Sadece birkaç dakika önce başkasını işe aldım, yani bütün pozisyonlar doldu.I just hired someone a minute ago, so the positions are all filled.
Bir dakika lütfen.A moment please.
Ve sonrasında, umuyorum en azından 5 dakikamı beni neyin hala işler tuttuğu üzerine ayırabileceğim.And then, I hope maybe I have at least five minutes to say what makes me tick now.
'Hey, bir dakika."Hey, wait a minute.
Bir dakika, o benim pantolonum değil mi?Wait, aren't those my pants?
"Bir dakika, hemşire geliyor!"Coming in a minute, nurse!
Bir dakika diğerine gidiyorum ne emin değilim!I'm never sure what I'm going to be, from one minute to another!
Böylece oturdu ve kimse birkaç dakika konuştu.So they sat down, and nobody spoke for some minutes.
Çok sayıdaki yeni yüksek tanımlı temaları denemek için bir dakikanızı ayırmak isteyebilirsiniz.You may want to take a moment to check out one of the many new high definition themes.
Bir dakika!Just a moment.
10 dakika içerisinde hazırla.Be ready in 10 minutes.
Bir dakika. Ne?Just a second.
Afet ve her şey değişir her dakikaPlease give us an example! Hi Mr. Kiura!
Her neyse 10 dakikayı aşmak üzereyim.Anyway, I'm about to run out of time on the ten minutes.
Bu, benim burada geçireceğim kalan 15 dakikamın teması olacak.That's the theme of my next 15 minutes here.
Şuna bir dakika bakın.Just look at that for a minute.
Bu 18 dakika hadisesini çok büyüleyici buluyorum.This "18 minutes" business, I find quite fascinating.
18 dakika gerçekten önemli.But, something else as well: actually, 18 minutes is important.
Derler ki 18 dakikadır.And they say "It's 18 minutes."
Çünkü hamur 18 dakikada mayalanır.Because that's how long they say it takes for this dough to become leaven.
İstasyona gelmek için bisiklet kullanıyorum, 10 dakikadan biraz fazla sürüyorIt only took a little more than 10 minutes.
-Bekle bir dakika.Ned: Wait a minute.. Kate:
90 dakikada bir günbatımı oluyor. (Kahkaha)(Laughter)
Alkol bir yatıştırıcı ve beyine yaptığı etkileri 5 dakika içinde görmek mümkün.Alcohol is a sedative, and its effects are seen on the brain within 5 minutes.
Bugün, Sizleri dünya etrafında 18 dakikalık bir tura çıkaracağım.Today, I'm going to take you around the world in 18 minutes.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Choice no longer offers opportunities, but imposes constraints.
Ama her dakika YouTube'a 48 saatten fazla sürelik videolar yükleniyor.But there are over 48 hours of video uploaded to YouTube every minute.
Belki beş yüz yıllık akılcı insan merkezli düşünceyi, 18 dakikalık bir konuşmada silip atamayız.Maybe we can't just erase 500 years of rational humanistic thought in one 18 minute speech.
30 dakika, canlı yürüyüş.30 minutes, brisk walking.
Yani genel olarak, eger dusunmeniz icin birkac dakika verseydim.So in general, if I gave you-- so just think about this a second.
İki dakika rahat bırak Bay Yapışkan!Why can't you give me a minute to myself Mr. Clingy!
İlk grup, en iyisiydi, hepsini 20 dakikada çözdüler.The first group -- the best one -- solved everything in 20 minutes.
En kötüsü 45 dakikada.The worst, in 45.
Gateshead'de 10 yaşındaki bir kız 15 dakikada Hinduizmin kalbine ulaşabiliyor.Back at Gateshead, a 10-year-old girl gets into the heart of Hinduism in 15 minutes.
15 dakika sonra...Fifteen minutes later --
Bu sadece 10 dakika sürdü.This one, they took only 10 minutes.
Ve sonra, 20 dakikada doğru açılı üçgenler ekranda belirmeye başladı.And then, in 20 minutes, the right-angled triangles began to appear on the screens.
Bir sonraki 30 dakikada bunlar İzafiyet teorisine ulaşabilirler.In another 30 minutes they would reach the Theory of Relativity.
Üç dakikamız daha var.I think I have three more minutes.
Bir dakika, zayıf omurilik fonksiyonları.Wait, poor spinal capacity.
Bir dakika, bu mu gay ajandası (amacı) ya, dedim.I was like, wait, this is the gay agenda?
Şimdi bir iki dakika övünmeme izin verin,If I could brag for a second,
Bu karşılaştırma hakkında birkaç dakika düşünelim.So, let's think about this a little bit and
Hepsinin soyu tükendi. Bu doğru değil tabi, ama bir dakikalığına öyle sayacağız.Well that's not true, but we'll get to the goose in a minute.
Size göstermek istediğim o videoların bir tanesinin sonunda, bir dakika birkaç saniye sürüyor,At the end of the one I'm going to show, it's only about a minute and a couple of seconds long,
Bir dakikalığına ikonların en büyüğüne bakalım, Leonardo da Vinci.Let's look for a minute at the greatest icon of all, Leonardo da Vinci.
Durun bir dakika, Florida'daki şu adamı duydunuz mu?Now wait a minute, we heard about a guy in Florida.
Kuzey Amerika'da her 13 dakikada yeteri kadar tahta yetiştiriyor olacağız.We'll grow enough wood in North America every 13 minutes.
Ama dur bir dakika!But hang on a minute!
1 eksi 2... Bir dakika.So 1 minus 1 is 0.
Bir 15 dakika daha değil.Not for another 15 minutes.
Bu çok güzel, Bir dakika önce Moscone'u gördük. >>Sergey Brin:>>Sergey Brin: [ Cheers and Applause ] >>Sergey Brin:
Her istasyona daha çok para kazanabilmeleri için ilaveden birbuçuk dakika verdik.And we gave every station half a minute extra for advertising to earn more money.
Üç dakika içinde katlarsınız.In three minutes, you just fold this up.
O kart destesinin üçte birini bu şekilde gözden geçirmem kırk beş dakikamı aldı.It took me 45 minutes to get one inch down inside of that stack of cards.
Bu kırk beş dakika boyunca, beynimin sol yarıküresindeki kanama gitgide büyümeye devam etmekteydi.In the meantime, for 45 minutes, the hemorrhage is getting bigger in my left hemisphere.
20 dakika sonra oraya ulaştığımızda, çocuğa suni teneffüs yapmaya başladık.When we got there, 20 minutes later, we started CPR on the kid.
15 dakika sonra ambulans geldiğinde, onlara yaşayan bir kazazede teslim etmiştim.When the ambulance arrived 15 minutes later, I gave them over a patient who was alive.
Bügun İsrail'de, bir çağrı sonucu harekete geçme süremiz ortalama olarak 3 dakikanın altına düştü.Our average response time today went down to less than three minutes in Israel.
Size 20 dakika verirler -- bu ikaz süresidir.They give 20 minutes -- that's a time warning.