Tom gülümsedi ve dans etmeye başladı.Tom smiled and started to dance.
Kimse seyretmiyormuşcasına dans edin.Dance like no one is watching.
Kimse seyretmiyormuşcasına dans et.Dance like no one is watching.
Tom çok iyi dans eder.Tom dances very well.
Tom Mary'yi onunla dansa gitmesi için ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to go to the dance with him.
Tom Mary'nin kiminle dansa gideceğini biliyordu.Tom knew who Mary wanted to go to the dance with.
Ben Tom'un dans etmesini istemedim. O benim istedi.I didn't ask Tom to dance. He asked me.
Tom bir pazarlama danışmanıdır.Tom is a marketing consultant.
Tom asla dans etmemi istemedi.Tom never asked me to dance.
Sadece canımız dans etmek istemiyor.We just don't feel like dancing.
O dans etmek için can atıyor.She's itching to dance.
Tom dans pistinde yürüdü.Tom walked across the dance floor.
Kiminle dansa gittin?Who did you go to the dance with?
Tom bir dans öğretmeni.Tom is a dance teacher.
Dan İskoçya'da iki ay geçirdikten sonra geri döndü.Dan came back after spending two months in Scotland.
Tom ve Mary bütün akşam dans etti.Tom and Mary danced all evening.
Geçen sene hoş bir İsveçli dansçısıyla tanıştım.Last year I met a pretty Swedish dancer.
Geleneksel hula dansçıları çim etekler giymiyorlardı.Traditional hula dancers did not wear grass skirts.
Tom, Mary'nin kimle dansa gitmek istediğini bilmiyor.Tom doesn't know who Mary wants to go to the dance with.
Tom, Mary'nin kiminle dansa gitmek istediğini bilmiyordu.Tom didn't know who Mary wanted to go to the dance with.
Tom ve Mary birlikte bütün gece dans ettiler.Tom and Mary danced together all night long.
Mary daha yeni bir halk dansı dersine başladı.Mary just started a folk dancing class.
Bir doktora danıştım.I consulted a doctor.
Yaşlı büyükanne iyi dans ediyor.Your old grandma dances well.
O benim piyano çalmamla uyum içinde dans etti.She danced in tune with my piano-playing.
Annem bir dansçıydı.My mother was a dancer.
Dans ederek eğlendim.I had fun dancing.
Dans ederek eğlendik.We had fun dancing.
Polis, Dan'in kendini savunma sınırları içinde hareket ettiğini tespit etti.The police established that Dan acted within the bounds of self-defense.
Tom, Danca'nın dünyanın en güzel dili olduğunu düşünür.Tom thinks that Danish is the most beautiful language in the world.
Tom gerçekten dans etti mi?Did Tom really dance?
Tom'la dans etmedim.I didn't dance with Tom.
Kız kardeşinle dans etmem gerektiğini bilmiyordum.I didn't know that I was supposed to dance with your sister.
Neden dans etmemi istediğini bilmiyorum.I don't know why you want me to dance.
Dans gece yarısına kadar devam edecek.Dancing will continue until midnight.
Bir dans partneri bulmak zordur.It's hard to find a dance partner.
Neden dans etmemem gerektiğini anlamıyorum.I don't see why I shouldn't dance.
Tom'un John ile dans etmene izin vereceğini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think Tom will let you dance with John?
Tom'un dans etmesini durdurmanın başka bir yolu olmadığını görüyorum.I don't see any way of stopping Tom from dancing.
Tom'un neden dans etmek istemeyeceğini anlamıyorum.I don't see why Tom wouldn't want to dance.
Tom Mary'nin dans ettiğini daha önce hiç görmemişti.Tom had never seen Mary dance before.
Tom kendi dans stüdyosunu açtı.Tom opened his own dance studio.
Tom avukatına danıştı.Tom consulted with his attorney.
Tom'un dans etme tarzını sevmiyorum.I don't like the way Tom danced.
Tom'un gerçekten dans etmesini istiyor musun?Do you really want Tom to dance?
Dans oldukça komik.The dance is pretty hilarious.
Uzmanlara danıştık.We've consulted with experts.
Dans kariyerim bitmedi.My dancing career isn't over.
Dans etmem gerektiğini düşünmüyorum.I don't think I should dance.
Tom bir manevi danışmandı.Tom was a spiritual adviser.
Biraz danışmanlığa ihtiyaçları var.They need some counseling.
Tom, Mary'nin danışmanı oldu.Tom became Mary's mentor.
Normalde dans etmem.I don't normally dance.
Tom bir politika danışmanıdır.Tom is a policy adviser.
Tom'un dans ettiğini görmüyorum.I don't see Tom dancing.
Tom'u dans ederken görmüyorum.I don't see Tom dancing.
Kim dans etmeye hazır?Who's ready to dance?
Onun dans ettiğini gördüğümde, kendimi gülmekten alamıyorum.When I see him dance, I can't stop laughing.
Beni dans ettirme.Don't make me dance.
Tom dans etmeyi severdi.Tom loved to dance.