dakik ile cümle
dakik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu çok güzel, Bir dakika önce Moscone'u gördük. >>Sergey Brin:>>Sergey Brin: [ Cheers and Applause ] >>Sergey Brin:
Her istasyona daha çok para kazanabilmeleri için ilaveden birbuçuk dakika verdik.And we gave every station half a minute extra for advertising to earn more money.
Üç dakika içinde katlarsınız.In three minutes, you just fold this up.
O kart destesinin üçte birini bu şekilde gözden geçirmem kırk beş dakikamı aldı.It took me 45 minutes to get one inch down inside of that stack of cards.
Bu kırk beş dakika boyunca, beynimin sol yarıküresindeki kanama gitgide büyümeye devam etmekteydi.In the meantime, for 45 minutes, the hemorrhage is getting bigger in my left hemisphere.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.When we got there, 20 minutes later, we started CPR on the kid.
15 dakika sonra ambulans geldiğinde, onlara yaşayan bir kazazede teslim etmiştim.When the ambulance arrived 15 minutes later, I gave them over a patient who was alive.
Bügun İsrail'de, bir çağrı sonucu harekete geçme süremiz ortalama olarak 3 dakikanın altına düştü.Our average response time today went down to less than three minutes in Israel.
Size 20 dakika verirler -- bu ikaz süresidir.They give 20 minutes -- that's a time warning.
Sonra size 10 dakika verirler.Then they give you 10 minutes.
Doktorların normalde bir hasta için 3-6 dakikası vardır. Fakat bu değişecek.And doctors usually have three to six minutes for the patients, but now this will change.
Ve eğer matematiğe dökerseniz, bu, bir dakikada 130 kişi ediyor.And if you do the math, that's 130 people every minute.
Ve umuyorum, 5-10 dakika sonra verim eğrisi hakkında birçok şey biliyor olacaksınız. -And hopefully, after about the next five or ten minutes, you will know a lot about the yield curve.
10 dakika sonra yargıç ara vereceğimizi söyledi.About 10 minutes later the judge said we would take a break.
Bir dakikalığına sahip olacağımız şeyin yeterli olacağını varsaymak istemiyorum.I don't want to pretend for a minute that what we have is going to be enough.
O halde bir dakikalığına strese yoğunlaşalım.So let's kick out on stress for a minute.
40 dakika filan kaldı.Another 40 minutes.
Bir dakika, Cyril'in de profili var.Wait a minute, Cyril's got a profile on here.
-Bir dakika bekle.- Wait a minute.
Ve bunu yapmak için 13 dakikam kaldığından, bu biraz hızlıca olacak.And given that I have 13 minutes to do this, this is going to go kind of quick.
Ama bir saatlik bir oyun oynama süresinde, 10 dakikadan daha az diyalog vardır.But in 1 hour of gameplay, you'll often have less than 10 minutes.
Anne babaların birbirlerini kötüledikleri toplantılardan haritalar ve dakikalar vardı.There were maps and minutes from meetings where the parents were slagging each other off.
13 dakikalık zamanınızı aldım.And I've taken 13 minutes of your time.
Bazılarınız, dur bir dakika, bu nasıl molekül olur, diyebilir. .And some of you might say, wait, how is that even a molecule?
Bu noktada, birkaç dakikanızı alacağım.At this point, I'll take a few moments.
(Kahkaha) Neyse, hala 15 dakikamiz var.(Laughter) So, 15 minutes left.
"Problem değil, bir dakika içinde bilecekler", demiş kız.(Laughter)
Ve onlar birkaç dakika onu dışarıdan izlemişler. ve uzman annesine dönüp,And they watched for a few minutes and he turned to her mother and said,
Tren, hemzemin geçide kaç dakika sonra ulaşır?In how many minutes will the train reach the crossing.
Zamanı kullanacaksak, süremiz "a" saat. Ertesi gün, kadın 50 dakika geç kalıyor.If we care about the time, a hours.
O bu kez evden, "t eşittir sıfır" zamanında çıkmıyor, 50 dakika geç çıkıyor.She leaves not a t equals 0. She leaves 50 minutes late.
Zaman birimi "saat" olduğu için, 50 dakikayı saat cinsinden yazalım.Since we're dealing with hours, let's write 50 minutes in hours.
Tren kaç dakika sonra hemzemin geçide varır?In how many minutes will the train reach the crossing?
"1 bölü 6" saat de, 10 dakikadır.There are 60 minutes in an hour, so 1/6 of that is 10 minutes.
Dakikada yaklaşık 100 kompresyon. (basınç uygulamak)About 100 compressions per minute.
5 dakika hava gitmezse beyin hasarıdır ve 10 dakikanın üzeri de ölümdür.No air for 5 minutes is brain damage and over 10 minutes is death.
- Sadece bir dakikalığına!- It'll just be a minute!
Sadece bir dakika.Just for one minute.
Aslında, sekiz dakikaya yaklaştık.Actually, we're already pushing eight minutes.
Lütfen iki dakikalığına müsaade edin bana.Please, allow me just two minutes.
Bu kısa bir dakika onu görme bana verir:That one short minute gives me in her sight:
Bir dakika içinde kaç gün var:For in a minute there are many days:
Ama geldim, bazı dakika ereBut when I came,--some minute ere the time
Önümüzdeki 27 dakika bir deney.The next 27 minutes are an experiment.
Buralarda bir yerde. Sanırım onu birkaç dakika önce görmüştüm.He's around here.
Şöyle diyebilirsiniz: "Tamam, 10 dakikada " hazırlanmış güzel bir sunum."You will say, "Okay, this is nice -- a slide created in 10 minutes."
Her şeyde. Sana bir dakikalık bir dinlenme bile vermiyor.Everything, it's not given you a moment's rest.
Tamam? "Sadece ol'mak için sana bir dakika bile vermeyeceğim."I won't give one moment free to you just to be.'
Bir dakika için dene ve gör.like you was before for a minute and see.
Ve şimdi bir kaç dakika için sana hiçkimse olma şansı veriyorum ve sen gülümsüyorsun.Now I give you a few minutes to be nobody and you're smiling.
Bir insandan 15 dakikada yaratıcı olmasını isteyemezsiniz ve bir problem hakkında düşünmesini.You cannot ask somebody to be creative in 15 minutes and really think about a problem.
15,30,45 dakika ya da bir saat olarak gidebilirsiniz.You can go 15 minutes or 30 minutes or 45 minutes or an hour.
Yaklaşık üç dakikam var,yani tam olacak.I have about three minutes, so that'll fit perfectly.
Bu soruyu gelecek birkaç dakika içinde cevaplamaya çalışmama izin verin.Allow me to try to answer this question in the few coming minutes.
Orada 45 dakika durduktan sonra 32 dolar kazandı.After being there for three-quarters of an hour, he made 32 dollars.
Sizlerle önümüzdeki 18 dakika boyunca inanılmaz bir fikri paylaşmak istiyorum.I want to share with you over the next 18 minutes a pretty incredible idea.
20 dakikalık bir program.It's a 20-minute program.
İran'la savaşta yapabileceğimiz bir şeylerin her yılı son dakika gibi.It's like every year it's the last minute that we can do something about the war with Iran.
4 dakikalık filmi çekmem 1 ayımı alırdı, çünkü param bu kadarına yeterdi.It would take me a month to shoot a four-minute roll of film, because that's all I could afford.
Bu bir dakikalık zaman ışıklar için karşılıkThis corresponds to a lights-on time of one minute