On dakika içinde orada olabilirim.I can be there in ten minutes.
Birkaç dakika yalnız kalmam gerekiyor.I need a few minutes alone.
Bizi bir dakika yalnız bırak.Leave us alone for a minute.
Bir dakikalığına Tom'u yalnız bırak.Leave Tom alone for a minute.
Birkaç dakika yalnız kalabilir miyim?Can I have a few minutes alone?
Bir dakika yalnız kalabilir miyiz, lütfen?Can we have a moment alone, please?
Tom'la tek başıma birkaç dakikaya ihtiyacım olacak.I'll need a few moments alone with Tom.
Tom'la beni birkaç dakika yalnız bırakın.Give me a couple of minutes alone with Tom.
Bizi bir dakika yalnız bırakabilir misiniz?Would you please leave us alone for a minute?
Bana yalnız Tom'la birkaç dakika verir misin?Would you give me a few minutes alone with Tom?
Belki Tom'la yalnız başıma birkaç dakika harcamam gerekir.Maybe I should spend a few minutes with Tom alone.
Tom'la tek başına birkaç dakika meşgul olabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can handle a few minutes alone with Tom?
Neden birkaç dakika içinde benimle ön tarafta buluşmuyorsun?Why don't you meet me out front in a few minutes?
Neden burada bir dakika oturmuyorsun?Why don't you sit here a moment?
Neden bir dakika kalmıyorsun?Why don't you stay a minute?
Neden birkaç dakikalığına kalmıyorsun?Why don't you stick around for a few minutes?
Birkaç dakikaya ihtiyacın var mı?Do you need a few minutes?
Bana on dakika ver.Give me ten minutes.
Benim saatim günde on dakika ileri gider.My watch gains ten minutes a day.
Benim saatim beş dakika ileri.My watch is five minutes fast.
Saatim günde on dakika geri kalıyor.My watch loses ten minutes a day.
Son dakika anlaşması düzenlediler.They worked out a last minute deal.
Tom ve bazı diğer adamlar on beş dakika önce geldi.Tom and some other men arrived fifteen minutes ago.
Tom üç dakika erken geldi.Tom arrived three minutes early.
Birkaç dakika erken gelmişiz gibi görünüyoruz.We seem to have arrived a few minutes early.
Bir dakika içinde geleceğim.I won't be a minute.
Bir dakika içinde görüşürüz.See you in a minute.
Beş dakikadan daha fazla almayın.Don't take more than five minutes.
"Merhaba? Mary ile görüşebilir miyim?" "Bir dakika bekleyin lütfen.""Hello? May I speak with Mary?" "Please wait a moment."
Tom'un 45 dakika önce burada olmasını istedim.I asked Tom to be here 45 minutes ago.
Tom'un birkaç dakika daha beklemesini istedim.I asked Tom to wait for a few more minutes.
30 dakika içinde orada olabilirim.I can be there in 30 minutes.
Onu on dakikadan daha az süre içinde yapabilirim.I can do that in less than ten minutes.
On dakika içinde özgürüm.I'm free in ten minutes.
Birkaç dakika önce sıcak bir içecek istedim.I asked for a hot drink a few minutes ago.
Kaç dakikamız olduğunu bilmiyorum.I don't know how many minutes we've got.
Toplantının ne zaman başladığını bilmiyorum ama en az otuz dakika önce başladı.I don't know when the meeting started, but it started at least thirty minutes ago.
Bir dakika susalım.Let's have a minute of silence.
Bir dakikalık saygı duruşu.Let's have a moment of silence.
Birkaç dakikam var.I have a few minutes.
Bir dakikam var.I have a minute.
Yaklaşık üç dakikam var.I have about three minutes.
Otuz dakikadır buradayım.I've been here thirty minutes.
On dakikadır hatta bekliyorum.I've been on hold for ten minutes.
Birkaç dakika içinde bir dersim var.I've got a class in a few minutes.
Birkaç dakikam kaldı.I've got a few minutes left.
Sadece beş dakikadır bekliyorum.I've only been waiting for five minutes.
Bir dakika için aracı sağa çekmeliyim.I have to pull over for a minute.
Yaklaşık üç dakika önce sadece Tom'a bir içki verdim.I just gave Tom a drink about three minutes ago.
Onu yaklaşık otuz dakika önce duydum.I just heard about it thirty minutes ago.
Sadece bir dakikalığına uzanacağım.I'm just going to lie down for a minute.
Sadece beş dakikaya ihtiyacım var.I just need five minutes.
Sadece bir dakika için Tom'a ihtiyacım var.I just need Tom for a minute.
Sadece bir dakikaya ihtiyacım vardı.I just needed a minute.
Sadece Tom'a bir dakika ihtiyacım vardı.I just needed Tom for a second.
Beş dakikadan daha az önce seni Tom'la konuşurken gördüm.I just saw you talking to Tom less than five minutes ago.
Sadece birkaç dakika önce uyandım.I just woke up a few minutes ago.
Evden işe 40 dakika sürer.From home to work, it takes 40 minutes.
Meşgul olduğunu biliyorum ama bir dakikalığına seninle konuşabilir miyim?I know you're busy, but can I talk to you for a minute?
30 dakikaya ihtiyacım var.I need 30 minutes.