İstediğimize daldık.Sono un uomo tutto d'un pezzo io !!!
- İyi daldın, dostum.- Belo mergulho, amigo.
- İyi daldın, dostum.- Ese es tu baño, compañero.
- İyi daldın, dostum.Hier ist dein Dip, Kumpel.
- İyi daldın, dostum.- Micsoda csobbanás, haver.
- İyi daldın, dostum.Namočil ses, příteli.
- İyi daldın, dostum.Steve, du ... kuk.
- İyi daldın, dostum.To twój dip, stary.
- İyi daldın, dostum.Αυτό είναι το βάθος σου, φίλε.
- İyi daldın, dostum.- То је твоје купање, другар.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Em trai và tôi bới đống kẹo lên, và đó là khi bố chúng tôi trở về nhà.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Eu și cu frații mei am început să mâncăm și atunci s-a întors tata acasă.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.저는 동생과 함께 그 안에 뛰어 들었죠, 그리고 그 날은 저희 아버지가 오시는 날이었어요.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Mein Bruder und ich fielen darüber her und da kam mein Vater nach Hause.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Mes frères et moi avons plongé les mains dedans juste au moment où mon père est rentré à la maison.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Mijn broers en ik smulden ervan. Even later kwam mijn vader thuis.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Mina bröder och jag började äta, och då kom min pappa hem.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Mio fratello ed io ci siamo buttati, e a quel punto mio padre tornò a casa.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Mis hermanos y yo nos sumergimos en él, entonces llegó mi padre.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Rzuciliśmy się na nie z braćmi, a po chwili do domu wrócił ojciec.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Saudara-saudara saya dan saya menyantap permen-permen itu, dan saat itulah Ayah kami pulang.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Τα αδέρφια μου κι εγώ ορμήσαμε, και τότε έφτασε στο σπίτι ο πατέρας μας.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Аз и брат ми си взехме от сладките и тогава дойде баща ни.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Мы с братом принялись за сладости, и тут вернулся с работы отец.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.Щойно мій брат і я жадібно почали їх їсти, як додому повернувся мій батько.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.אני והאחים שלי נברנו בעגלה ואז אבא שלי נכנס הביתה.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.هجمنا عليها أنا وإخوتي و عندها عاد أبي إلى البيت.
Kardeşlerimle birlikte şekerlemelere daldık ve tam o sırada babam eve geldi.そこに父が帰って来て 激怒され どんなに泣いたか いまでも覚えています
Kinko Highlands Otel'de geçirdiğimiz son gecede dışarıdaki havuza daldık.El último día de nuestra estadía en Kinko Highlands Hotel nos bañamos en la pileta exterior.
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:A v mojom malom fantazijnom svete som si pomyslel:
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:Ed entrai in questo piccolo mondo fantastico. Pensai:
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:E entrei neste pequeno mundo de fantasia e pensei:
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:E ingresé a este mundo de fantasía. Y pensé:
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:Et je suis allé dans ce petit monde imaginaire. Et j'ai pensé :
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:Ik betrad een kleine fantasiewereld. Ik dacht:
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:그걸 보고 저는 그대로 환상의 세계로 빠져들었죠. 이런 생각을 했어요.
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:Si m-am transpus in acea lume mica imaginara.. Si m-am gandit,
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:Tôi đi vào thế giới tưởng tượng nhỏ bé ấy. Và tôi nghĩ,
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:Und ich begab mich in diese kleine Fantasiewelt. Und ich dachte:
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:Wszedłem do tego małego świata fantazji. I pomyślałem:
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:И я погрузился в такой маленький мир фантазий. И я подумал,
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:Навлязох в този малък фантастичен свят. И си помислих:
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:ועברתי לעולם דמיוני קטן. וחשבתי,
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:واسترسلت في خيالي وسألت نفسي:
Küçük bir hayal dünyasına daldım ve şöyle düşündüm:私はこう思ったんだ "女王アリを探しているのかな"
Natasha bir yatağa, Gene diğerine yattı. Üç heycanlı günün sonunda çocuklar uykuya daldı.Natasha kreeg één bed en Gene het andere -- de kinderen vielen als een blok in slaap.
Natasha bir yatağa, Gene diğerine yattı. Üç heycanlı günün sonunda çocuklar uykuya daldı.Наташа и Джин си имаха легла, беше много вълнуващо за три дни.
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Ale keď to počuli apoštolovia, Barnabáš a Pavel, roztrhli svoje rúcha, vybehli medzi zástup, kričali
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Co gdy usłyszeli Apostołowie Barnabasz i Paweł, rozdarłszy szaty swoje, wpadli między lud, wołając,
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Cuando los apóstoles Bernabé y Pablo oyeron esto, rasgaron sus ropas y se lanzaron a la multitud dando voce
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.두 사도 바나바와 바울이 듣고 옷을 찢고 무리 가운데 뛰어 들어가서 소리질러
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Ko pa to zaslišita apostola, Pavel in Barnaba, si raztrgata oblačila in skočita med ljudstvo, kričeč
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Men da apostlene Barnabas og Paulus hørte dette, sønderrev de sine klær og sprang ut til hopen
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Men da Apostlene, Barnabas og Paulus, hørte dette, sønderreve de deres Klæder og sprang ind i Skaren,
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Nhưng hai sứ đồ là Ba-na-ba và Phao-lô hay điều đó, bèn xé áo mình, sấn vào giữa đám đông, mà kêu lên rằng:
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Sentendo ciò, gli apostoli Barnaba e Paolo si strapparono le vesti e si precipitarono tra la folla, gridando
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.To když uslyšeli apoštolé, Barnabáš a Pavel, roztrhše sukně své, vyběhli k zástupům, křičíce,
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Като чуха това апостолите Варнава и Павел, раздраха дрехите си, скочиха всред народа, та извикаха, казвайки:
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.Почувши ж апостоли Варнава та Павел, роздерли одежу свою, і вбігли, покликуючи, між народ,
Ne var ki elçiler, Barnabayla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar.ויהי כשמע זאת השליחים פולוס ובר נבא ויקרעו את בגדיהם וירוצו אל תוך העם׃