Alt uç ise açık, ancak cıva dolu bir kaba daldırılmış durumdadır.التوكيد المخففة﴿لنسفعاً﴾، و هاء التأنيث تاء مفتوحة في نحو﴿رحمت﴾.
Hayat, ölüm ve ölümden sonraki ahiret hayatı gibi konula üzerinde çok derin düşüncelere daldı.A religião fazia da família um só corpo, nesta vida e na outra, após a morte.
Orada birkaç yıl matematik araştırmalarına derinlemesine daldı.Levou vários anos para completar seus estudos acadêmicos.
Kriyoetik, kriyoniklerin etiksel içeriklerini inceleyen daldır.Controversieel is Heinleins analyse van de morele aspecten van oorlogvoering.
Cevher kayaları, borular daldırılarak kırılır.Slecht gebouwde wijken als De Pijp verrezen.
Bu panik halinde geriye kaçarak kendi hatlarına daldılar.In een paniekreactie blies ze zichzelf op.
Lâkin Harp sesi onu sürekli yatıştırır ve uykuya daldırır.Elke nacht bedwelmt zij hem echter en pleegt overspel tijdens zijn slaap.
Bu kapalı alanı oluşturarak sıvı içinde basınç altındayken suya daldırılır.Om deze vloeistof te maken wordt water onder lage druk in de bodem geïnjecteerd.
Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü.A kiedy znów zasnął, miał drugi sen.
Hayale Daldım (feat.Sielsowiet Indura (biał.
Orada birkaç yıl matematik araştırmalarına derinlemesine daldı.Po dwóch latach zmienił kierunek studiów na matematykę.
Uzun sürdü ama kendi derinliklerime daldım ve onu buldum.Zajęło mi to trochę czasu, ale zagłębiłam się i w końcu skończyłam to.
O derin bir uykuya daldı.Zapadł w głęboki sen.
Sonra başını daldırıp ondan içsin, çünkü o, soğuk bir sudur.Han förbannar den ödesdigra drycken och faller åter i djup vanmakt ("verflucht sei, furchtbarer Trank!").
Tom uykuya daldı.Том заснув.
Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü.Náhle se probudí a zjistí, že to byl jen další sen.
1940 Şubatında USS Helena'dan gelen Amerika Birleşik Devletleri Donanması dalgıçları güverteye daldılar.V únoru 1940 vrak prozkoumali potápěči z lehkého křižníku amerického námořnictva USS Helena.
Yolda bir taşa başını yaslayıp uykuya daldı.Se culcase într-unul din ele și adormise.
Hızlı bir yüzücü olmamasına rağmen suda rahatça yüzer, daldığında uzun zaman su altında kalabilir.Dacă este nevoită, poate înota, dar în general evită apa.
İkimiz de uykuya daldık.Mindketten elaludtunk.
Tuzlama, peynirin yüzeyine kuru tuzlama şeklinde veya peynir salamuraya daldırılarak yapılabilir.Suolaus voidaan suorittaa kuivasuolauksena tai upottamalla juusto suolaliemeen.
Tutuşturmak için yoğun sülfürik aside daldırmak gerekiyordu.Olkapään korjaamiseksi tehtiin iso leikkaus.
Uzun bir gaflet ve dalalet uykusuna daldı Afrika.Ταξίδεξε με ωτοστόπ φτάνονας μέρι την Αφρική.
Genellikle suya daldıkları noktadan çok uzak bir yerde tekrar su yüzüne çıkarlar.Κατά κανόνα απομακρύνονται πολύ από τον τόπο της εξέλιξής τους .
Bu panik halinde geriye kaçarak kendi hatlarına daldılar.I panik flygtede de mod toget.
Kişi uykuya daldığındaysa beyin dalgaları yavaşlar ve daha az düzenli olur.Når personen sovner blir hjernebølgene langsommere og mindre regelmessige.
94m'ye kadar daldıkları tespit edilmiştir.Dykk til 69 m har blitt registrert.
Tina uykuya daldığında kâbus görmeye başlar.Jane mulai mimpi buruk.
Hagrid, Fluffy'nin müzik çalındığında uykuya daldığını istemeden üçlüye söyler.Bọn trẻ biết được từ Hagrid rằng Fluffy sẽ ngủ nếu được nghe nhạc.
Edapoloji diğer daldır.Phần còn lại là tương miso.
Hızlı bir yüzücü olmamasına rağmen suda rahatça yüzer, daldığında uzun zaman su altında kalabilir.Chúng không thể bơi, và sẽ bị chết đuối nếu chìm trong nước trong thời gian dài.
Yahya, onun başını suya daldırdı.Trương Thế Kiệt cũng đâm đầu xuống nước tự vẫn.
