Ana içeriğe geç
Sözlük

dakika ile cümle

dakika kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Lütfen iki dakikalığına müsaade edin bana.Please, allow me just two minutes.
Bu kısa bir dakika onu görme bana verir:That one short minute gives me in her sight:
Bir dakika içinde kaç gün var:For in a minute there are many days:
Ama geldim, bazı dakika ereBut when I came,--some minute ere the time
Önümüzdeki 27 dakika bir deney.The next 27 minutes are an experiment.
Buralarda bir yerde. Sanırım onu birkaç dakika önce görmüştüm.He's around here.
Şöyle diyebilirsiniz: "Tamam, 10 dakikada " hazırlanmış güzel bir sunum."You will say, "Okay, this is nice -- a slide created in 10 minutes."
Her şeyde. Sana bir dakikalık bir dinlenme bile vermiyor.Everything, it's not given you a moment's rest.
Tamam? "Sadece ol'mak için sana bir dakika bile vermeyeceğim."I won't give one moment free to you just to be.'
Bir dakika için dene ve gör.like you was before for a minute and see.
Ve şimdi bir kaç dakika için sana hiçkimse olma şansı veriyorum ve sen gülümsüyorsun.Now I give you a few minutes to be nobody and you're smiling.
Bir insandan 15 dakikada yaratıcı olmasını isteyemezsiniz ve bir problem hakkında düşünmesini.You cannot ask somebody to be creative in 15 minutes and really think about a problem.
15,30,45 dakika ya da bir saat olarak gidebilirsiniz.You can go 15 minutes or 30 minutes or 45 minutes or an hour.
Yaklaşık üç dakikam var,yani tam olacak.I have about three minutes, so that'll fit perfectly.
Bu soruyu gelecek birkaç dakika içinde cevaplamaya çalışmama izin verin.Allow me to try to answer this question in the few coming minutes.
Orada 45 dakika durduktan sonra 32 dolar kazandı.After being there for three-quarters of an hour, he made 32 dollars.
Sizlerle önümüzdeki 18 dakika boyunca inanılmaz bir fikri paylaşmak istiyorum.I want to share with you over the next 18 minutes a pretty incredible idea.
20 dakikalık bir program.It's a 20-minute program.
İran'la savaşta yapabileceğimiz bir şeylerin her yılı son dakika gibi.It's like every year it's the last minute that we can do something about the war with Iran.
4 dakikalık filmi çekmem 1 ayımı alırdı, çünkü param bu kadarına yeterdi.It would take me a month to shoot a four-minute roll of film, because that's all I could afford.
Bu bir dakikalık zaman ışıklar için karşılıkThis corresponds to a lights-on time of one minute
Bir dakika sonra lambalar kapatmalısınızAfter one minute the lamps should turn off
Bu gerçeğin beyninize iyice işlemesi için bir dakika verin:Just let that fact detonate in your brain for a minute:
O zaman onu her saat, her dakika takip et.Then just follow him around every hour, every minute.
Tartışma grupları 50 dakika boyunca bir araya gelecek.The discussion sections will meet for 50 minutes.
Fakat merak ettiğim bir şey var, bir dakikanı alacağım bu yüzden.But I'm curious.
Bir dakika mı ?Leslie Chang: One minute?
15 dakikanı iyi değerlendir.I'll try to sort things out with Chairman Baek.
15 dakikan olduğunu söylüyor.It's me... Moon Suk. I shouldn't have brought my car...
Bu halka dakikada 1700 devir yapıyor -- yani saniyede 28 kez.But as this ring rotates at about 1,700 rpm -- that's 28 times per second.
Bir dakika boyunca saniyede 5 metre ile,ne kadar yol kat eder,biliyoruz kiIf Marcia travels for 1 minute at 5 m/s to the south, how much will she be displaced?
Zaten on dakika geciktik.It is already starting a little late.
Seni bir dakika rahatsız edebilir miyim?I need to interrupt you.
Prenses bir dakika önce döndü.Just now, the princess has returned.
30 dakika sonra karşılaşıyorlar.Constant speeds.
Bu noktaya ulaşmaları 30 dakika sürmüş.And what are these distances?
Ayrıca En, 20 dakika daha gidinceThey pass each other in 30 minutes.
"B" noktasına ulaşıyor. En, bu mesafeyi 30 dakikada alıyor.And Ann, headed from point B, arrives there in another 20 minutes.
Buraya ulaşması 30 dakika sürmüş. Yani, "V a" çarpı 30.She traveled a rate of va and her time -- they tell us -- it took her 30 minutes to get there.
Bu ifade, hız çarpı dakika cinsinden oldu.So va times 30.
En daha sonra, 20 dakika daha giderekFair enough.
"B" noktasına ulaşıyor. Bu mesafeyi alması 20 dakika sürüyor.And then Ann, headed for point B, arrives there in another 20 minutes.
Aynı hızla ilerliyor ama 20 dakikasını alıyor.So this distance right here is what? She's going at the same velocity, but it takes her 20 minutes.
En'in "B"ye ulaşmasından kaç dakika sonraFair enough.
Hız, "metre bölü dakika" ise, mesafe metredir.If it's in meters per minute, then this is the distance in meters.
En'in hızı çarpı 30 dakika.Ann's velocity times 30 minutes.
Bu mesafeyi alması 30 dakika sürmüş.It took her 30 minutes to travel that far.
O hâlde, Beti'nin bu mesafeyi aldığı dakika budur.So distance is equal to rate times -- so this is rate -- times time.
Soruda neyi bulmamız isteniyordu? En'in "B"ye ulaşmasından kaç dakika sonraSo this is how many minutes it took Betty to travel this distance.
Ardından 20 dakika sonra, En buraya ulaşırken, 45 dakika sonra da Beti buraya ulaşıyor.Betty arrive at point A. So they both reach right here.
45 dakika sonra. Orta noktadaki buluşmalarının ardından,In another 20 minutes, Ann gets here.
Beti'nin buraya ulaşması için 25 dakika daha bekliyoruz.Right?
En'in "B"ye ulaşmasından kaç dakika sonra Beti, "A"ya ulaşır? Evet, 25 dakika sonra.So the answer is 25 minutes.
Beti'nin, buluşmalarından kaç dakika sonraHow many minutes after Ann arrives at point B will
Yanıt, 45 dakika olurdu. Soruda, En'in buraya ulaşmasından kaç dakika SONRA denmiş.They could have just asked how many minutes after the meeting will it take Betty to reach point A.
18 dakikada dijital bir insan işte böyle yaratılır.That's how to create a digital human in 18 minutes.
37 dakika bekledi.She waited 37 minutes.
30 dakika kısa olur mu?Would 30 minutes Iess do?
Bir dakikalığına dışarı çık.Come out for a sec.
Bana bir dakika müsaade eder misin?Will you excuse me for a second?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod