Sen onları, bir süreye kadar daldıkları gaflet içinde kendi hallerine bırak! [86,17; 15,3]So leave them to their ignorance for a time.
Onlar ki daldıkları batıl içinde oynayıp dururlar.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
"ALLAH" de ve onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynayadursunlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
"Bunlar, daldıkları bu şeylerle helak olacaklar ve yaptıkları ise hiç bir temele dayanmıyor.""These people and their ways will surely be destroyed, for false is what they practise.
Sonra onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar.Say, “Allah” – then leave them playing in their indecency.
(Resulüm) sen "Allah" de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar!Say, “Allah” – then leave them playing in their indecency.
Size verip hayaline daldırdığımız şeyleri de sırtlarınızın arkasında bıraktınız.You have left behind you all that which We had bestowed on you.
Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar (daldırılırlar).Every time they are sent back to temptation, they yield thereto.
Allah kendi katından bir güven işareti olarak sizi hafif bir uykuya daldırmıştı.He made drowsiness overcome you, as a security from Him.
Kinko Highlands Otel'de geçirdiğimiz son gecede dışarıdaki havuza daldık.On the last day of our stay at the Kinko Highlands Hotel we took a dip in the outdoor bath.
Yağ daldırma, en yüksek kullanılabilir büyütme civarında 800×.Without oil immersion, the maximum usable magnification is around 800×.
Eğilim, "daldırma daire" kullanımıyla ölçülebilir.Inclination can be measured with a dip circle.
Bu yönteme ticari bir unvan olan Dynamic Immersion(Dinamik Daldırma) adını vermişlerdir.Rosetta Stone calls its approach Dynamic Immersion (a term which has been trademarked).
Aynı zamanda Büyük Tasfiye Moğolistan'a daldı.At the same time, the Great Purge spilled into Mongolia.
Hint kargaları'nın havadan aşağı doğru daldığı ve bebek sincaplarını kaptığı gözlenmiştir.House crows have also been observed swooping down from the air and snatching baby squirrels.
Aldığı ilaçlar etkisini gösterince Ruiz Cortines uykuya daldı.When the drugs took effect on him, Ruiz Cortines fell asleep.
Tüm tertibat pompalanacak akışkanın içine daldırılır.The whole assembly is submerged in the fluid to be pumped.
Sonunda o boşlukta uykuya daldı.Eventually in that emptiness he fell asleep.
Suyun dibine daldı ve biraz yumuşak çamur çıkardı.He dove to the bottom of the water and brought up some soft mud.
Daldırma tütünün nikotinin emilmesi için çiğnenmesine gerek yoktur.Dipping tobacco does not need to be chewed for the nicotine to be absorbed.
1935: İspanyol yarışçı Francisco Cepeda , Col du Galibier'de bir dağ geçidine daldı.1935: Spanish racer Francisco Cepeda plunged down a ravine on the Col du Galibier.
Cezayirli Yahudiler, makroudh denilen bala daldırılmış hurma hamur işi yapıyorlar. [2]Algerian Jews serve a honey-dipped date pastry called makroudh.[80]
Kitap 15 – Hintliler sarhoş olur, uykuya daldıklarında Dionysos birlikleri tarafından bağlanırlar.Book 15 – The Indians become drunk, fall asleep and are bound by the Dionysiac troops.
Bambu kalıbı (Vietnamca : liềm xeo) bulamaç fıçısına daldırılır ve çıkarılır.A bamboo mold (Vietnamese: liềm xeo) is dipped into the vat of slurry and removed.
Sondalar 72 feet (22 m) derinliğe daldırıldı.The probes were lowered as deep as 72 feet (22 m).
Alt uç ise açık, ancak cıva dolu bir kaba daldırılmış durumdadır.So wirkt die Anordnung zufällig, folgt aber einer klaren Gliederung.
Lâkin Harp sesi onu sürekli yatıştırır ve uykuya daldırır.Die stete Furcht vor der Schande aber kostet ihn den Schlaf.
Sterilize edilecek maddeler su içerisine daldırılır.Die im Arbeitsbereich anfallenden Abwässer werden sterilisiert.
Tahta geçen Fîrûz, eğlenceye daldı.Die Holzfäller haben einen Grund zum Feiern.
