansçılar bulunmaktadır.وكان من بين تلامذته ديشا ديلتيل (Desha Delteil) وبرونيسلافا نيجينسكا (Bronislava Nijinska).
Direk dansı çok ciddi güç, esneklik ve kondisyon gerektirmektedir.وتتطلب المبارزة بهذا السيف الكثير من التركيز والدقة والسرعة.
Tennure dans performansı Sufi bir adam tarafından yapılır.رقص ساجو مواني هو رقص مكرس الذي يقوم به الرجال.
Dans etmeyi severim.أحب أن أرقص.
Dans etmek istiyor.هي تريد أن ترقص
Dans edebilirsin, öyle değil mi?أنتَ يمكنك الرقص, أليس كذلك؟
Benimle dans etmek istedi.طلب مني أن أرقص.
Bana dans teklif etti.طلب مني أن أرقص.
Dans etmeyi severler.يحبون الرقص.
Dans etmekten usandım.تعبت من الرقص
Binaya girince depoda dans etmeye başlar.Quando entra no prédio, começa a dançar pelo armazém.
Allison 3 yaşında dans etmeye başladı ve iki kardeş de başarılı balerinlerdir.Allison começou a dançar aos três anos, e duas irmãs são bailarinas.
Veya gerçekten dans etmemizi sağlayacak bir sonraki 'Just Dance'i." yorumunda bulundu.Ou então o próximo "Just Dance" para realmente nos fazer dançar".
Sonuçta dünyanın en zeki adamı, büyük bir dost ve bir dans öğretmenidir.Apesar de tudo é o homem mais esperto do mundo, um grande amigo e um mestre da dança.
'Dance in the Dark'ı söylüyorlar; fakat dans ediyorlar ve özgürler, dışa vuruyorlar.Estão cantando 'Dance in the Dark', mas estão dançando e estão livres, soltando-se.
Hyoyeon resmi dans eğitimine ilkokulda başladı.O treinamento dança formal de Hyoyeon começou na escola primária.
Her ikisi de, filmin altı özgün melodisi için şarkı ve dansetmeyi öğrendi.Ambos tiveram que aprender a cantar e dançar as seis canções originais do filme.
Sunucu Marlene Charell baş dansçıydı.A apresentadora, Marlene Charell, foi a bailarina principal.
Az parası vardı, bu yüzden Dunkin' Donuts'ta modern dans toplulukları ile bir garson olarak çalıştı.Ela tinha pouco dinheiro e trabalhou como garçonete no Dunkin' Donuts e com grupos de dança moderna.
Çekimler iki gün sürdü ve 100'den fazla dansçı gerekti.Essa parte foi gravada em dois dias e exigiu mais de cem dançarinos.
1979 yılında Jackson her zamanki dans rutini sırasında burnunu kırdı.Em 1979 Jackson quebrou o nariz durante um movimento complexo de dança.
Dans edebileceğim müzikler.Música com que possam dançar.
Karışık ve eğlenceli ve üzücü ve komik ve sizi DANS ettirecek," yazdı.Complexo e engraçado e triste e alegre e isso o faria dançar".
İlk Aşk, İlk Dans.1997, O Primeiro Amor.
Harlem shake aşağıdaki anlamlara gelebilir: Harlem shake (dans), Harlem'de 1981'de ortaya çıkan bir dans.Harlem Shake pode referir-se a: Harlem shake (dança), uma dança originária no bairro do Harlem em 1981.
Johnson Minnie'yi birlikte dans etmeye davet eder ve Minnie de bu daveti kabul eder.Johnson se oferece para dançar com Minnie e ela aceita.
Çok güzel dans ediyor.Dança muito bem.
Mambo (müzik), Küba kökenli bir müzik ve dans biçimi.Mambo é um estilo musical e de dança originária de Cuba.
Danay; Bale, Salsa, Africa Dansı, Merengue, Göbek Dansı ve Flamenko bilmektedir.Danay sabe Balé, Salsa, Dança Africana, Merengue, Dança de Salão e Flamenco.
Albüm daha çok dub, synthpop ve dans tarzlarına odaklıdır.O álbum se centra mais no dub, synthpop e outros estilos de dança.
Burada dans yarışmalarına katıldı.Participou no concurso Dança Comigo.
Kendilerine has yemekleri, müzikleri ve dansları vardır.Eles têm instrumentos, danças e músicas próprias.
Madonna altı dansçısıyla birlikte, koreografili danslar yaptı.Madonna e seus seis dançarinos começaram a girar com movimentos dançantes coreografados.
Şarkı, radyoda çalınan eski rock'n'roll dansına bir övgü niteliğindedir.A canção é um tributo à dança do velho rock 'n' roll escutado na rádio.
Arkasında ise gözleri tülbentlerle bağlanmış, elinde sopa tutan üç erkek ve üç kadın dansçı durur.E levantou os seus olhos, e olhou, e eis três homens em pé junto a ele.
Bir şarkıcı ve dansçı olmaya orada karar verdiğini söyler.Foi ali, disse ela, que decidiu se converter em cantora e bailarina.
GLF üyeleri birçok hemcins dansı düzenlediler, fakat GLF toplantıları kaotik idi.Os membros da FLG organizaram vários encontros entre pessoas do mesmo sexo, mas as reuniões eram caóticas.
Dans etmeyi ve arkadaşlarıyla alışveriş merkezlerini gezmeyi çok sever.Adora ir ao shopping com os amigos para fazer compras.
10 yaşından beri dansla ilgilenmektedir.Ela dança desde os 10 anos de idade.
Her yaştan hayranı onun şarkı söyleyişini, dans edişini görmek ve geçmişin müziğini tatmak için oradaydı.Admiradores de todas as idades vieram à ver cantar e dançar e se fazer uma ideia da música do passado.
Onlarla dans ediyor.E lá estava eu a dançar com eles.
Zil çalınca Spears koridora koşar ve dans etmeye başlar.Quando o sinal toca, Spears corre para o corredor e começa a praticar uma dança coreografada no local.
Dansa olan ilgisi.História da Dança.
17 yaşında ise dansçı olarak bir kariyer elde etmek adına Londra'ya taşındı.Aos 17 anos, mudou-se para a parte Sul de Londres para seguir carreira de dançarina.
Şarkıya çekilen video klip genel olarak John Travolta'nın film ve danslarına bir övgüdür.O vídeo musical para a faixa é um tributo aos filmes de John Travolta e na dança em geral.
Yakov Odessalı ünlü Yahudi dansçı Yulia Meltzer ile evlendi.Djugashvili casou-se com Yulia Meltzer, uma dançarina judia famosa de Odessa.
Jive, "salon dansı" olarak da bilinen bir Latin Amerikan dans türüdür.O jive é uma das danças de salão latinas.
Dans etmeyi sever.Adora dançar.
Dans etmektedir.A Dança.
Şarkı söylemeyi ve dans etmeyi seviyordu.Adora cantar e dançar.
Halk şarkıları söylenir ve dans edilir.“As pessoas cantam e dançam.
Lindy Hop adlı dansın kurucularından birisidir.É considerado um dos fundadores do Lindy Hop.

İlgili Sayfalar