Tina uykuya daldığında kâbus görmeye başlar.Về Oliver, trong lúc đang nằm ngủ trưa, cậu đã mơ thấy ác mộng.
Yolda bir taşa başını yaslayıp uykuya daldı.マイケルはベッドを譲ってくれ床で寝た。
Hızlı bir yüzücü olmamasına rağmen suda rahatça yüzer, daldığında uzun zaman su altında kalabilir.ただし遠距離を泳ぐことはできず、水中に長い時間いると溺れてしまう。
Ancak, Aulë'ye verilen bir ceza sonucu İlkdoğanlar uyanmadan önce uyanmamak üzere uykuya daldırıldılar.桓玄於當年年末篡位稱帝,就在第一日進建康宮,坐下御床上時御床就坍塌了。
Soğuk suya daldırın veya soğuk bez koyun.快閃開呀,不然紮個透心涼。
Alt uç ise açık, ancak cıva dolu bir kaba daldırılmış durumdadır.不過,凪是一個運動白痴,而且體力明顯不足。
Bir denizayısıgilin daldığı, kanıtlanabilmiş en büyük derinlik 100 metredir.最大可行性深度已经被认为大约有80米。
Yahya, onun başını suya daldırdı.이어 유길준이 태자의 머리를 깎았다.
Hayale Daldım (feat.환상의 짝꿍 (Feat.
Ancak, Aulë'ye verilen bir ceza sonucu İlkdoğanlar uyanmadan önce uyanmamak üzere uykuya daldırıldılar.그러나 그러한 연유로 무리하는 일도 많고 시코쿠 팔십팔귀야행과 싸우기 전에는 잠도 자지않고 무리하여 쓰러지기도 하였다.
Kişi uykuya daldığındaysa beyin dalgaları yavaşlar ve daha az düzenli olur.כאשר אדם נכנס לשלב השינה העמוקה, גלי המוח הופכים איטיים יותר ופחות סדירים.
Uzun bir gaflet ve dalalet uykusuna daldı Afrika.פשתה גדולת-פרחים - חד-שנתי מצפון אפריקה.
Daldırma ağ (İngilizce dip net ya da dipnet), uzun saplı balık kepçesidir.רשת הקלע (בערבית "שבקה" באנגלית Cast net) - רשת לדייג בודד.
1940 Şubatında USS Helena'dan gelen Amerika Birleşik Devletleri Donanması dalgıçları güverteye daldılar.בינואר 1940 ביקרו בשרידי האונייה מלחים אמריקאיים.
Suya daldıkları zaman burun ve kulak delikleri birer kapakla örtülür.Когато главата е под водата, ноздрите и ушите се затварят с клапи.
Hayale Daldım (feat.Дух (Духовден).
Hızlı bir yüzücü olmamasına rağmen suda rahatça yüzer, daldığında uzun zaman su altında kalabilir.Не могат да скачат, но могат да плуват на дълги разстояния.
Hesaplamalı Bilim ve Mühendislik, bilimsel araştırma metotları içerisinde oldukça yeni olan bir daldır.Научните изчисления и инженерството са сравнително нови дисциплини.
Edapoloji diğer daldır.Proces parazitiranja je sljedeći.
Hayale Daldım (feat.Oneiromancija (grč.
Zengi'nin birlikleri şehre daldı ve iç hisara kaçamayan herkesi öldürdü.Zengijeva vojska je vrdla v mesto in ubijala vse, ki jim ni uspelo pobegniti v mestno citadelo.
Soğuk suya daldırın veya soğuk bez koyun.Iz njega se pripravi zvarek ali hladen izvleček.
Yahya, onun başını suya daldırdı.Juozapas nukirto jam galvą.
Hayat, ölüm ve ölümden sonraki ahiret hayatı gibi konula üzerinde çok derin düşüncelere daldı.Trečias Načiketo noras – pažinti mirtį ir gyvenimą po mirties.
Yolda bir taşa başını yaslayıp uykuya daldı.Priilsęs buvo, atsigulė pas tą akmenį ir užmigo.
Kişi uykuya daldığındaysa beyin dalgaları yavaşlar ve daha az düzenli olur.Kui inimene jääb magama, muutuvad kõigepealt ajulained aeglasemaks ja vähem korrapäraseks.
Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü.Kord oli Loonagi neid hoope kuulnud ja sel öösel ta enam magada ei saanud.
Açık kaynak daire testere yavaşça dönen bıçaklara sahip ve soğutma sıvısı içine daldırılmıştır.Холодная пила с открытым источником имеет медленно вращающееся лезвие, погружающееся в охлаждающую жидкость.