Ama bu biraz daha fazla dalgın.Ez a példány kicsit elmélkedőbb.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Gã này là một trầm lặng hơn một chút.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.저 오징어가 더 생각하는군요.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Lui è un po' più contemplativo.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Makhluk ini sedikit lebih suka berpikir
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Ten pan jest nieco bardziej kontemplacyjny.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Tento chalan je o niečo hĺbavejší.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Tento chlápek je trochu víc hloubavý.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Това създание е малко съзерцателно.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Цей кальмар більш споглядальний.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Этот парень несколько более задумчив.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.יצור זה הוא קצת יותר חושב.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.لذا هو حذر قليلاً
Ama bu biraz daha fazla dalgın.「おっと待った
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.A kettő között pedig van két óra, amit elmélkedő csöndben töltenek az ágyban.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.A medzitým zažívajú v posteli dve hodiny meditatívneho ticha.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.A mezitím mají pár hodin meditativního ticha v posteli.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Dazwischen verbringen sie ein paar Stunden in meditativer Ruhe im Bett.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Di antaranya, mereka menghabiskan beberapa jam untuk bertapa dengan tenang di tempat tidur.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Et entre les deux périodes, ils passent une ou deux heures dans une sorte de calme méditatif au lit.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.그리고 그 사이 몇 시간동안 침대 안에서 일종의 명상적인 고요의 시간을 가집니다.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Nel mezzo, hanno qualche ora di una specie di calma meditativa a letto.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Och däremellan, har de några timmar med något av meditativ tystnad i sängen.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Og i mellemtiden, har de et par timer med en form for meditativ stilhed i sengen.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Şi între, au două ore de linişte meditativă în pat.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Têm, pelo meio, umas duas horas de uma espécie de descanso meditativo, na cama.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Tussenin hebben ze een paar uren van een soort meditatieve rust in bed.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Và giữa 2 khoảng đó, họ có khoảng 2 tiếng nằm trên giường, vắt tay lên trán suy tư.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Vmes imajo približno dve uri meditativne tišine v postelji.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.W przerwie mają parę godzin medytacyjnego spokoju.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Y, entre medio, tienen un par de horas de tranquila meditación en la cama.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Στο ενδιάμεσο, έχουν μερικές ώρες για μία περίοδο συλλογισμού στο κρεβάτι.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.А междувременно имат няколко часа на медитативна почивка в леглото.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Во время двухчасового перерыва они спокойно лежат в кровати в состоянии похожем на медитативное.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.Під час двогодинної перерви, вони спокійно лежать в ліжку, ніби медитують.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.ובין לבין יש להם שעתיים של זמן שקט ומדיטטיבי במיטה.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.وفي الفترات الفاصلة، يقضون بضع ساعات من الهدوء و التأمل في السّرير.
Bunların arasında, birkaç saati yatakta bir çeşit dalgın bir sakinlikte geçiriyorlar.瞑想的な静寂の時間があります この静寂の時には
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Al mismo tiempo, este tipo de constante vagabundeo de la mente también es una causa directa de la infelicidad.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Ao mesmo tempo, esta espécie de pensamento errante é também uma causa directa de infelicidade.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.A zároveň, tohle neustálé putování mysli je přímou příčinou neštěstí.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Contemporaneamente, questa specie di distrazione mentale costante è anche una causa diretta dell'infelicità.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Dit constante zwerven van de gedachten is een directe oorzaak van ongelukkig zijn.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Đồng thời, chính sự mất tập trung này là nguyên nhân trực tiếp của việc không hạnh phúc.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Iar această rătăcire a minții e o cauză directă a tristeții.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Istočasno pa je to, stalno beganje uma, neposreden vzrok za nesrečnost.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.동시에 이런 식으로 마음이 생각에 빠져 헤매는 것이 불행의 직접적인 원인이라고 합니다.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Másrészt a gondolatoknak ez a fajta állandó elkalandozása közvetlen oka a boldogtalanságnak is.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.På samme tid, dette konstant flakkende sind er også en direkte årsag til ulykkelighed.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Samtidigt är det här ständiga dagdrömmandet också en direkt orsak till nedstämdhet.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Takéto neustále cestovanie mysle je tiež priamou príčinou nešťastia.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Takie błądzenie umysłu jest też bezpośrednim źródłem braku szczęścia.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Zugleich ist dieses ständige Gedankenkreisen auch eine direkte Ursache fürs Unglücklichsein.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Ταυτόχρονα, αυτή η συνεχής περιπλάνηση του νου είναι επίσης άμεση αιτία της δυστυχίας.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.В сьщото време, това постоянно лутане на ума е директна причина за нещастие.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.В то же время, такая постоянная загруженность мозга — основная причина того, что мы несчастны.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.Саме тому, що ми стільки літаємо в небесах, ми почуваємося нещасними.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.מצד שני, התעייה המתמדת הזו במחשבות היא גם גורם ישיר לאומללות.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.في الوقت نفسه، هذا النوع من التيه هو سبب مباشرا للتعاسة.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.不幸の直接的な原因ともなります 私たちの寿命は そんなに長くないのに