Karışık ve eğlenceli ve üzücü ve komik ve sizi DANS ettirecek," yazdı.Complexo e engraçado e triste e alegre e isso o faria dançar".
İlk Aşk, İlk Dans.1997, O Primeiro Amor.
Harlem shake aşağıdaki anlamlara gelebilir: Harlem shake (dans), Harlem'de 1981'de ortaya çıkan bir dans.Harlem Shake pode referir-se a: Harlem shake (dança), uma dança originária no bairro do Harlem em 1981.
Johnson Minnie'yi birlikte dans etmeye davet eder ve Minnie de bu daveti kabul eder.Johnson se oferece para dançar com Minnie e ela aceita.
Çok güzel dans ediyor.Dança muito bem.
Mambo (müzik), Küba kökenli bir müzik ve dans biçimi.Mambo é um estilo musical e de dança originária de Cuba.
Danay; Bale, Salsa, Africa Dansı, Merengue, Göbek Dansı ve Flamenko bilmektedir.Danay sabe Balé, Salsa, Dança Africana, Merengue, Dança de Salão e Flamenco.
Albüm daha çok dub, synthpop ve dans tarzlarına odaklıdır.O álbum se centra mais no dub, synthpop e outros estilos de dança.
Burada dans yarışmalarına katıldı.Participou no concurso Dança Comigo.
Kendilerine has yemekleri, müzikleri ve dansları vardır.Eles têm instrumentos, danças e músicas próprias.
Madonna altı dansçısıyla birlikte, koreografili danslar yaptı.Madonna e seus seis dançarinos começaram a girar com movimentos dançantes coreografados.
Şarkı, radyoda çalınan eski rock'n'roll dansına bir övgü niteliğindedir.A canção é um tributo à dança do velho rock 'n' roll escutado na rádio.
Arkasında ise gözleri tülbentlerle bağlanmış, elinde sopa tutan üç erkek ve üç kadın dansçı durur.E levantou os seus olhos, e olhou, e eis três homens em pé junto a ele.
Bir şarkıcı ve dansçı olmaya orada karar verdiğini söyler.Foi ali, disse ela, que decidiu se converter em cantora e bailarina.
GLF üyeleri birçok hemcins dansı düzenlediler, fakat GLF toplantıları kaotik idi.Os membros da FLG organizaram vários encontros entre pessoas do mesmo sexo, mas as reuniões eram caóticas.
Dans etmeyi ve arkadaşlarıyla alışveriş merkezlerini gezmeyi çok sever.Adora ir ao shopping com os amigos para fazer compras.
10 yaşından beri dansla ilgilenmektedir.Ela dança desde os 10 anos de idade.
Her yaştan hayranı onun şarkı söyleyişini, dans edişini görmek ve geçmişin müziğini tatmak için oradaydı.Admiradores de todas as idades vieram à ver cantar e dançar e se fazer uma ideia da música do passado.
Onlarla dans ediyor.E lá estava eu a dançar com eles.
Zil çalınca Spears koridora koşar ve dans etmeye başlar.Quando o sinal toca, Spears corre para o corredor e começa a praticar uma dança coreografada no local.
Dansa olan ilgisi.História da Dança.
17 yaşında ise dansçı olarak bir kariyer elde etmek adına Londra'ya taşındı.Aos 17 anos, mudou-se para a parte Sul de Londres para seguir carreira de dançarina.
Şarkıya çekilen video klip genel olarak John Travolta'nın film ve danslarına bir övgüdür.O vídeo musical para a faixa é um tributo aos filmes de John Travolta e na dança em geral.
Yakov Odessalı ünlü Yahudi dansçı Yulia Meltzer ile evlendi.Djugashvili casou-se com Yulia Meltzer, uma dançarina judia famosa de Odessa.
Jive, "salon dansı" olarak da bilinen bir Latin Amerikan dans türüdür.O jive é uma das danças de salão latinas.
Dans etmeyi sever.Adora dançar.
Dans etmektedir.A Dança.
Şarkı söylemeyi ve dans etmeyi seviyordu.Adora cantar e dançar.
Halk şarkıları söylenir ve dans edilir.“As pessoas cantam e dançam.
Lindy Hop adlı dansın kurucularından birisidir.É considerado um dos fundadores do Lindy Hop.
Dans remikslerinin çoğu Maurice Joshua tarafından yapılmıştır.O álbum apresenta remixes de dance em sua maioria remixados por Maurice Joshua.
Aynı zamanda koreograf, dans sanatçısı, şair, yazar ve fotoğrafçı.Deren também foi coreógrafa, dançarina, poeta, escritora e fotógrafa.
Klipteki dansların koreografisini Jamie King ve Shakira birlikte hazırlamışlardır.A coreografia do clipe foi feita por Jamie King e Shakira.
Dansçılar, bu dansa özel ayakkabılar giyerler.Nesta dança, patrão e dançarinos usam trajes especiais.
Berlin Devlet Balesi'nde ana dansçı, Londra'daki Royal Ballet'de misafir sanatçıdır.Hoje em dia atua como primeira bailarina do Royal Ballet, Londres.
Sade dans enerjisiyle dinlemenizi sağlayacak kadar yeterli" diyor.Você precisa dançar para sentir sua energia".
1937'de dansçı Maria Ley ile Paris'te evlenir.Em 1936, Piscator vai para Paris, onde casa com a bailarina Maria Ley, em 1937.
28 Şubat 1944; Colorado Springs ) ,Amerikalı aktris ve dansçı.Kelly Bishop (Colorado Springs, 28 de fevereiro de 1944) é uma atriz e dançarina norte-americana.
Bu dans, hemen her tür müziğe uydurulabilir.Dessa forma, ele podia ouvir todo o tipo de música.
Chanmi dans ve fitness yetenekleri ile öne çıkar.Chanmi participou de várias competições individuais e foi reconhecida por suas habilidades de dança e fitness.
Kısa dans 1 Şubat 2011'de, serbest dans 3 Şubat 2011'de tarihinde yapılmıştır.A dança curta foi disputado no dia 1 de fevereiro e a dança livre no dia 3 de fevereiro de 2011.
Aslında bir step dansçı rolü için test edilmişti ama alamamıştı.Era jogadora titular de basquetebol, mas não podia se destacar.
Böylece yeni bir dans albümü yapabilirim ve o zaman olabilir," dedi.Talvez até mesmo pegar um ônibus, e eu quero fazer isso! .
Nazilerin düşmesinden sonra 1946'da Hans-Gunther Österreich'in Bremen Radyosu Dans Orkestrasına katıldı.Depois do fim do nazismo foi incorporado na Radio Bremen Dance Orchestra de Hans-Gunther Oesterreich, em 1946.
Shakira'nın isteği üzerine, Alejandro Sanz ilk defa bu şarkının video klibinde dans etmiştir.Pelo pedido de Shakira, este foi o primeiro vídeo onde Sanz está realizando coreografia.
Akabinde, daha sonra sanat yönetmeni olarak çalışacağı, American Ballet Theatre'da dans etti.Ele dançou com a companhia American Ballet Theatre, onde posteriormente se tornou diretor artístico.
Lois, Meg'i dansa tek başına gitmesi konusunda teşvik eder.Lois convence a filha a dançar sozinha.
Sonrasında Rhoda adında dansçı bir kadınla tanışmıştır.Ela ganhou uma série própria chamada Rhoda.
Dans dünyasındaki üstünlüğü Mariinski Tiyatrosu'na geçmeye başladı.Teve as primeiras atuações profissionais como dançarina no teatro Mariinsky.
Salonda dans gösterileri sergilenmeye başlar.Chegam os convites para o baile.
Tiyatro ve antik tarih eğitimi aldı ve dans dersleri aldı.Ela estudou drama e his´toria antiga e fez vários cursos de dança.
Geleneksel Laz halk danslarının yegane adı horondur.Há uma rica tradição das danças folclóricas chamado congadas.
Sebastian Ingrosso İsveçli DJ ve Elektronik dans müziği yapımcısı.Sebastian Ingrosso, DJ e produtor musical sueco.
Mezun olduktan sonra Michigan Üniversitesi'nden dans bursu kazandı.Depois de se formar, ela recebeu uma bolsa de estudos de dança na Universidade de Michigan.
Bilinenin aksine aslında Kung-Fu ustası değil, bir dansçıdır.Acredite ou não, ele é um mestre do kung-fu.
"The Cure", parmak şıklatması ve elektronik dans vuruşları ile yavaş bir tempoda başlar.“The Cure” começa lenta, o primeiro verso é apoiado por estalos de dedos e uma batida eletrônica.
Altın Palmiye, Lars von Trier tarafından yönetilen Karanlıkta Dans filmine gitti.A Palme d'Or foi para o filme dinamarquês Dancer in the Dark de Lars von Trier.
Dans etmek isteyenleri geri çevirmezdi.Eles não podem recusar.
Otelin dışına çıkar ve metro istasyonuna gider, yağmurda dans eder.Encantada, ela começa a dançar, indo do hotel para o metrô de Los Angeles e ruas encharcadas pela chuva.
"Christmas Tree", müzikal olarak dans-pop ve elektropop etkilerine sahip bir Noel şarkısıdır.Musicalmente, "Christmas Tree" é uma canção de Natal que usa influências de dance-pop e synthpop.