Ve nihayet, Copper Dagina 90 dakikalik yolculuk icin haziriz.And then, finally, all suited up for the 90-minute drive to Copper Mountain.
Önce bir dakika bekleyelim.Well, let me first back up for a moment.
Hastaları 15 dakikaklık sürede muayene ediyoruz.We're doing 15-minute exams with patients.
30 dakikada yemekmiş, kıçımın kenarı!30 Minute Meal, my ass!
30 dakika, hepsi tabağında bir sıçmık için!30 minutes, then got shit on your plate!
Her dakikayı doyasıya yaşamayaShe is determined to make every moment count.
Bunun tümünü evimde birkaç dakikada ve sadece 15 sentle elde edebiliyor muyum?I can get all that for 15 cents in a couple of minutes at my house?
Ve bir dakika içinde hava akımının görüntüsünü alacağız.And, in a moment, we're going to see a view of the airflow.
Ve dördüncü günde 5 dakikalık hızlıca bir test yüzüşü yapmaya karar verdik.And on day four, we decided to just do a quick five minute test swim.
Hayatımda hiç o dakikaki gibi bir şey hissetmemiştim.I have never in my life felt anything like that moment.
Yapabildiğim kadar 5 dakika boyunca yüzdüm.I swam as hard as I could for five minutes.
Kuzey Kutbu'nda bir kilometre boyunca 20 dakikalık bir yüzüşü deneyecek ve yapacaktım.I was going to try and do a 20-minute swim, for one kilometer across the North Pole.
Olabildiği kadar hızlı, eğer en sonra bir dakika kalırsa daha detayına gireceğim.As quickly as possible, if I have a minute left at the end, I'll go into more detail.
Neyse nerdeyse 15 dakika oldu.Birsonraki videoda görüşmek üzere..But anyway, I'm pushing 15 minutes, and I will see you in the next video.
Benimki sadece bir dakikada kurur.Me, one minute, it's dry.
Acı bir dakika veya bir saat veya bir gün hatta bir yıl sürebilir.It may last for a minute, or an hour, or a day, or even a year.
Onlar her dakika, her saniye, her oyunun sonudur.They're in every break of the game, every minute, every second.
Ulaşım çok basit, herkes hareketliliğe beş dakikalık uzaklıkta.The transportation is all very simple, everybody's within a five-minute walk of mobility.
Bu ikisini birbirine bağlayan ışık ve yerçekimini götüren sekiz buçuk dakikayı temsil ediyor.Representing that eight and a half minutes that it takes light and gravity to connect the two.
PM: 45 dakika sonra, sizi tanıyabiliyor.So after three-quarters of an hour, he recognizes you.
Sonra onlardan izin istedim ve banyoya gidip, 15 dakika ağladım.Then I excused myself and I went into the bathroom and cried for about 15 minutes.
İki dakikadan biraz fazla zamanını aldı bunları televizyona yapıyor olduğunu anlamak.It took him over two minutes to figure out that he was doing things to the television.
Yani sekiz dakika ve gömülmüş bir bilgisayarın tek ihtiyacımız olduğu görülüyor.So eight minutes and an embedded computer seemed to be all that we needed there.
Hala iki dakikam var.I still have two minutes.
12 dakikayı geçtiğimizi fark ettim.And I realize I've taken 12 minutes so far.
Bir dakika, kim olduğunu da bulun ve buraya getirinWait. Find out who he is, get him here.
Dünyada, her bir buçuk dakikada bir kadın doğum yaparken ölüyor.Around the world, one woman dies every minute and a half from childbirth.
Bir dakika bekleyin.Huh. Hang on a moment.
Mesela ticaretle ilgili yeni işleyişler olacak, fakat bunları 1-2 dakika içinde anlatmak zor.New concepts such as Trade and so on, it is hard to describe them in just 1 or 2 minutes.
Ve önümüzdeki bir-iki dakika boyunca bunlarin bazilari hakkinda konusmak istiyorum.And I'd like to talk about some of those just for the next few minutes.
