Bu kuvvetlerin komutasına damadı General Mardonius'u atamıştır.O comando destas forças pertencia ao Marechal Marmont.
Beyin atardamarları ve aort damarı, anevrizmaların en sık yerleştiği bölgelerdir.As vértebras lombares e torácicas inferiores são as áreas da coluna mais frequentemente afetadas.
Çisenti: 0.5 mm'den küçük damlaları olan yağmura verilen addır.Chuvisco - gotas d'água com diâmetro menor que 0,5mm.
Damga Vergisi Mükellefi: Kağıtları imza edenlerdir.Cedente/Beneficiário: Quem emite a cobrança.
Damon, Elena'nın uykuya dalmasına çok üzülmüştür.Elena fica devastada pela morte de Damon.
3–4 gün: Renk yayılır ve renksiz damarlar görünür hale gelir.3-5 dias: Veias descoloridas se tornam visíveis e a descoloração avança.
Bunun sonucunda duvar incelir, balon gibi şişerek damarın genişlemesine yol açar.No final, Chaves estoura o Nhonho como se ele fosse um balão.
Sonuçta damadını tanımamaktadır ve kızını kaybetmekten ve onun zarar görmesinden çok korkmaktadır.Ou seja ela não pára de se lembrar do seu amado e sente-se muito triste.
Van Dam, Big Show'da Five Star Frog Splash'ı gerçekleştirdikten sonra.Van Dam venceu a luta após aplicar um "Five-Star Frog Splash".
Damağın çoğu da kayıptır.Grande parte da muralha desapareceu.
Musluk damlıyor.De kraan druppelt.
Bir süre Nahit Fıratlı ile evli kalan Damar, bu evliliğin bitmesinin ardından Meriç Tülin ile evlenmiştir.Bebedor inveterado, foi durante esse casamento que tentou parar de beber.
Jack Twist Damien'ın teknolojik ve çok duygusal olan erkek arkadaşı.Jack Twist: Namorado de Damien, tem afinidade com tecnologia.
Damageplan sadece bir albüm kaydetti.O álbum original contêm apenas um disco.
Damaskinos resmen bu durumu protesto etti.O Senador Daines perguntou se havia objeção.
Ayrıca atom çekirdeğinin "sıvı damlacığı modeli"ni geliştirdi.E ainda descobriu a fórmula da vodca perfeita.
Her boyun kendine has bir damgası ve bir kutsal kuşu vardı.Mas falou que no cetro havia um cuco, uma de suas aves sagradas.
DAMASCENE (11. yüzyıl).Anônimo (século XI).
Kan ise damarlardan geçerek vücudu besleyen bir sıvıydı.Contudo, o remédio na verdade era uma droga que apodrece o corpo de dentro para fora.
Damon her zaman mali sorunlar yaşadı.Chanel passou a ter dificuldades financeiras.
Üçüncü hikâye Toby Dammit 'tir ve Federico Fellini yönetmenliğinde çekilmiştir.Toby Dammit, inspirado livremente no terceiro conto de Poe, é dirigido por Fellini.
Kan damarlarının hasara uğraması pıhtılaşma mekanizmasını harekete geçirir.É significativo o desenvolvimento de máquinas de recuperação intraoperatória de sangue.
Bu damga sadece Bursa ve Edirne’de basılan paralar üzerinde görülmektedir.O estilo baseado em cúpulas evoluiu em Bursa e Edirne.
Kapalı dolaşım sisteminin ana yapıları kalp, kan ve kan damarlarıdır.O sistema circulatório do cavalo consiste em coração, vasos sanguíneos e sangue.
Bu damların bakımları ve temizlikleri ev halkınca günlük olarak yapılmaktadır.Dez funcionários fazem a manutenção e limpeza da igreja diariamente.
Almanya'nın bilinen en ünlü Barok sanatçısı Cosmas Damian Asam'dur.Os mais importantes artistas barrocos foram Cosmas Damian Asam.
Torunları ile çok eğlendi ama kızı ve damadı ile kavga etti.Tinha uma relação muito boa com a sua filha e com o marido dela, mas não se dava bem com os seus dois filhos.
Üzerleri damar damar çizgilidir.É lançado Rastros de Ódio.
Damat düğün pastasının içinde saklandı.O noivo se escondeu dentro do bolo de casamento.
Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.Wij zijn namelijk dichter bij hem dan de halsslagader.
Gerhard Berger üçüncülüğü ve Senna'nın takım arkadaşı Damon Hill dördüncü sırayı aldı.Gerhard Berger kwalificeerde zich als derde en Senna's teammaat Damon Hill als vierde.
Tur Damiano Cunego tarafından kazanılmıştır.Hij werd gewonnen door Damiano Cunego.
Cordelia: Ooo, birinin damarına bastım galiba.Ook: Op iemands zak teren.
John Dramani Mahama (29 Kasım 1958, Damongo), Ganalı siyasetçi.John Dramani Mahama (Damongo, 29 november 1958) is een voormalig president van de Republiek Ghana.
"Kutsal Damacana 2: İtmen".Alleluia den blijden toon; 2.
Böylelikle Saruman iki taraf tarafından yakalanmış ve hain olarak damgalanmıştı.Hiermee werd Saruman een dubbele verrader.
Damıtılmış klişeler, ancak yaşamışsa anlatabilecek bir yazar tarafından derlenmiş."De snelheid en vurigheid doen je vergeten dat het door een stervende geschreven is.'
Bizim şarkılarımız bu eser yüzünden kötü şarkı damgası yedi biz buna üzülüyoruz.Dies wil ik zingen een vrolijk lied verlangen, gij doet mij treuren.
Brendi, damıtılmış şaraptan üretilen yüksek dereceli (%40 ile %60 alkol yoğunluğuna sahip) alkollü içki.Cognac is een sterk alcoholische drank (40% of hoger) verkregen door het destilleren van witte wijn.
Damiel (Bruno Ganz) ve Cassiel (Otto Sander) Berlin şehrinin üzerinde dolaşan iki melektir.Damiel (Bruno Ganz) en Cassiel (Otto Sander) zijn engelen die al eeuwenlang door Berlijn dwalen.
Boyumuzun damgası Kaşgarlı’ya göre (۷۸), Reşideddin’e göre (تد), Yazıcıoğlu’na göre (Л) biçimindedir.Een voorbeeld daarvan is het lied Druže Tito, mi ti se kunemo (Kameraad Tito, we zweren trouw aan je).
Kolundan bir damla kan akar.Het bloed stroomt uit haar hals.
Matt Damon oynuyor.De hoofdrol wordt vertolkt door Matt Damon.
For the Love of God, İngiliz sanatçı Damien Hirst'in bir eseri.For the Love of God is een kunstwerk uit 2007 van de hand van de Britse kunstenaar Damien Hirst.
Yüksek derece alkolün iki ya da üç kez damıtılmasından elde edilir.Ze zouden ook twee tot drie keer meer drinken dan ze toegeven.
Beyin çevresindeki kan damarlarının genişlemesi bağ ağrısına neden olabilir.Door verwijding van de bloedvaten rond de hersenen kan hoofdpijn optreden.
Vera Chapman'ın The King's Damosel adlı romanından uyarlanmıştır.Hij is gebaseerd op het boek The King's Damsel van Vera Chapman.
Ardından Rhodes Scholars (Cody Rhodes ve Damien Sandow) ile bir rekabete başladılar.Het team bestond uit Cody Rhodes en Damien Sandow.
O da, Gorillaz grubunun diğer üyeleri gibi Damon Albarn ve Jamie Hewlett tarafından yaratılmıştır.Gorillaz werd gecreëerd door Damon Albarn en Jamie Hewlett.
Bu eriyik damıtılmaya hazırdır.Dit slijm is klaar om uitgehoest te worden.
Çoğu zaman damatlar ayakkabılarını yanlarına alır.Onpaar heeft vaak betrekking op schoenen.
Vicki, Damon tarafından vampire dönüştürüldükten sonra Stefan tarafından öldürülerek diziden çıkarıldı.Ze werd in een vampier veranderd door Damon en werd, kort daarna, gedood door Stefan.
Jean-Claude Van Damme olmak zor olmalı!Jean-Claude Van Damme – als zichzelf.
Gerekliyse, seyreltik çözelti kullanılarak epinefrin damara (intravenöz enjeksiyon) enjekte edilebilir.Epinefrine kan zo nodig als verdunde oplossing ook in een ader worden geïnjecteerd (intraveneus).
Bu iki büyük damar kanı sağ atriuma boşaltırlar.De twee holle aders monden afzonderlijk in de rechteratrium uit.
Damadın babasından ve kayınbabasından başlanmak üzere, damada ve sağdıca ebede çevrilir.Deze begint met de vader van de vader van de vader et cetera.
Chavez'in en büyük kızı Rosa Virginia'yla evlendikten sonra 2007'de Chavez'in damadı oldu.Hij is sinds 2007 getrouwd met Rosa Virginia, de oudste dochter van Hugo Chávez.
Licinius: Constantius Chlorus'un damadı.306: Dood van Constantius Chlorus.
Damla biçiminde olanlar, çok akışkan lavlardan oluşmuştur.Deze zijgevels zijn als topgevel uitgevoerd.
Bu durumda by pass ameliyatı yapılarak damarda kan akışı normale döndürülür.Tijdens de operatie kijkt de chirurg of na terugdraaien de bloeddoorstroming zich herstelt.