Soğuk suya daldırın/ıslak bezlerle sarın.Sie wurden durch Holzrohre (Deichelleitungen) mit Frischwasser versorgt.
12 Nisan 2012. ^ "Femen üyeleri taraftarın arasına daldı".Abgerufen am 12. Januar 2011. „Die Frauen sind auf meiner Seite“.
Düşünceye daldı.Il est perdu dans ses pensées.
Ancak, Aulë'ye verilen bir ceza sonucu İlkdoğanlar uyanmadan önce uyanmamak üzere uykuya daldırıldılar.Mais si jamais elle se séparait de son mari, elle retournerait, sans fin, au tourment d'auparavant.
Böylece Karakan grubu yaklaşık 15 yıl süren bir uykuya daldı.Le groupe est de nouveau mis en sommeil pendant une quinzaine d'années.
Tina uykuya daldığında kâbus görmeye başlar.Pour Max, le cauchemar commence.
Yolda bir taşa başını yaslayıp uykuya daldı.Prenant une des pierres de l'endroit, il la mit sous sa tête et s'allongea pour dormir.
Aynı zamanda güzel sanatlarda bir daldır.C’est aussi une période artistique heureuse.
"Düşünce, mânâ denizine daldı.Tout le monde pense qu'elle s'est jetée à la mer.
Sergei uykuya daldıktan hemen sonra Katerina Boris'in hayaleti tarafından rahatsız edilir ve uyuyamaz.Entonces Serguéi se duerme; Katerina es entonces atormentada por el fantasma de Borís y no puede dormir.
Kişi uykuya daldığındaysa beyin dalgaları yavaşlar ve daha az düzenli olur.Cuando una persona duerme, éstas se vuelven más lentas y menos regulares.
Zaten Chev süper markete daldığında kendisini biraz daha iyi hissetmeye başlamıştı.Mientras el pequeño Colby lo miraba comenzó a sentirse bastante mal.
Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü.Nuevamente vuelve a dormirse y tiene un último sueño.
Saat dokuzda yatmaya gittim ama saat onda uykuya daldım.Sono andato a letto alle nove ma mi sono addormentato alle dieci.
Hayale Daldım (feat.Wake Me Up (feat.
Tahta geçen Fîrûz, eğlenceye daldı.Da dove è passata una testa, il cazzo fa festa.
Eğilim, "daldırma daire" kullanımıyla ölçülebilir.Si può misurare facendo uso di un sestante.
Orada birkaç yıl matematik araştırmalarına derinlemesine daldı.Da diversi anni si sta dedicando alla divulgazione della matematica.
P302+P334 DERİ İLE TEMAS HALİNDE İSE: Soğuk suya daldırın/ıslak bezlerle sarın.P302 + P334 – IN CASO DI CONTATTO CON LA PELLE: immergere in acqua fredda/avvolgere con un bendaggio umido.
Çim üzerine uzandı ve uykuya daldı.Он лег на траву и заснул.
Bebek derhal uykuya daldı.Ребёнок моментально заснул.
Denizaltı daldı.Подводная лодка погрузилась.
O okumaya daldı.Она погрузилась в чтение.
O bir çayın içine simit daldırmayı seviyor.Она любит обмакивать баранки в чай.
Böylece Alice hakkında düşüncelere daldım, saplanıp kalmışçasına." demiştir.Иероним: «За то, что оставили Его закон, …и пошли по нечестию сердца их».
Yahya, onun başını suya daldırdı.Илья отрубает ему голову.
Hayale Daldım (feat.Си́сне (исп.
"İsveç'te bir kamyon mağazaya daldı".В Казахстан приехали в товарном вагоне".
Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü.Далее он будто бы снова засыпает и видит странный сон.
Ancak, Aulë'ye verilen bir ceza sonucu İlkdoğanlar uyanmadan önce uyanmamak üzere uykuya daldırıldılar.О пощаде нельзя было и думать; кроме тех, которые положили оружие при начале штурма.
Uykuya daldıktan yarım ya da bir saat sonra beyin dalgaları tekrar aktif sürece geçmeye başlar.بعد ساعة ونصف من عدم حركة السريعة، تبدأ موجات الدماغ بإظهار نمط نشط مرة أخرى.