İkinci bir anlamı da var, o da konuşma dakikası olarak para göndermek.Tamam mı ?It has a second meaning, which is to send money as airtime. OK?
Yani dakikada 3 tur dönüyor ve en alt noktası yerden 1 metre yükseklikte. -So it turns at 3 revolutions per minute with its lowest point 1 meter above the ground.
İlk olarak, dakikada 3 devir deniyor, öyle değil mi? -So, first of all, they're telling us 3 revolutions every minute, right?
Hayatının son dakikalarına kadar bile..Even during your last moments of life,
Bunu bir dakikalığına düşünün.Think about that for a minute.
İyi bir fotoğraf çekebilmek için, iki dakika kadar sabit durmanız gerekiyordu!To get a good photo, you would have to stand perfectly still for up to two minutes!
Beyin ameliyatindan 10 dakika sonra.This is me five years ago.
Ve gercekten geriye sadece yasayacak 5 dakikam kalmis gibi hissettim.I didn't understand them properly, I could hardly hear.
Sadece ilk beş dakika boyunca düşünebilirler.They only get to think for the first five minutes.
30 ya da 40 dakikadan sonra ne yazdıklarını bilmeden yazarlar.After 30 or 40 minutes, they write without knowing what they're writing.
Beş dakika önce şöyle hissediyorken, "Ah! İki dakika bile bakmaya dayanamayacağım bir şey bu!"Five minutes ago you felt like, 'I can't spare even two minutes to look!'
İlk oyunumuzun adı Photo Grab. Oyun 1 dakika 20 saniye sürüyor.Our first game is called "Photo Grab." The game takes about a minute and 20 seconds.
Bir dakika daha yerimde duramazdım.I couldn't stay a minute longer,
Deprem!" diye bir mesaj gönderdi ve hemen sonra 25 dakika süreyle ortadan kayboldu."Whoa, earthquake," and then disappeared for 25 minutes.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.It was 25 minutes of absolute terror that thousands of people across the U.S. felt.
Ve bir hemşire bu tahlilleri... ...bir kaç dakika içinde... ...yapmak zorunda.And so these are the tests a nurse now has to do in those same few minutes.
Bu toplantılar bu etkiyi 20 dakikadan az sürse de yarattılar.And these meetings had this effect while taking under 20 minutes.
Yani, bu hafta kapıda beş misafiri karşılayın, yatmadan önce fazladan 10 dakika kitap okuyun.You know, greet five visitors at the door this week, get an extra 10 minutes of reading before bed.
Gözlenen o ki herhangi bir aile yemeğinde verimli olunan sadece 10 dakika var.It turns out there's only 10 minutes of productive time in any family meal.
Bu 10 dakikayı alıp günün herhangi bir anına taşıyıp aynı kazancı sağlayabilirsiniz.You can take that 10 minutes and move it to any part of the day and have the same benefit.
Kızlarımdan bir tanesi haftada yalnızca beş dakikalık 'aşırı tepki' fikrini ortaya attı.So one of my daughters threw out, you get five minutes of overreacting time all week.
15 dakikalık aşırı tepki vermek limitimiz olsun.If we get 15 minutes of overreaction time, that's the limit.
Onun üzerindeki herbir dakika için, bir şınav çekelim.Every minute above that, we have to do one pushup.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.People say, "Is such and such true?" And I'll say, "Hmm, not sure." I'll think about it roughly.
"Bir dakika, herkes çok fazla özellik eklediğimizden şikayetçi.Everyone complains that we're adding so many features.
5 dakikadan burada olur.He'll be here in 5 minutes.
Bu odayı 10 dakika önce temizledim!I cleaned this room 10 minutes ago!
Bir dakikada iyi olursun.You'll be okay in a minute.
Şimdiye kadar herşey mükemmeldi - Sana 3 dakika veriyorum.Everything's gone perfectly up to now. - I'm giving you 3 minutes.
Oturuyorlar, yaklasik 20 dakikalari var.They sit down; they have about 20 minutes.