Acele et. Tren on dakikaya kalkıyor. Kaçırmayalım.Hurry up. The train leaves in ten minutes. We don't want to miss it.
Yarış son dakikaya kadar devam etti.The race went down to the wire.
Son dakikaya kadar bekledim.I waited until the last minute.
48 saati dakikaya dönüştürürseniz, kaç dakika yapar?If you convert 48 hours into minutes, how many minutes does that make?
Son dakikaya kadar ev ödevimi ertelememiş olmam gerektiğini biliyordum.I knew I shouldn't have put off doing my homework until the last minute.
Tom faturasını ödemek için sıkı sık son dakikaya kadar bekler.Tom frequently waits until the last minute to pay his bills.
Onu bırak. Onun yalnız birkaç dakikaya ihtiyacı var.Leave her. She needs a few minutes alone.
Sadece bir dakikaya ihtiyacım var.I just need a minute.
Birkaç dakikaya ihtiyacım var.I need a few minutes.
Sadece iki dakikaya daha ihtiyacım var.I only need two more minutes.
Son dakikaya kadar beklemek istemiyorum.I don't want to wait till the last minute.
Tom'la tek başıma birkaç dakikaya ihtiyacım olacak.I'll need a few moments alone with Tom.
Birkaç dakikaya ihtiyacın var mı?Do you need a few minutes?
Sadece beş dakikaya ihtiyacım var.I just need five minutes.
Sadece bir dakikaya ihtiyacım vardı.I just needed a minute.
30 dakikaya ihtiyacım var.I need 30 minutes.
Bir dakikaya ihtiyacım var.I need a minute.
Yaklaşık bir dakikaya ihtiyacım var.I need about a minute.
Hazırlanmak için sadece bir dakikaya ihtiyacım var.I only need a moment to get ready.
En az beş dakikaya ihtiyacım olacak.I'm going to need at least five minutes.
Bir dakikaya kalmaz düzelirim.I'll be all right in a minute.
Yaklaşık beş dakikaya ihtiyacım olacak.I'll need about five minutes.
Bir dakikaya ihtiyacım olacak.I'm going to need a minute.
Bir dakikaya oradayım.I'll be over in a minute.
Beş dakikaya daha ihtiyacım var.I need five more minutes.
Birkaç dakikaya ihtiyacım olacak.I'll need a few minutes.
Tom sadece birkaç dakikaya daha ihtiyacı olduğunu söyledi.Tom said he only needed a few more minutes.
Sadece birkaç dakikaya daha ihtiyacımız var.We only need a few more minutes.
Birkaç dakikaya ihtiyacımız var.We need a few minutes.
Son dakikaya kadar bunun üzerinde çalıştımI worked on it until the last minute.
Her şeyi son dakikaya bırakma.Don't leave everything to the last minute.
Sabahımı düzenlemek için yaklaşık yirmi dakikaya ihtiyacım var.I need about twenty minutes to organize my morning.
Tom bir şey yapmak için son dakikaya kadar beklemeyi sevmez.Tom doesn't like to wait until the last minute to do something.
Sadece otuz dakikaya ihtiyacım var.We just need thirty minutes.
Sadece bir dakikaya ihtiyacımız var.We just need a minute.
Bir dakikaya ihtiyacınız var mı?Do you need a minute?
Sadece Tom'la yalnız bir dakikaya ihtiyacım var.I just need a minute alone with Tom.
Bunu yapmak için neden son dakikaya kadar bekledin?Why did you wait until the last minute to do this?
Sadece birkaç dakikaya döneceğim.I'll just be a couple minutes.
15 dakikaya kadar.Up to 15 minutes.
O her şeyi son dakikaya bırakır.He leaves everything to the last minute.
Tom sık sık her şeyi son dakikaya bırakır.Tom often leaves everything to the last minute.
Birkaç dakikaya seni arayacağım.I will call you in a few minutes.
Plan son dakikaya kadar gizlendi.The plan was kept under wraps until the last minute.
Tom her zaman her şeyi son dakikaya bırakır.Tom always leaves everything to the last minute.
Son dakikaya kadar bekleme.Don't wait till the last minute.
Bir roketin yörüngeye girmesi için yaklaşık on dakikaya ihtiyacı var.A rocket needs about ten minutes to get into orbit.
Her şeyi son dakikaya bırakma şeklinde kötü bir alışkanlığım var.I have the bad habit of leaving everything to the last minute.
Bir şeyler yapmak için son dakikaya kadar beklemekten hoşlanmıyorum.I don't like to wait until the last minute to do something.
Her zamanki gibi, Tom ev ödevini son dakikaya kadar yapmadı.As usual, Tom didn't do his homework until the last minute.
Seni beş dakikaya tekrar arayacağım.I'll call you back in five minutes.
Birkaç dakikaya çıkıyorum.I'll be leaving in a few minutes.
Beş dakikaya dışarıda ol!Be outside in five minutes!
Beş dakikaya burada olmazsan anlaşma yatar.If you're not here within five minutes, the deal is off.
Bu proje, Beit Shemesh'e olan seyahat süresini 10 dakikaya kadar düşürebilecektir.This project may cut down travel time to Beit Shemesh by up to 10 minutes.
Farazi bir 8m lik Hubble teleskobunun ise sadece 30 dakikaya ihtiyacı vardır.A hypothetical 8 m Hubble telescope would take about 30 minutes.
Altı dakikaya yakın uzunlukta olan parçada, genelde D-Majör ölçüsü kullanılmıştır.The nearly four-minute long track is written in the key of D major.
İzmir'de toplu taşımacılık ^ a b "İzmir metrosunda sefer aralıkları 3,5 dakikaya indi"."Bu otoyolla İzmir-İstanbul 3.5 saate iniyor".
Tutu, "Son dakikaya kadar bekledik.According to Fioti, "It was all last minute and it was perfect."
Neredeyse sonraki dakikaya o verandada sonra bileşik bir ayak sesi duydum ve.Almost the next minute she heard footsteps in the compound, and then on the veranda.