Önemsiz şeyler üzerinde birbirleriyle ağız dalaşına girdiler.They fell out with each other over trifles.
Polis göstericilerle dalaştı.The police brawled with the demonstrators.
Hiç kimse onunla dalaşamaz.Nobody messes with him.
Tom'la dalaşmak istemiyorum.I wouldn't want to mess with Tom.
Tom ağız dalaşına girmek istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to get into a shouting match.
Bu uçak it dalaşı yaparken, bombalama yapabilme kabiliyetine sahip.This aircraft is capable to dogfight and bomb at the same time.
Bizimle dalaşmamalısın.You shouldn't mess with us.
Onlarla dalaşmamalısın.You shouldn't mess with them.
Benimle dalaşmamalısın.You shouldn't mess with me.
Onunla dalaşmamalısın.You shouldn't mess with him.
Onlarla dalaşma.Don't mess with them.
Onunla dalaşma.Don't mess with him.
Biz Ruslarla dalaşmayın!Don't mess with us Russians!
Hiç kimse Tom'la dalaşmaz.Nobody messes with Tom.
Siz dalaşmak için yanlış adam seçtiniz.You have chosen the wrong guy to mess with.
Tom dalaşmak için yanlış bir tercih.Tom is the wrong guy to mess with.
Tom dalaşılacak bir adam değil.Tom is a guy you don't want to mess with.
Kim bunu yapabilen bir orduya dalaşabilirdi?He has no doubt that this ability will one day be a common tool in the military arsenal.
Koldan kola bu yana ses hunt's gün dolayısıyla sana Avcılık, dalaş erdirmez.Since arm from arm that voice doth us affray, Hunting thee hence with hunt's-up to the day.
Kızlarımızdan bir tanesi bir ağız dalaşına girmiş.One of our daughters had gotten into a spat.
Hafif avcı uçakları ve nakliye uçakları it dalaşında.Lightweight fighters and carrier fighters are good for dogfights.
Alman bombardıman uçakları ile İngiliz savaş uçakları arasında dalaşlar vardı.There was fighting between German bombers and British fighter planes.
Sokak serserileriyle dalaştım sayıca fazlaydılar yüzünü yıka sessiz ol... annem duymasınI bumped into some hooligans And a fight ensued Wash that blood off your face
Bu arada DUI ve DPA da kötü bir ağız dalaşına girdiler.Meanwhile, the DUI and DPA have been engaged in a bitter war of words.
Hırvatistan ve Slovenya'dan, çözüm beklenen sorunlar konusunda ağız dalaşıCroatia, Slovenia spar over unresolved issues
BM misyonu başkanı General Jacques Klein ile çok kereler ağız dalaşı yapmıştı.He had many open quarrels with the UN's mission head, General Jacques Klein.
Mağaza çalışanına darp; BlackBerry olayı; 2007'deki bazı dalaşmalarAssaulting store employee; BlackBerry incident; other 2007 altercations
Muhteşem bir it dalaşından sonra savaş alanından galip çıkarlar.After a spectacular dogfight they exit the field of battle victorious.
Doktor ile Baron, Comtessa'nın nasıl ayıtılabileceği hakkında bir ağız dalaşına girerler.Der Graf und der Baron sehen ihre Chance gekommen, Gretchen zu verführen.
Selim ile Fiorilla önce ağız dalaşına girerler ama sonra araları iyileşir.Selim y Fiorilla se pelean pero luego se reconcilian.
Ağız dalaşını sürdürdüler.Они не прекращали спорить.
Doktor ile Baron, Comtessa'nın nasıl ayıtılabileceği hakkında bir ağız dalaşına girerler.De baron en zijn familie besluiten om op bezoek te gaan bij Gravin van Stiepelteen.
Bu özellik F-22'yi it dalaşında üstün kılar.Прикладом може бути V-22 Osprey який має такий захист.
Selim ile Fiorilla önce ağız dalaşına girerler ama sonra araları iyileşir.Selim și Fiorilla se ceartă, dar în cele din urmă se împacă.
Bu özellik F-22'yi it dalaşında üstün kılar.Το F-22 στο προσκήνιο με το F-23 στο παρασκήνιο.
Bu dönemde çok küçük çaplı çarpışmalar ve savaş uçakları arasında it dalaşları yaşanmıştır.Jeg snubber altid lidt her og der fra de der døgnfluer.
Promo keserken laf dalaşı olmuş.ミモシンは融解すると分解される。
Bundan sonra Burhan'la hep dalaştı.自此之後與梁思浩斷絕來往。
Yıl sonuna kadar 17 it dalaşını kazandı.2007년에 끝까지 잔존한 17도 폐차되었다.
Bu dönemde çok küçük çaplı çarpışmalar ve savaş uçakları arasında it dalaşları yaşanmıştır.כן החלו קרבות אוויר בין מטוסים בודדים ואחר כך בין קבוצות של מטוסים.
Bu özellik F-22'yi it dalaşında üstün kılar.Zato ima letalo F-22 orožje shranjeno v trupu.
Film müzikleri. ^ ""Bəyin oğurlanması"nda aktyorlar dalaşıb"."Muusikali "Nii on meil moes!" magnetiks on laulvad näitlejad".
Alman bombardıman uçakları ile İngiliz savaş uçakları arasında dalaşlar vardı.Der var kampe mellem tyske bombefly og britiske jagerfly.
Alman bombardıman uçakları ile İngiliz savaş uçakları arasında dalaşlar vardı.Di sana terjadi pertempuran antara pembom Jerman dan pesawat tempur Inggris.
Alman bombardıman uçakları ile İngiliz savaş uçakları arasında dalaşlar vardı.Er waren gevechten tussen Duitse bommenwerpers en Britse jagers.
Alman bombardıman uçakları ile İngiliz savaş uçakları arasında dalaşlar vardı.Német bombázók és brit vadászgépek harcoltak egymás ellen.
Alman bombardıman uçakları ile İngiliz savaş uçakları arasında dalaşlar vardı.Tyska bombplan stred mot brittiska jaktplan.
Alman bombardıman uçakları ile İngiliz savaş uçakları arasında dalaşlar vardı.Се бори между германските бомбардировачи и британски изтребители.
Alman bombardıman uçakları ile İngiliz savaş uçakları arasında dalaşlar vardı.Състояла се битка между немски бомбардировачи и английски изтребители.
Alman bombardıman uçakları ile İngiliz savaş uçakları arasında dalaşlar vardı.היו קרבות בין מפציצים גרמניים .לבין מטוסי קרב בריטיים - גרוטלי, נורבגיה, 27 אפריל 1940 - - אל תוך הלבן -
Bir düşman uçağı ile it dalaşıקרבות אוויר עם מטוסי האויב
Hafif avcı uçakları ve nakliye uçakları it dalaşında.Myśliwce lekkie i pokładowe świetnie sprawdzają się w zaciętej walce bezpośredniej.
Hafif avcı uçakları ve nakliye uçakları it dalaşında.Lehké a palubní stíhače jsou skvělé pro vzdušné souboje.
Hafif avcı uçakları ve nakliye uçakları it dalaşında.Leichte und trägergestützte Jagdflugzeuge eignen sich ideal für Kurvenkämpfe.
Hafif avcı uçakları ve nakliye uçakları it dalaşında.Les chasseurs légers et embarqués sont adaptés au combat aérien.
Kim bunu yapabilen bir orduya dalaşabilirdi?Chi vorrebbe scontrarsi con un esercito che possa fare questo?
Kim bunu yapabilen bir orduya dalaşabilirdi?Cine s-ar pune cu o armată care ar putea să facă asta?
Kim bunu yapabilen bir orduya dalaşabilirdi?Kdo by si zahrával s armádou, která umí tohle?
Kim bunu yapabilen bir orduya dalaşabilirdi?확신합니다. 그걸 할 수 있는 군대가 있다면 누가 감히
Kim bunu yapabilen bir orduya dalaşabilirdi?Kto by sa opovážil si niečo začať s armádou, ktorá by dokázala také veci?