Ana içeriğe geç
Sözlük

dakika ile cümle

dakika kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bunu benim için bir dakika tutabilir misin?Can you hold it a moment for me?
On dakika önce birisi geldi.Someone came ten minutes ago.
On dakika beklemeden önce Mary geldi.Mary came before I had waited ten minutes.
Dakikalar, günler gibi geçti.Minutes passed like days.
Müzik bir dakika durdu.The music stopped for a minute.
En fazla, sadece otuz dakika geç kalacaksın.At the most, you'll only be 30 minutes late.
On beş dakika bekledim.I waited for fifteen minutes.
Bir dakika içinde orada olacağım.I'll be there in a moment.
Onu bırak. Onun yalnız birkaç dakikaya ihtiyacı var.Leave her. She needs a few minutes alone.
Birkaç dakika sonra telefon çaldı.The telephone rang a few minutes later.
Hepimiz birbirimize beş dakikalık yürüme mesafesinde yaşıyoruz.We all live within a five minutes' walk from each other.
Trenle buradan sadece dört dakika sürer.It's only four minutes from here by train.
O son dakikada projeyi tamamladı.He completed the project at the last minute.
Köpeği gördün mü? Birkaç dakika önce dolaşıyordu.Have you seen the dog? He wandered off a couple of minutes ago.
İstasyondan amcamın evine gitmek yaklaşık beş dakika sürdü.It took about five minutes to get to my uncle's house from the station.
Bizim için sadece bir dakika bekleyebilir misiniz lütfen? Sonra biz sizinle geleceğiz.Could you please wait just a moment for us? Then we'll go with you.
Bir dakika. Henüz kararımı vermedim.Just a moment. I haven't made up my mind yet.
O, toplantıyı son dakikada iptal etti.He cancelled the meeting at the last minute.
Mary 7 dakikada bir mil koşar.Mary runs the mile in 7 minutes.
Kestaneleri en az on beş dakika boyunca kaynat.Boil chestnuts for at least 15 minutes.
Sözlüğünü bir dakikalığına kullanabilir miyim?Can I use your dictionary for a minute?
O, dört dakikada bin metre koşabilir.He can run a thousand metres in four minutes.
Bayıldı ama birkaç dakika sonra kendine geldi.She fainted, but came to after a few minutes.
Saatim, on dakika geri.My watch is ten minutes slow.
Saati, on dakika geri.His watch is ten minutes slow.
Yarışma sonuçları birkaç dakika içinde ilan edilecektir.The results of the competition will be announced in a few moments.
Tom on dakika içinde bunu yapabilir.Tom can do it in 10 minutes.
Tom saatine baktı ve öğle yemeği vaktine sadece beş dakikası kaldığını gördü.Tom looked at his watch and saw that he only had five minutes left until lunchtime.
Bir dakika önce gitti.He left a minute ago.
Onlar planlanan zaman çizelgesine göre otuz dakika geç kaldılar.They are thirty minutes late according to the planned timetable.
Bir dakika. Onu bu kitapta bulabilip bulamayacağıma bakacağım.Just a minute. I'll see if I can find it in this book.
Bir yumurta en az beş dakika boyunca kaynamalıdır.An egg should cook for at least 5 minutes
On dakika içinde seninle olacağım.I'll be with you in ten minutes.
On dakika içinde sizinle olacağım.I'll be with you in ten minutes.
Tom beş dakika boyunca nefesini tutabilir.Tom can hold his breath for five minutes.
TAM 224 bugün 20 dakika gecikecek.The TAM 224 will be 20 minutes delayed today.
Bu sadece bir dakika sürecek.It will only take a minute.
Polis bir dakika içinde burada olacak.The police will be here any minute.
Beş ya da on dakika fark yaratmazdı.Five or ten minutes would not have made any difference.
Metro istasyonuna yürümek benim on dakikamı aldı.It took me ten minutes to walk to the metro station.
Metro istasyonuna yürümem on dakika sürdü.It took me ten minutes to walk to the metro station.
Üzgünüm. 10 dakika geç kalacağım.I'm sorry. I will be 10 minutes late.
Bu üç dakikadan daha fazla sürmedi.It did not last more than three minutes.
Bu üç dakikadan daha fazla sürmeyecek.It will not last more than three minutes.
Gösteri on dakika içinde başlıyor.The show starts in ten minutes.
Birkaç dakika bekle, ne dersin?Hold on for a few minutes, will you?
Tom'un öğle yemeğini yemesi için sadece on beş dakikası var.Tom has only fifteen minutes to eat his lunch.
Öğle yemeğini yemesi için Tom'a sadece on beş dakika veriliyor.Tom is only given fifteen minutes to eat his lunch.
Bana iki dakika ver.Give me two minutes.
Bir dakika düşünmeme izin ver.Let me think a minute.
Bir dakika yalnız olabilir miyiz?Can we have a moment alone?
Okul sadece beş dakika yürüme uzaklığında.The school is only a five-minute walk away.
Tom bir dakika önce buradaydı.Tom was here a minute ago.
Tom sadece birkaç dakika önce ayrıldı.Tom just left a few minutes ago.
Bir dakika ayırabilir misin?Can you spare a minute?
Bize bir dakika ver.Give us a minute.
Bir dakika bekleyin, lütfen!Wait a minute, please!
On beş dakika sonra sıkıldı.He got bored after fifteen minutes.
Lütfen gizlilik politikamızı okumak için bir dakikanızı verin.Please take a moment to read our privacy policy.
Bizim gizlilik politikalarımız ile kendinizi tanıtmak için lütfen bir dakika ayırın.Please take a moment to familiarize yourself with our privacy policies.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod