Ana içeriğe geç
Sözlük

dakika ile cümle

dakika kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Beş dakikalık yürüyüşten sonra müzeye vardım.I reached the museum after a few minutes' walk.
Biz birkaç dakika yürüdük ve kıyıya ulaştık.We walked a few minutes and reached the shore.
Birkaç dakikalık yürüyüş beni parka getirdi.A few minutes' walk brought me to the park.
Dünya her dakika değişiyor.The world is changing every minute.
Narita Ekspresi yaklaşık 90 dakikada seni doğrudan Tokyo İstasyonuna götürecek.The Narita Express will take you directly to Tokyo Station in approximately 90 minutes.
Tren şiddetli kar yağışı yüzünden otuz dakika geç kaldı.The train was thirty minutes late on account of the heavy snow.
Yoğun kar yağışı yüzünden, tren 10 dakika geç kaldı.Because of the heavy snow, the train was 10 minutes late.
Kalkış saatinden en az 45 dakika önce giriş yaptığınızdan emin olun.Be sure to check in at least 45 minutes prior to departure time.
Sen geç kaldın. Toplantı otuz dakika önce bitti.You are late. The meeting finished thirty minutes ago.
Programın 30 dakika gerisindeler.They're 30 minutes behind schedule.
Elektrik birkaç dakika içerisinde tekrar geldi.The electricity came on again in a few minutes.
Tren yirmi dakika geç kalacak.The train will be twenty minutes late.
Tren her otuz dakikada bir çalışır.The train runs every thirty minutes.
Maç son dakikada iptal edildi.The game was canceled at the last minute.
Ben son dakikada randevuyu iptal ettiğim için üzgünüm.I am sorry to cancel the appointment at the last minute.
15 dakika içinde varıyor olacağız.We will be landing in 15 minutes.
O, birkaç dakika içinde tüm ekmek ve peynir yemiş.Within a couple of minutes, she had eaten up all the bread and cheese.
O, patlamadan on dakika sonra geri geldi.She came back ten minutes after the explosion.
Trenin gitmesine sadece beş dakika var ve o gelmedi.There are only five minutes till the train starts, and she hasn't appeared.
Lütfen sunumunuzu 30 dakika ile sınırlayın.Please limit your presentation to 30 minutes.
Bir dakika lütfen. Onu telefona çağıracağım.Just a minute, please. I'll call him to the phone.
Benim iki saat uğraştığım problemi beş dakikada çözdü.He solved the problem in five minutes that I had struggled with for two hours.
O, on dakika içerisinde geri gelecek.He will be back in ten minutes.
O, bütün soruları on dakika içinde cevapladı.He answered all the questions in ten minutes.
O, on dakika önce gitti.He left ten minutes ago.
O, birkaç dakika önce dışarı çıktı.He went out a few minutes ago.
Birkaç dakikalık yürüyüş onu hayvanat bahçesine getirdi.A few minutes' walk brought him to the zoo.
Otuz dakika geç döndü.He turned up 30 minutes late.
Üç dakika boyunca su altındaydı.He was underwater for three minutes.
O, on dakika önce buraya geldi.He came here ten minutes ago.
Buraya on dakika erken geldi.He arrived here ten minutes early.
O bir dakika içinde dönecek.He'll be back in a minute.
Problemi çözmek on dakikasını aldı.It took him ten minutes to solve the problem.
Problemi çözmesi on dakika sürdü.It took him ten minutes to solve the problem.
O, akşam yemeği partisi ile ilgili bir dakikalık açıklama verdi.He gave a minute description of the dinner party.
Bir dakika ile son treni kaçırdı.He missed the last train by a minute.
Bir dakika ile treni kaçırdı.He missed the train by one minute.
O, on'dan yedi dakika sonra geldi.He came at seven minutes after ten.
Onlar Nara'yı geçtikten on dakika sonra, arabanın benzini bitti.Ten minutes after they had passed Nara, the car ran out of gas.
On altı kilometre yürüyüp, on dakika dinlenip, tekrar yürüdüler.They walked for ten miles, rested for ten minutes, then walked again.
Onlar otuz dakika sonra bize yetiştiler.They caught up with us half an hour later.
Onlar istasyona birkaç dakika arayla geldiler.They got to the station only a few minutes apart.
Onun saati on dakika geridir.Her watch is ten minutes slow.
Problemi on dakika içinde çözebilirdi.She was able to solve the problem in ten minutes.
On dakikadan daha az bir sürede dönecek.She will be back in less than ten minutes.
O, on dakika önce başladı.She started ten minutes ago.
O, birkaç dakika düşündü.She thought for a few minutes.
O, 20 dakika içinde yüzüne makyaj yaptı.She made up her face in 20 minutes.
O, ara vermeden 30 dakika boyunca konuştu.She spoke for 30 minutes without a break.
Yaklaşık otuz dakikada geri döndü.She came back in about thirty minutes.
Otuz dakikadır onu bekliyor.She has been waiting for him thirty minutes.
Ben aradıktan üç dakika sonra geldi.She came three minutes after I called.
O, saatini on dakika ileri aldı.She advanced her watch ten minutes.
Oğluna bir dakika beklemesini söyledi.She told her son to wait a minute.
Yaklaşık 20 dakikada makyaj yaptı.In about 20 minutes she made up her face.
Dakika farklarını fark etmediler.They did not notice minute differences.
Biz 50 dakikada oraya uçacağız.We'll fly there in 50 minutes.
Uçak on dakika içinde hareket eder.The plane takes off in ten minutes.
Uçak, otuz dakika gecikmeyle havaalanına varacak.The plane will arrive at the airport thirty minutes late.
Uçak otuz dakika geç geldi.The plane came in 30 minutes late.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod