O konuşurken, sanırım ben dalgındım.While he was talking, I guess I was absent-minded.
Yüzünde dalgın bir bakış vardı.He had an absent look on his face.
Yüzünde dalgın bir bakışı vardı.She has an absent look on her face.
Akıllı insanlar bile bazen dalgındır.Even smart people are sometimes absent-minded.
Zeki insanlar bile bazen dalgındırlar.Even intelligent people are sometimes absent-minded.
O bunu dalgın bir biçimde yaptı.He did it absentmindedly.
Dalgın görünüyordun.You seemed preoccupied.
Tom biraz dalgın görünüyor.Tom looks a little lost.
Tom'un dalgın olduğunu düşünüyorum.I think Tom is absent-minded.
Bazen o dalgın olabilir.At times she can be absent-minded.
Tom çok dalgındır ve bazen çocukları okuldan almayı unutur.Tom is quite absent-minded and sometimes forgets to pick the kids up from school.
Tom biraz dalgın gibi görünüyor.It looks like Tom is a little preoccupied.
Tom dalgın görünüyor.Tom looks preoccupied.
Tom dalgın.Tom is absent-minded.
Tom dalgındı.Tom was absent-minded.
Tom çok dalgın.Tom is very absent-minded.
Tom pencereden dışarıya dalgın dalgın baktı.Tom looked absently out the window.
Sen oldukça dalgın görünüyorsun?You seem pretty preoccupied.
O dalgın görünüyordu.She looked pensive.
Tom dalgın görünüyordu.Tom looked pensive.
O dalgın.She is self-absorbed.
Ben bazen biraz dalgınım.I'm sometimes a bit absent-minded.
Ben çok dalgınım.I'm very absent-minded.
Tom sevgilisinin yaşadığı yere dalgın bir şekilde bakıyor.Tom gazes wistfully over the rooftops to where his lover lives.
Tom çok dalgınlaştı.Tom became very lost.
Sen gerçekten dalgınsın, değil mi?You're really absent-minded, aren't you?
Dalgınlık, bir insanın dikkatsiz veya unutkan davranışlar göstermesidir.Absent-mindedness is where a person shows inattentive or forgetful behaviour.
Fakat Charlie dalgınlıkla inekleri kaybeder.Charlie demands the dummy leaves.
Bu tür bir zihin dalgınlığı, aynı zamanda mutsuzluğun açık bir sebebi.At the same time, this sort of constant mind-wandering is also a direct cause of unhappiness.
Heykel cepheden bakıldığında oldukça simetrik,yalın ve dalgın ifadelidir.It's very frontal, it's very symmetrical, and severe, and kind of abstracted.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.This guy is a little more contemplative.
Dinleyicileriniz dalgınlaşır, çünkü kendi kendilerine şöyle der,Your audience will be lost because they are going to say to themselves,
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar.They will hasten forward to the caller, gazes fixed.
Kendisini ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur.Slumber seizes Him not, neither sleep; to Him belongs all that is in the heavens and the earth.
Kendisini ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz.Neither slumber, nor sleep overtake Him.
Yusuf DALGINLI ( 82,5 kiloda sıfır çekerek elendi.)San José, rogad por nosotros (55 kg).
Fakat Charlie dalgınlıkla inekleri kaybeder.Muy a menudo pierde sus ovejas.
Belki dalgındır, ya da helâdadır, belki de yolculuk yapıyor!Forse è morto o forse sta viaggiando nel tempo.
Henry Jocelyn Branwell, dalgın ve çok zeki birisidir.Henry Jocelyn Branwell Il marito di Charlotte, è alto e fulvo.
Müzikte dalgın bir hassasiyet vardır." şeklinde anlatır.«У нас очень чёткое музыкальное взаимопонимание друг друга» — как позже скажет она.
Hemşire adamı dalgınlıktan kurtararak ona karısının durumunu söyler.Он рассказывает медсестре об этом, чем спасает жизнь её дочери.
Hakkı Süha Gezgin, Bursa Lisesi'ndeki Sait Faik'i "sınıfta sakin ve dalgın, bahçede yalnız" olarak anlatır.وصف حقي سهى جزجين سعيد فائق في ثانوية بورصة بأنه "شارد الذهن وهادىء في الفصل ووحيد في الحديقة. "
Tablo dalgınlık veya bilinç kaybına kadar gidebilir.كما لن يفقد سعادته في حالة ذهاب العقل أو الوعي.
Kitap kurdu, mantıklı, saf ve bazen çok dalgın olduğu zamanlar olmuştur.Charakteryzowały się one wymyślnością, wyrazistością i czasem nawet czegoś tam brakowało.
Müzikte dalgın bir hassasiyet vardır." şeklinde anlatır.Hon har oroligt konstnärsblod i sig, säger hon.
Rakipler devamlı birbirlerinin dalgın anlarını kollarlar.Damerna gör upprepade grimaser gentemot varandra.
Hemşire adamı dalgınlıktan kurtararak ona karısının durumunu söyler.Щоб врятувати дівчину від арешту, він розповідає товаришам правду.
Dalgınken düş görme hali.Ahol az álom is szemétből van.
İyi bir mucittir ama çok dalgındır.Hän on ystävällinen, mutta myös hieman etäinen.
Dalgınken düş görme hali.Slept til Hundvåg.
Dalgınken düş görme hali.לחלום מהות בבואתית.
Dalgınken düş görme hali.Осъзнат сън Сомнифобия
Tablo dalgınlık veya bilinç kaybına kadar gidebilir.To sa môže prejavovať závratmi alebo stratou vedomia.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Acesta e ceva mai contemplativ.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Celui-là est plus contemplatif.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Denne fyr er lidt mere tænksom.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Dieser hier ist geht etwas bedachter vor.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Dit is eerder een peinzend kereltje.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Esta é um pouco mais contemplativa.
Ama bu biraz daha fazla dalgın.Este tipo es un poco más contemplativo.