İkinci bir anlamı da var, o da konuşma dakikası olarak para göndermek.Tamam mı ?It has a second meaning, which is to send money as airtime. OK?
Yani dakikada 3 tur dönüyor ve en alt noktası yerden 1 metre yükseklikte. -So it turns at 3 revolutions per minute with its lowest point 1 meter above the ground.
İlk olarak, dakikada 3 devir deniyor, öyle değil mi? -So, first of all, they're telling us 3 revolutions every minute, right?
Hayatının son dakikalarına kadar bile..Even during your last moments of life,
Bunu bir dakikalığına düşünün.Think about that for a minute.
İyi bir fotoğraf çekebilmek için, iki dakika kadar sabit durmanız gerekiyordu!To get a good photo, you would have to stand perfectly still for up to two minutes!
Beyin ameliyatindan 10 dakika sonra.This is me five years ago.
Ve gercekten geriye sadece yasayacak 5 dakikam kalmis gibi hissettim.I didn't understand them properly, I could hardly hear.
Sadece ilk beş dakika boyunca düşünebilirler.They only get to think for the first five minutes.
30 ya da 40 dakikadan sonra ne yazdıklarını bilmeden yazarlar.After 30 or 40 minutes, they write without knowing what they're writing.
Beş dakika önce şöyle hissediyorken, "Ah! İki dakika bile bakmaya dayanamayacağım bir şey bu!"Five minutes ago you felt like, 'I can't spare even two minutes to look!'
İlk oyunumuzun adı Photo Grab. Oyun 1 dakika 20 saniye sürüyor.Our first game is called "Photo Grab." The game takes about a minute and 20 seconds.
Bir dakika daha yerimde duramazdım.I couldn't stay a minute longer,
Deprem!" diye bir mesaj gönderdi ve hemen sonra 25 dakika süreyle ortadan kayboldu."Whoa, earthquake," and then disappeared for 25 minutes.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.It was 25 minutes of absolute terror that thousands of people across the U.S. felt.
Ve bir hemşire bu tahlilleri... ...bir kaç dakika içinde... ...yapmak zorunda.And so these are the tests a nurse now has to do in those same few minutes.
Asla dakik değildir.She never was on time.
Bu toplantılar bu etkiyi 20 dakikadan az sürse de yarattılar.And these meetings had this effect while taking under 20 minutes.
Yani, bu hafta kapıda beş misafiri karşılayın, yatmadan önce fazladan 10 dakika kitap okuyun.You know, greet five visitors at the door this week, get an extra 10 minutes of reading before bed.
Gözlenen o ki herhangi bir aile yemeğinde verimli olunan sadece 10 dakika var.It turns out there's only 10 minutes of productive time in any family meal.
Bu 10 dakikayı alıp günün herhangi bir anına taşıyıp aynı kazancı sağlayabilirsiniz.You can take that 10 minutes and move it to any part of the day and have the same benefit.
Kızlarımdan bir tanesi haftada yalnızca beş dakikalık 'aşırı tepki' fikrini ortaya attı.So one of my daughters threw out, you get five minutes of overreacting time all week.
15 dakikalık aşırı tepki vermek limitimiz olsun.If we get 15 minutes of overreaction time, that's the limit.
Onun üzerindeki herbir dakika için, bir şınav çekelim.Every minute above that, we have to do one pushup.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.People say, "Is such and such true?" And I'll say, "Hmm, not sure." I'll think about it roughly.
"Bir dakika, herkes çok fazla özellik eklediğimizden şikayetçi.Everyone complains that we're adding so many features.
5 dakikadan burada olur.He'll be here in 5 minutes.
Bu odayı 10 dakika önce temizledim!I cleaned this room 10 minutes ago!
Bir dakikada iyi olursun.You'll be okay in a minute.
Şimdiye kadar herşey mükemmeldi - Sana 3 dakika veriyorum.Everything's gone perfectly up to now. - I'm giving you 3 minutes.
Oturuyorlar, yaklasik 20 dakikalari var.They sit down; they have about 20 minutes.
Bu fotografi kurarken, insanlar oglen yemegi icin oratalama 8-10 dakika harciyorlardi.While setting up this shot, people on average would spend eight to 10 minutes having a lunch.
İşte Andy'nin teorisi. [Gelecekte, herkes 15 dakikalığına dünya çapında ünlü olacak.][In the future, everybody will be world famous for 15 minutes.]
Ya eğer 15 dakikalığına anonim olacaksınız?What if you're only going to be anonymous for 15 minutes?
Ve bir dakika içerisinde,bunu inceleyeceğiz.And in a minute now, I'm going to put this map into motion.
Yalnızca 15 dakika kaldı.There are only fifteen minutes left.
Bildiğiniz gibi, on dakikada anlatıyoruz, anlaması çok zor konular değil. .You know, we show it in 10 minutes, so it's not this impossibly hard thing to understand.
(Kadın) Bir dakikaya oradayım tatlım.(Woman) I'll be ready in just a minute, darling.
Bir dakika dışarıda konuşabilir miyiz?Can we talk outside for a moment?
Gözlerimizi yalnızca bir dakikalığına kapatırız ve bir çok yeni fikirle açarız.We just close our eyes for a minute we all come back with a lot of new ideas.
Bir kaç dakika sonra Patrick geliyor.A few minutes later, Patrick arrives.
O dakika değişiyor.He is changing by the minute.
Burada bir dakika olacak.He will be here any minute. So we are just gonna stand here and wait all day or what?
Bir dakika önce ne olduğunu bilmiyordum hakkında, şimdi biliyorsunuz.A minute ago you did not know what is all about, now you know.
Ve belki de bir dakika için şimdiye kadar çalıştırdıysanız scaliest sessizlikleri biri vardı karşı.And for perhaps a minute there was one of the scaliest silences I've ever run up against.
Ben tek başıma onunla bir dakika vardı olabilirdi diledi.I wished I could have had a minute with him alone.
"Ve daha sonra her dakika," dedim."And getting later every minute," I said.
Her dakika doğan kimse yok. " >There is one born every minute." >
Ahmet'in eve gitmesi 39 dakika sürmektedir.So let's draw a time line and then think about what has to happen here.
CA: Peki bize çok hızlı bir son dakika hikayesi anlatın; İzlanda'da ne oldu?So just tell us, very quickly in the last minute, the story: what happened in Iceland?
Ve ulusal televizyon kanalı yayına girmesine beş dakika kala men edildi.And the national TV station was injuncted five minutes before it went on air,
Bunlara, umuyorum ki, önümüzdeki 18 dakikada değineceğim.All of this I'm going to get to in the next 18 minutes, I hope.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.The next few minutes is, we're all going to get raised up to the level of a sea slug.
Kusura bakmayın, bir dakika.I'm sorry. Just a moment.
Ne zamanki 3 ziyaret oldu 3 ziyaret 5 dakikada sonra studio bile yapılmamıştıIn that time, there were three visits.
Profesör Nam... ...bir dakika konuşabilir miyiz?Professor Nam, can you see me for a moment?
2 dakika) (Kahkahalar)Moderator: Two minutes. (Laughter)
Tamam, bir dakika izin verin, ekibe teşekkür edeyim.All right, let me just take a moment and thank the team.
Birkaç dakikam kaldı.So I have a couple minutes.
Bu 1 dakika 59 saniye burası 3:19.This is a minute 59. 3:19.