Tom biletini yirmi dakika önce aldı.Tom bought his ticket twenty minutes ago.
Tren birkaç dakika önce istasyondan ayrıldı.The train left the station a few minutes ago.
Hiç son dakika tavsiyen var mı?Do you have any last-minute advice?
Burada kalmak zorunda olduğumdan bir dakika daha fazla kalmak istemiyorum.I don't want to stay here a minute longer than I have to.
Sadece bir dakikaya ihtiyacım var.I just need a minute.
Birkaç dakikaya ihtiyacım var.I need a few minutes.
Bir dakika içinde döneceğim.I'll be back in a minute.
On dakika içinde hazır olacağım.I'll be ready in ten minutes.
Toplantı başlayana kadar birkaç dakikamız daha var.We have a few more minutes until the meeting starts.
Gün batımından yaklaşık kırk beş dakika sonra vardık.We arrived about forty-five minutes after sunset.
Bir dakika bekle, tatlım!Wait a minute, honey!
Bir dakika bekle, Tom!Wait a minute, Tom!
Bir dakika bekle, Mary!Wait a minute, Mary!
O beş dakikadan az sürdü.It took less than five minutes.
Tom'un broşürü okuması beş dakikadan biraz daha fazla sürdü.It took slightly more than five minutes for Tom to read the pamphlet.
Son on dakikadır Tom'u bulmaya çalışıyorum.I've been trying to get a hold of Tom for the last ten minutes.
Seninle bir dakika konuşmak istiyorum.I'd like to talk to you for a minute.
Tom ile birkaç dakika yalnız geçirmek istiyorum.I'd like to have a few minutes alone with Tom.
Lütfen bir dakika bekle.Please wait a minute.
Lütfen bir dakika bekleyin.Please wait a minute.
Lütfen bir dakika bekleyiniz.Please wait a minute.
Tom on dakikadan daha fazla arabada olamaz yoksa hasta olur.Tom can't be in the car more than ten minutes or he gets sick.
Tom arabada on dakikadan daha fazla duramaz, yoksa midesi bulanır.Tom can't be in the car more than ten minutes or he gets sick.
Tom hasta olmadan on dakikadan daha fazla arabada olamaz.Tom can't be in the car more than ten minutes without getting sick.
Tom midesi bulanmadan on dakikadan çok arabada duramaz.Tom can't be in the car more than ten minutes without getting sick.
Son dakikada insanlar üzerinde planları değiştiremezsin.You can't change plans on people at the last minute.
Sadece birkaç dakikam var.I only have a few moments.
Sadece bir dakikam var.I only have a minute.
Birkaç dakika önce onun hakkında sadece ben kendim duydum.I only heard about it myself a couple of minutes ago.
Sadece iki dakikaya daha ihtiyacım var.I only need two more minutes.
Bir dakikalığına bir sorunumuz olduğunu düşündüm.I thought for a minute we had a problem.
Bunun her dakikasından zevk aldım.I enjoyed every minute of it.
Sana bu problemi çözmen için beş dakika veriyorum.I give you five minutes to resolve this issue.
Tom'a bir dakika verelim.Let's give Tom a minute.
Bir dakika duralım.Let's stop a minute.
Birkaç dakika daha istiyorum.I want a few more minutes.
Ben sadece bir dakika konuşmak istiyorum.I just want to talk a minute.
Birkaç dakika daha ister misin?Do you want a few more minutes?
Son dakikaya kadar beklemek istemiyorum.I don't want to wait till the last minute.
Ben birkaç dakika Tom'la konuşmak istiyorum.I'd like to talk to Tom for a few minutes.
Ben sadece birkaç dakika daha beklemek istiyorum.I just want to wait for a few more minutes.
20 dakika içinde herkesin ofisimde olmasını istiyorum.I want everyone in my office in 20 minutes.
Buradan kampüse otuz dakikalık bir yürüyüş.It's a fifteen minute walk from here to the campus.
Buradan kampüse yürümek on beş dakika sürer.It takes fifteen minutes to walk from here to the campus.
Tom hakkında seninle bir dakika konuşmak istiyorum.I want to talk to you for a minute about Tom.
Bir dakikan varsa, bunu okumak isteyebilirsin.If you have a minute, you might want to read this.
Kırk sekiz saat, kaç dakikadır?Forty-eight hours is how many minutes?
Tom ve ben birkaç dakika Mary ile yalnız konuşmak istiyoruz.Tom and I want to talk to Mary alone for a few minutes.
Bu toplantının yirmi dakikadan daha fazla sürmesini istemiyorum.I'd like this meeting to last no more than twenty minutes.
Tom, eğer çok meşgul değilsen, bir dakika ofisime gelebilir misin?Tom, if you're not too busy, could you come to my office for a minute?
Kararını vermen için on dakikan var.You have ten minutes to make up your mind.
Tren otuz dakika geç kaldı.The train is thirty minutes late.
Bir dakika. Geliyorum.Just a minute. I'm coming.
Sos yapmak tam olarak bir dakika sürer.It takes literally a minute to make the sauce.
"Akşam yemeğine ne kadar var?" "Beş dakika.""How long till dinner?" -"Five minutes."
On dakika sonra bizim arabanın benzini bitti.Ten minutes later, our car ran out of gas.
Bana sadece bir dakika yardım et.Help me for just a minute.
Bir dakika için buraya gelebilir misin?Can you come here for a minute?
O 30 dakika geç geldi.He came 30 minutes late.
O, birkaç dakika içinde dönecek.She'll be back in a few minutes.