Dania yine de Fadıl'a sadık kalmaya karar verdi.Dania decided to stick with Fadil anyway.
Fadıl ilk gerçek kız arkadaşı Dania ile Kahire'ye taşındı.Fadil moved to Cairo with his first real girlfriend, Dania.
Fadıl, Dania'yı geride bıraktı.Fadil left Dania behind.
Fadıl ve Dania yüksek sesle tartışıyorlardı.Fadil and Dania were arguing loudly.
Fadıl sessiz kalması için Dania'ya bağırdı.Fadil yelled at Dania to keep quiet.
Fadıl, Dania'ya yapılan saldırıyı bitirmek için geri döndü.Fadil came back to finish the attack on Dania.
Fadıl, Dania'yı aldatıyordu.Fadil was cheating on Dania.
Fadıl, hayatta olup olmadığını görmek için Dania'nın nabzını kontrol etti.Fadil checked Dania's pulse to see whether she was alive or not.
Fadıl, Dania'yı Sofia'nın cesedini gizlemeye çalışırken izledi.Fadil watched as Dania tried to hide Sofia's body.
Fadıl, Dania'nın cesedini saklamaya çalıştı.Fadil tried to hide Dania's body.
Fadıl, Dania'nın cesedini bir çöp kutusuna doldurdu.Fadil stuffed Dania's body into a trash can.
Fadıl ve Dania hava durumu hakkında konuştular.Fadil and Dania talked about the weather.
Dania, Fadıl'ın kadını olmak istiyordu.Dania wanted to be Fadil's woman.
Dania'ya tecavüz edildi ve işkence yapıldı.Dania was raped and tortured.
Ben bir dansçıyım.I'm a dancer.
Jamal ve Sarah gitti, Fadıl ve Dania geldi.Jamal and Sarah went, Fadıl and Dania came.
Bana danışmadan nasıl evet diyebilirsin?How could you say yes without consulting me?
Mary ile dans eden oğlan kim?Who's the boy dancing with Mary?
Dans etmemi istediğini hatırlamıyorum.I don't remember you asking me to dance.
Tom iyi şarkı söyler ama dans edemez.Tom sings well, but he can't dance.
Dans etmek beni tekrar genç hissettiriyor.Dancing makes me feel young again.
Seninle dans edeceğimI'll dance with you.
Ben çok fazla dans etmeyi sevmiyorum.I don't like dancing very much.
Oldukça iyi dans edebileceğimi düşünüyorum.I think I can dance pretty well.
Tom'un danışmanıydım.I was Tom's mentor.
Herkes Tom'un dans etmesini izlemekten keyif aldı.Everybody enjoyed watching Tom dance.
Ben bir danışmanım.I'm a consultant.
Dışarı dans etmeye çıktım.I went out dancing.
Ben dans etmeye başladım.I started dancing.
Dans etmeye başladım.I began to dance.
Ben iyi dans edebilirim.I can dance well.
Dans etmek istedim.I wanted to dance.
Bazı insanlar çok iyi dans ettiğimi söyler.Some people say that I dance very well.
Canım dans etmek istedi.I felt like dancing.
Fadıl şarkı söyledi ve dans etti.Fadil sang and danced.
Yağmurda dans etmeyi seviyorum!I love dancing in the rain!
Dancada "gift" kelimesi hem evli hem de zehir anlamına gelmektedir.The Danish word "gift" means both married and poison.
Tom, Dancada adının "boş" olduğunu keşfettiğinde tepki vermedi.Tom was flabbergasted when he discovered his name means "empty" in Danish.
Fransız sayılarının karmaşık olduğunu düşünüyorsanız, Danca'ya bir göz atın.If you think French numbers are complicated, take a look at Danish.
Tom şarkı söyledi ve dans etti.Tom sang and danced.
Tom, Mary'yi onunla dansa gitmeye ikna etmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to persuade Mary to go to the dance with him.
Kendimi bir dansçı olarak hayal edemiyorum.I can't picture myself as a dancer.
Tom, Mary'ye nasıl dans edeceğini öğretmeye çalıştı.Tom tried to teach Mary how to dance.
Ben tek başıma dans ediyordum.I was dancing by myself.
Tom, Mary ile dans ederek eğlendi.Tom had fun dancing with Mary.
Gerçekten asla Tom'la dansa gitmek istemedin, değil mi?You never really wanted to go to the dance with Tom, did you?
Tom, Mary'yi onunla dansa gitmesi için ikna etti.Tom convinced Mary to go to the dance with him.
Tom, Mary ile dans etmedi.Tom didn't dance with Mary.
Tom'un dans etme şeklini seviyorumI love the way Tom dances.
Tom iyi bir dansçı değil.Tom isn't a good dancer.
Dan'in bildiği tek yabancı dil İtalyancaydı.Italian was the only foreign language Dan knew.
İtalyanca, Dan'in bildiği tek yabancı dildi.Italian was the only foreign language that Dan knew.
Bu şarkıyı ne zaman duysam kendimi dans ediyor gibi hissediyorum.I feel like dancing whenever I hear this song.
Ben berbat bir dansçıyım.I'm a lousy dancer.
Elvis' dans etmeye gitmek için harika bir yer.Elvis' is a great place to go dancing.
Asla dans etmeyi öğrenemeyeceğim.I'll never be able to learn to dance.
Tom, Mary ona onunla dansa gitmeyeceğini söylediğinde hayal kırıklığına uğradı.Tom looked disappointed when Mary told him that she wouldn't go to the dance with him.
Koreograflardan oluşan bir ekip, performansı hazırlamak için dansçılarla birlikte çalıştı.A team of choreographers worked with the dancers to prepare the performance.
İyi bir danışmanım vardı.I had a good mentor.
Leyla mükemmel bir dansçıydı.Layla was a hell of a dancer.