Uçağımız otuz dakika gecikti.Our plane was about thirty minutes late.
Evim istasyondan on dakikalık yürüyüş mesafesindedir.My house is ten minutes' walk from the station.
Benim evim istasyondan sadece beş dakikalık yürüyüş mesafesinde.My house is only five minutes' walk from the station.
Okulum istasyondan yürüyerek yaklaşık on dakikadır.My school is about ten minutes' walk from the station.
Sebebi saatimin beş dakika geri kalmasıydı.That was because my watch was five minutes slow.
Saatim bir günde iki dakika geri kalır.My watch loses two minutes a day.
Saatim bir günde üç dakika geri kalır.My watch loses three minutes a day.
Saatim bir günde bir dakika ileri gider.My watch gains one minute a day.
Saatim bir günde beş dakika geri kalır.My watch loses five minutes a day.
Saatim bir ya da iki dakika ileri olabilir.My watch may be one or two minutes fast.
Saatim haftada üç dakika geri kalır.My watch loses three minutes a week.
Saatim iki dakika ileridir.My clock is two minutes fast.
Saatim günde beş dakika ileri gider.My watch gains five minutes a day.
Saatim on dakika ileridir.My watch is ten minutes fast.
Ben on dakika geç kalan 10.30 trenine bindim.I took the 10:30 train, which was ten minutes late.
On dakikalık bir toleransa izin verdim.I allowed a margin of ten minutes.
On dakika bekledim.I waited for ten minutes.
Bir dakika ile treni kaçırdım.I missed the train by a minute.
Bir dakikada elli kelime yazabilirim.I can type 50 words a minute.
Otuz dakikanın üzerinde bekletildim.I was made to wait for over 30 minutes.
Üç dakika ile otobüsü kaçırdım.I missed the bus by three minutes.
Bir dakikalığına kendimi muaf tuttum.I excused myself for a minute.
Bir dakikayla uçağı kaçırdım.I missed the airplane by a minute.
On dakika kadar uzun süre yağmurda bekletildim.I was kept waiting in the rain for as long as ten minutes.
İstasyona yürümek on dakikamı aldı.It took me ten minutes to walk to the station.
Okula on dakika geç kaldım.I was ten minutes late for school.
Bu sabah beş dakikayla 8.30 trenini kaçırdım.This morning I missed the 8:30 train by five minutes.
Bisikletimden düştüğümde birkaç dakika için kalkamadım.When I fell off my bicycle, I couldn't get up for a few minutes.
İki dakika ile treni kaçırdım.I missed the train by two minutes.
İki dakika sonra arabamızın yakıtı bitti.Our car ran out of gas after two minutes.
Toplantıyı on dakika daha uzattık.We extended the meeting another 10 minutes.
On dakika onu beklemek zorunda kaldık.We had to wait for him for ten minutes.
Bir dakikan varsa, ben bazı sorunlar hakkında seninle konuşmak istiyorum.If you have a minute, I'd like to talk to you about some problems.
Saat on dakika geri kalmış.The clock is ten minutes slow.
Saatin iki eli vardır, saat eli ve dakika eli.The clock has two hands, an hour hand and a minute hand.
Bir sonraki otobüs otuz dakika sonra geldi.The next bus came thirty minutes later.
Bir sonraki otobüsü yirmi dakika beklemek zorunda kaldım.I had to wait twenty minutes for the next bus.
Bir sonraki otobüsü mecburen yirmi dakika bekledim.I had to wait twenty minutes for the next bus.
Bir sonraki otobüs için yirmi dakika beklemem gerekti.I had to wait twenty minutes for the next bus.
Bir bisikletle, senin evine 20 dakikada ulaşabilirdim.With a bicycle, I could reach your house in 20 minutes.
Araba ile sadece otuz dakika sürer.It only takes thirty minutes by car.
Bu okulda bir ders saati elli dakika uzunluğundadır.In this school, a period is fifty minutes long.
Partinin her dakikasından zevk aldık.We enjoyed every minute of the party.
Bana birkaç dakika ayırabilir misin? Seninle konuşmak istiyorum.Can you spare me a few minutes? I'd like to have a word with you.
Lütfen birkaç dakika bekler misin?Would you please wait for a few minutes?
Sizinle bir dakika konuşabilir miyim?May I speak to you a minute?
Birkaç dakika onu yalnız bıraksak iyi olur.We had better leave her alone for a few minutes.
Bir dakika bekle,lütfen.Hold on a minute, please.
Lütfen bir dakika bekler misin?Would you please wait for a minute?
Bir dakika bekleyin, lütfen. Onun içeride olup olmadığına bakacağım.Hold on a minute, please. I'll see if he is in.
Zil çaldıktan beş dakika sonra geldi.He came five minutes after the bell had rung.
Patronum beni 30 dakikadan daha fazla alıkoydu.My boss detained me more than 30 minutes.
Her dakika durum kötüleşiyordu.The situation became worse by the minute.
Durum her dakika daha da kötüleşti.The situation became worse by the minute.
Yeni metro 20 dakika içinde okula gitmemi sağlamaktadır.The new subway enables me to get to school in 20 minutes.
Her otuz dakikada doğum sancım var.I have labor pains every thirty minutes.
Kütüphane beş dakikalık yürüyüş mesafesinde.It is a five-minute walk to the library.
Bana zamanınızdan birkaç dakika ayırır mısınız?Can you spare me a few minutes of your time?
Bana bir kaç dakika ayırabilir misin? Yardımına ihtiyacım var.Can you spare me a few minutes? I need your help.
Birkaç dakikalık yürüyüş bizi parka getirdi.A few minutes' walk brought us to the park.