Ana içeriğe geç
Sözlük

daldı ile cümle

daldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Soğuk suya daldırın veya soğuk bez koyun.Put it into cold water and boil it.
Yağ daldırma, en yüksek kullanılabilir büyütme civarında 800×.Without oil immersion, the maximum usable magnification is around 800×.
Sol taraftaki büyük figür bir adamı kazana daldırmaktadır.The lion on the left holds up a pennant.
Malzemeler cam yapmak için eritildi ve sonra kil formları erimiş sıvıya daldırıldı.Ingredients were melted to make glass and then clay forms were dipped into the molten liquid.
Uzun sürdü ama kendi derinliklerime daldım ve onu buldum.It took me a while but really delving into myself I finally got it.
Elektrikli su ısıtıcılar, daha önce kullanılan su ıslık kazanı ve daldırma ısıtıcısının yerini aldı.A question about central heating replaced the previously used question on outside toilets.
Uzun bir gaflet ve dalalet uykusuna daldı Afrika.The firm operated African Time and Plywood from Sapele in Delta State.
Travmatoloji daha çok, travma sonucu oluşan durumlarda acil tedavi içeren daldır.Emergency treatment generally follows advanced trauma life support.
Edapoloji diğer daldır.Far right is the other platform.
"İsveç'te bir kamyon mağazaya daldı"."На Старую Станицу свалился кусочек Швейцарии".
Uykuya dalarsanız sistem bunu fark eder, ve daha derin uykuya daldıkça ışığı karartır.If you nod off, the system would know, dimming to darkness as you do.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.After the evening meal, the father fell asleep quickly in his arm chair.
"Ben herkesin kolera vardı ve ben sadece sadece Uyanarak olduğunda uykuya daldı."I fell asleep when everyone had the cholera and I have only just wakened up.
- İyi daldın, dostum.There's your dip, mate.
Natasha bir yatağa, Gene diğerine yattı. Üç heycanlı günün sonunda çocuklar uykuya daldı.Natasha got one bed, Gene got the other -- kids pass out, it's been very exciting for three days.
Ama okyanusa daldırılmak ona pek iyi gelmedi ve sonuçta böyle oldu.But it doesn't react very well to being immersed in ocean, which is what happened to it.
Çocuk kısa sürede uykuya daldı, ağır ve annesinin kucağında yatıyordu.The child soon fell asleep, and lay heavily in his mother's lap.
Ve dünyanın dört bir yanında açık denizlere daldım.And I've dived in deep-sea submersibles around the world.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.My brothers and I dug in, and that's when my father came home.
Açık kaynak daire testere yavaşça dönen bıçaklara sahip ve soğutma sıvısı içine daldırılmıştır.So the open source cold saw has a slowly rotating blade and it's bathed in a cooling fluid.
Ve çiçeğe konuyorlar. Proboscis denilen dillerini içeri daldırıyorlar, ve şekerli su içiyorlar.They land on the flower, stick their tongue in there, called a proboscis, and drink sugar water.
Ve sadece çift vezin diyerek bile inekliğin oltasını denizin dibine daldırdım.And just by saying double dactyl, I've sent the geek needle all the way into the red.
Düşüncelere daldım diyebiliriz.You could say I was just contemplating.
Bakmadan torbaya elinizi daldıracaksınız. - Bu da yeşilse, 1 Lira kazanacaksınız." -Let's imagine ourselves in some kind of strange casino with very strange games
Tıpkı bir bilyeyi suya daldırmışsınız gibi...It's like you dipped a marble in water.
Diyelim ki, bu küp h kadar suyun içine daldırıldı.Let's say the cube is submerged h units or h meters into the water.
Ben tüm bu olayın içine tamamen kazara daldım.Well, I bumped into this whole thing completely by accident.
Suya onların yanına daldım, ve meraklılıkları karşısında hayrete düştüm.And I got in the water with them, and I was amazed at how curious they were.
Storm döndü dolandı, konuya daldı:Storm pertly asserts,
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:And I went into this little fantasy world. And I thought,
Hepimiz buzun üzerine indik, ve ben sonra yüzüş kıyafetimi giydim ve suya daldım.We all got down onto the ice, and I then got into my swimming costume and I dived into the sea.
Daldığım zamanlarda bile ...seninkini yok ederek aslında kendi hayatımı yok ettiğimi düşünüyorum.There have even been times when I have contemplated ending my own life as I have ended yours.
Ben, bugün bile daldığımda gördüklerime hayret ediyorum.I still, to this day, stand in absolute awe of what I see when I make these dives.
Şimdi yapacağımız şey şu; kendimizi benim dünyama daldıracağız.And what we're going to do is we're going to immerse ourselves in my world.
Bir apokaliptik riya ilkesine daldım.I fell into this apocalyptic dream world.
Sana Kosta Rika o daldırma şey için uygulanan düşündüm?I thought you applied for that immersion thing in Costa Rica?
İstediğimize daldık.Otkazujemo rat
Burası ruhların düşünceye daldığı ve günahları için tövbe ettiği köydür.It's the village where the spirits meditate and repent their sins
O yuzden din konusuna baliklama daldim ve Incil'e harfiyen uyarak yasamaya calistim.So, I decided to dive in head first, and try to live the Bible.
Ve neye daldığını merak ediyorum.And I wonder what he's soaking in.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.When the sun was going down, a deep sleep fell on Abram. Now terror and great darkness fell on him.
Ey Yakupun Tanrısı, sen kükreyince, Atlarla atlılar son uykularına daldılar.At your rebuke, God of Jacob, both chariot and horse are cast into a deep sleep.
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.The sluggard buries his hand in the dish; he will not so much as bring it to his mouth again.
Tembel elini sahana daldırır, Yeniden ağzına götürmeye üşenir.The sluggard buries his hand in the dish. He is too lazy to bring it back to his mouth.
Zindancı ışık getirtip içeri daldı. Titreyerek Pavlusla Silasın önünde yere kapandı.He called for lights and sprang in, and, fell down trembling before Paul and Silas,
Bazı kişiler bunlardan saparak boş konuşmalara daldılar.from which things some, having missed the mark, have turned aside to vain talking;
"Alah" de, sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
Bir süreye kadar onları, (daldıkları) gafletleri içinde bırak.So leave them to their ignorance for a time.
O daldıkları batıl içinde oynayıp duranlar,Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
De ki: "Allah." Sonra onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
Ki onlar, 'daldıkları saçma bir uğraşı' içinde oynayan-oyalananlardır.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
"Allah" de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
Onları bir uykuya daldırdık, yıllarca hiçbir şey duymadılar.We sealed off their ears in the cave for a number of years,
Hayır, gerçek olan Kur'an, onlara gelince yalanladılar da şimdi darmadağın bir işe daldılar.But no! They called the truth a lie when it came to them; so they are in a confused state.
Ki onlar, daldıkları gaflette habersiz bir halde bocalayıp dururlar.Who are lost in deception.
Öyle kişilerdir onlar ki daldıkları batakta oynayıp dururlar.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Bunun üzerine biz de o mağarada onların kulaklarına nice yıllar perde koyduk (uykuya daldırdık.)We sealed off their ears in the cave for a number of years,
Ki onlar daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Ki onlar, daldıkları bir batak (bâtıl)da oynayıp duruyorlar.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Bunun üzerine mağarada onları uykuya daldırdık. Nice yıllar öylece kaldılar.We sealed off their ears in the cave for a number of years,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod