Bir dakikaya ihtiyacım var.I just need a minute. Hang on.
2 dakikaya ihtiyacım var.Harry, you've gotta give me that hole. I'm gonna need two more minutes.
Aslında, sekiz dakikaya yaklaştık.Actually, we're already pushing eight minutes.
Sang-yong'un arabası beş dakikaya varmış olacak.Sang-yong's car Will be arriving in five minutes.
Amacım on dakikalık videolar yapmakken yirmi dakikaya çıkmaya başladığımı farkettim.I realize I've been making 20-minute videos where my goal is really to make ten-minute ones.
(Kadın) Bir dakikaya oradayım tatlım.(Woman) I'll be ready in just a minute, darling.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.This is really a two-hour presentation I give to high school students, cut down to three minutes.
"Bakkala gidiyorum, beş dakikaya dönerim.""I'm going to the store, I'll be back in five minutes."
Bu, yaptığım videoların en uzunlarından biri oldu. - 17 dakikaya yaklaştım.And I realize, this is probably one of longest videos I've done. I'm pushing 17 minutes.
Bir dakikaya hazırım hayatım.Right: I'll be ready in just a minute, darling.
Bunların çoğu son dakikaya kadar tamamlanamamıştı.Many of them were not completed until the last minute.
IP65/IP68 sertifikası bulunan cihaz, 1.5 metrede 30 dakikaya kadar su ve toza karşı dayanıklıdır.The bottom edge has the primary microphone and a downward-firing speaker next to the USB-C port.
Bir saat 60 dakikaya, bir dakika 60 saniyeye bölünür.One hour of time is divided into 60 minutes, and one minute is divided into 60 seconds.
Setler arasındaki aralık iki dakikaya düşürüldü (mevcut uygulama üç dakika).The interval between sets is reduced to two minutes (from three).
Daha sonra yeniden başlatma serisi için 1990'larda 5 dakikaya düşürüldü.It was later reduced to 5 minutes in the 1990s for the reboot series.
Ayrıca dizinin süresi de 90 dakikadan 45 dakikaya düşürülmüştür.Dadurch wurde die Sendung aber auch von 60 auf 45 Minuten gekürzt.
Deutscher eserini 75 dakikaya kısaltmıştır.Deutscher musste die Länge der Oper auf 75 Minuten verkürzen.
26 dakikaya varan konuşma süresi vardır.Das Werk hat eine Spieldauer von ungefähr 26 Minuten.
Tom faturasını ödemek için sıkı sık son dakikaya kadar bekler.Tom con frecuencia espera hasta el último minuto para pagar sus facturas.
Birkaç dakikaya ihtiyacımız var.Necesitamos unos minutos.
Sadece Tom'la yalnız bir dakikaya ihtiyacım var.Solo necesito un minuto a solas con Tom.
En az beş dakikaya ihtiyacım olacak.Necesitaré al menos cinco minutos.
Bölüme daha önceden silinmiş birkaç sahne eklendi ve süresi 37 dakikaya çıktı.Varias escenas eliminadas fueron restauradas al episodio, las cuales lo llevaron tener 37 minutos de duración.
Farazi bir 8m lik Hubble teleskobunun ise sadece 30 dakikaya ihtiyacı vardır.En la misma época, la línea B de ómnibus no tardaba menos de 30 minutos.
Kesilen sahnelerle beraber süre 88 dakikaya indi.Suspendido a los 88 minutos por incidentes.
Süresi birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar uzayabilir.El fenómeno puede durar de unos cuantos segundos a varios minutos.
Tom bir şey yapmak için son dakikaya kadar beklemeyi sevmez.Tom non ama aspettare l'ultimo minuto per fare qualcosa.
Bu sürümde haliyle filmin kurgusu da biraz değişmiş ve süresi de 86 dakikaya çıkmıştı.Quando il film uscì in sala la sua durata era di 86 minuti ca.
Toz / su geçirmezdir, port kapağı kapalı halde suya 1 metreye derinlikte 30 dakikaya kadar dayanabilir.Il tablet è resistente all'acqua e può rimanere immerso ad un metro di profondità per 30 minuti.
Ancak sinema versiyonu için 120 dakikaya kadar indirildi.Fu poi tratta una versione cinematografica di 95 minuti.
20 dakikaya kadar kesintisiz dalabilirler.Lei accetta di rimanere per venti minuti.
26 dakikaya varan konuşma süresi vardır.La durata di esecuzione è attorno ai 26 minuti.
O her şeyi son dakikaya bırakır.Он всё оставляет на последнюю минуту.
Bir dakikaya ineceğiz.Мы через минуту спустимся.
Genelde en fazla 20 dakikaya kadar çıkar.Она длиннее обычной на 20 минут.
Cruise'un giysiyi giymek ve çıkarmak için 30 dakikaya ihtiyacı oluyordu.Чтобы надеть костюм на Кристи требовалось примерно сорок пять минут.
Tutu, "Son dakikaya kadar bekledik.Могг объяснил: «Это решение давно назревало.
Tünel, İzmir ve Manisa arasındaki ulaşım süresini 15 dakikaya indirecektir.Между станциями Сакурагитё и Исого поезда ходят с интервалами в 5 минут, между Исого и Офуна 10 минут.
2.Sezonda dizinin süresi 7-8 dakikaya uzatılmıştır.По приготовлении уха должна настояться под крышкой в течение 7—8 минут.
Ayrıca dizinin süresi de 90 dakikadan 45 dakikaya düşürülmüştür.وتم تقصير مدة المسلسل أيضاً، فأصبحت 45 دقيقة بدلاً من 90 دقيقة.
Genelde en fazla 20 dakikaya kadar çıkar.عادة ما تعطى النتائج خلال 20 دقيقة.
Bright'ın denetimde montajlanıp 22 dakikaya indirildi.وتم احباط المحاولة من قبل قوات الأمن الخاصة بعد 22 دقيقة.
Şarkı aslında 39 dakikalık bir kayıttan alınmış ve 5 dakikaya indirilmişti.بعد أن جاء كبديل في الدقيقة 57، سجل بعد 8 دقائق.
Ancak 37.dakikaya kadar etkisiz bir performans gösteren oyuncu yerini 37.dakikada Burak Yılmaz'a bırakmıştır.Decisão cujo placar seria inaugurado por ele, aos 37 minutos.
Bu iki şehir arasındaki 6-7 saatlik yolculuk süresini 3 saat 30 dakikaya indirmiştir.Esta estrada encurtou a viagem entre as duas cidades de duas horas para apenas 40 minutos.
Süresi birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar uzayabilir.Duram de alguns segundos a vários minutos.
Konserlerde üç dakikalık şarkı sekiz dakikaya kadar uzatılıyor.Tijdens concerten zou het nummer nog weleens willen uitlopen tot 18 minuten.
Bu sürümde haliyle filmin kurgusu da biraz değişmiş ve süresi de 86 dakikaya çıkmıştı.Een vervormde stem vertelt hem dat hij nog 88 minuten te leven heeft.
Süresi birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar uzayabilir.Dit kan een paar seconden tot enkele minuten duren.
Genelde en fazla 20 dakikaya kadar çıkar.Często trwa dłużej niż standardowe 20 minut.
Bu sürümde haliyle filmin kurgusu da biraz değişmiş ve süresi de 86 dakikaya çıkmıştı.Filmen, som knappt har någon dialog, är 68 minuter lång.
Bu sayede yerçekimsiz ortamı altı dakikaya kadar deneyimleyip, dünyayı uzaydan izleyebileceklerdir.Efter det kommer intelligens att stråla utåt från planeten tills den mättar universum.
Evrensel senaryo formatında bir sayfa 1- 1,5 dakikaya denk gelmektedir.Час, що відводиться на перегляд, визначається з розрахунку 1 — 1,5 сторінки за хвилину.
20 dakikaya kadar kesintisiz dalabilirler.При необхідності вони можуть провести під водою до 20 хвилин.
Bütün planları 15 dakikaya sığdırır.Надалі вони будуть висаджуватися кожні 15 хвилин.
Bu iki şehir arasındaki 6-7 saatlik yolculuk süresini 3 saat 30 dakikaya indirmiştir.Cesta mezi městy se zkrátila ze 3 hodin na 30 minut.
Genelde en fazla 20 dakikaya kadar çıkar.Media de răspuns este, de regulă, de până în 20 de minute.
Tutu, "Son dakikaya kadar bekledik.După aceea, Ohno a declarat: `Am fost exact pe moment.
Süresi birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar uzayabilir.Durează câteva secunde până la minute.
20 dakikaya kadar kesintisiz dalabilirler.Akár 20 percig is képes visszatartani a lélegzetét.