Akciğer atar damarından başlamak için iyi bir zaman.Questo è un buon momento, dove si parte da l'arteria polmonare.
Akciğer atar damarından başlamak için iyi bir zaman.Teď je načase začít s plicní tepnou.
Akciğer atar damarından başlamak için iyi bir zaman.To dobry moment, żeby powiedzieć - tu zaczyna się tętnica.
Akciğer atar damarından başlamak için iyi bir zaman.Тут починається легенева артерія.
Akciğer atar damarından başlamak için iyi bir zaman.זהו סימן טוב. אנו מתחילים מעורק הריאה.
Akciğerlerden kalbe doğru gitmek gibi Sonra, biz var damar, ama oksijenli bulunuyor.Entonces como vamos hacia el corazón de los pulmones, tenemos una vena, pero es oxigenada. ~Pausa~
Akciğerlerden kalbe doğru gitmek gibi Sonra, biz var damar, ama oksijenli bulunuyor.반면 피가 심장에서 폐로 갈 때 그 피는 정맥을 지나는데, 산소를 포함합니다
Akciğerlerden kalbe doğru gitmek gibi Sonra, biz var damar, ama oksijenli bulunuyor.טוב אז אנו הולכים מהלב - והדם אינו נושא חמצן. אבל זה עורק. ואז אנו הולכים אל הלב מהריאות
Akciğerlerden kalbe doğru gitmek gibi Sonra, biz var damar, ama oksijenli bulunuyor.ثم ونحن نمضي نحو القلب من الرئتين، ولدينا الوريد، ولكن ذلك هو اﻷوكسيجين.
Aldosteronun suyu damarlara sürüklemesi böyle gerçekleşir, artmış tonisite sayesinde.Саме так альдостерон затягує воду в кровоносні судини, збільшуючи тонус м'язів.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Ale samochody to coś więcej niż tylko moja pasja; mam je niemal dosłownie we krwi.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Autos sind aber mehr als eine Leidenschaft für mich; sie sind regelrecht in meinem Blut.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Dar maşinile sunt mai mult decât o pasiune pentru mine, sunt, la propriu, în sângele meu.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.De az autók többet jelentenek nekem, mint puszta szenvedélyt, szó szerint a véremben van az autó, mint olyan.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Ik houd niet alleen van auto's, ik heb een passie voor ze, het zit vrij letterlijk in mijn bloed.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.그러나 차는 저에겐 열정 이상의 것입니다. 말그대로 자동차는 제 피 속에 흐르고 있습니다.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Le automobili sono per me più di una passione; ce le ho proprio nel sangue.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Mais les voitures sont vraiement plus qu'une passion pour moi; je les ai littéralement dans le sang.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Mas os carros são, para mim, mais do que uma paixão. Estão-me literalmente no sangue.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Mobil tidak hanya merupakan gairah saya; tapi sungguh-sungguh mengalir dalam darah saya.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Nhưng ôtô còn hơn là niềm đam mê của tôi; chúng dường như trong máu tôi.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Pero los autos son más que una pasión para mí; están casi literalmente en mi sangre.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Αλλά τα αυτοκίνητα είναι κάτι περισσότερο από πάθος για μένα, είναι σχεδόν κυριολεκτικά στο αίμα μου.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Но колите са нещо повече от страст за мене; те съвсем буквално са в кръвта ми.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.Только в самом деле автомобили больше, чем просто моя страсть; они буквально у меня в крови.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.אבל מכוניות הן באמת יותר מתאווה שלי; הן בפועל בדם שלי.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.لكن السيارات كانت تمثل لي شيئ يفوق العشق, حرفيا هو شيئ يجري في دمي
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.文字通り私の遺伝子を形づくるものなのです 私の曾祖父はヘンリー・フォードであり
Ama asıl neden bu yoğun pıhtılaşmadır, çok hızlı oluşur ve damarı tamamen tıkar.A ještě je tady jedna věc, kterou bych chtěl nastínit...
Ama asıl neden bu yoğun pıhtılaşmadır, çok hızlı oluşur ve damarı tamamen tıkar.La principal causa es la rápida formación de coágulos en la arteria que la cierran completamente.
Ama asıl neden bu yoğun pıhtılaşmadır, çok hızlı oluşur ve damarı tamamen tıkar.Основната причина е това силно съсирване, което може да се случи много бързо и напълно да запуши артерията.
Ama asıl neden bu yoğun pıhtılaşmadır, çok hızlı oluşur ve damarı tamamen tıkar.. . לקרות די מהר ולסתום לחלוטין את העורק . אני רוצה לגעת בדבר נוסף
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.Ale tu nie chodzi tylko o doprowadzenie tlenu do tętnic, o przyłączenie go do hemoglobiny.
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.Dar în acelaşi timp, nu e vorba numai despre aducerea oxigenului în artere sau pe hemoglobină.
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.자, 하지만 동시에 이것은 단지 동맥이나 헤모글로빈에 산소를 채우는 것으로 끝나는 것이 아니라
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.Ma allo stesso tempo, il punto non è solo introdurre l'ossigeno nelle arterie o nell'emoglobina.
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.Není to ale jen o tom dostat kyslík do tepen a do hemoglobinu.
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.Par exemple, ceci serait une bronchiole.
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.V tej chvíli to ale nie je len o prenose do artérií alebo o jeho väzba na hemoglobín.
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.Але в той же час ми говоримо не лише про попадання кисню в наші артерії чи гемоглобін.
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.В същото време, въпросът не е само в обогатяването с кислород на нашите артерии или хемоглобина.
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.ואז אנו חוזרים. אבל בו זמנית, זה לא רק לשם הכנסת חמצן לתוך העורקים או לתוך ההמוגלובין.
Ama aynı zamanda, bu sadece atar damarlara veya hemoglobine oksijen sağlamak için yapılan bir şey değil.ولكن وفي نفس الوقت هذا ليس فقط عن دخول الأكسجين للشرايين أو الهيموجلوبين
Ama dokuz aylıkken, yeni doğduğunuzda, vücudunuzdaki damarlar 60.000 mil uzunluğuna ulaşıyor.하지만 여러분이 9달이 되어 태어날 때에는 몸 안에 6만 마일(10만km)에 가까운 혈관을 지니고 있습니다
Ama dokuz aylıkken, yeni doğduğunuzda, vücudunuzdaki damarlar 60.000 mil uzunluğuna ulaşıyor.Ale v zásadě, když je vám devět měsíců a rodíte se, máte téměř 60 tisíc mil cév ve vašem těle.
Ama dokuz aylıkken, yeni doğduğunuzda, vücudunuzdaki damarlar 60.000 mil uzunluğuna ulaşıyor.Când vii pe lume după 9 luni, ai 97.000 km de vase sangvine în corp.
Ama dokuz aylıkken, yeni doğduğunuzda, vücudunuzdaki damarlar 60.000 mil uzunluğuna ulaşıyor.Nhưng về cơ bản, khi đã chín tháng tuổi và được sinh ra, bạn có gần 60,000 dặm mạch máu trong cơ thể.
Ama dokuz aylıkken, yeni doğduğunuzda, vücudunuzdaki damarlar 60.000 mil uzunluğuna ulaşıyor.Pero a los nueve meses, cuando nos dan a luz, tenemos casi 96.000 km de vasos en el cuerpo.
Ama dokuz aylıkken, yeni doğduğunuzda, vücudunuzdaki damarlar 60.000 mil uzunluğuna ulaşıyor.אבל בעיקרון עד שאתם בני תשעה חודשים ואתם נולדים, יש לכם כמעט 96,000 קילומטר של כלי דם בתוך גופכם.
Ama dokuz aylıkken, yeni doğduğunuzda, vücudunuzdaki damarlar 60.000 mil uzunluğuna ulaşıyor.ولكن ما ان تصل الى عمر التسعة أشعر حين الولادة تكون قد تكونت لديك من الاوعية ما يقارب طول 60 ألف ميل داخل جسمك
Ama dokuz aylıkken, yeni doğduğunuzda, vücudunuzdaki damarlar 60.000 mil uzunluğuna ulaşıyor.体の中に6万マイル近くの 血管ができていますが 見えているのはそのうちの1マイルだけ
Ama eğer böyle aşırı çalşmaya devam ederse, Damar tıkanıklığı ile karşılaşması kaçınılmaz.Cependant, s'il continue à en faire trop, il y a de fortes chances que cela le devienne.
Ama neyse, biz o zaman orada bizim küçük alveoller ve kılcal damarlar vardır.Dar oricum, avem micile noastre alveole chiar acolo şi apoi avem capilarele.
Ama neyse, biz o zaman orada bizim küçük alveoller ve kılcal damarlar vardır.De qualquer modo, temos nossos pequenos alvéolos bem aqui e então temos os capilares.
Ama neyse, biz o zaman orada bizim küçük alveoller ve kılcal damarlar vardır.Každopádně, tady máme malé sklípky a tady máme kapiláry.
Ama neyse, biz o zaman orada bizim küçük alveoller ve kılcal damarlar vardır.여하튼 여기 작은 폐포가 있고 모세혈관이 있습니다
Ama neyse, biz o zaman orada bizim küçük alveoller ve kılcal damarlar vardır.Pero de todos modos, tenemos nuestro derecho de alveolos poco ahí Tenemos los capilares.
Ama neyse, biz o zaman orada bizim küçük alveoller ve kılcal damarlar vardır.Tak czy siak, mamy tutaj w płucach pęcherzyki i naczynia włosowate.
Ama neyse, biz o zaman orada bizim küçük alveoller ve kılcal damarlar vardır.Tapi bagaimanapun, kita telah alveoli kecil kami di sana dan kemudian kita memiliki kapiler.
Ama neyse, biz o zaman orada bizim küçük alveoller ve kılcal damarlar vardır.Както и да е, тук имаме малки алвеоли, а също и капиляри.