dakik ile cümle
dakik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Erkekler dünya rekorunun sadece 10 dakika gerisinde.Only 10 minutes off the men's world record,
- Dur bir dakika!- Oh...
Sadece 5 dakika boyunca Asya'lıları sevmediğinden bahset, tamamdır!Just talk about how much you hate Asians for five minutes.
Bir dakika durmalıyım.I have to take a moment.
Şimdi, sadece iki buçuk dakikam var -- bunu oynatacağım.Now, I only have two and a half minutes -- I'm going to play this.
Bir iki dakikada açıklayacağım.I'm going to just take a couple of minutes to explain it:
Hadi bir hızlı yerçekimi problemi daha çözelim çünkü iki dakikam kaldı.So let's do another quick problem with gravity, because I've got two minutes.
Son olarak, bu konuyu son 1-2 dakika içinde şirketler açısından değerlendirerek kapatacağız.So lastly, I'm going to finish up in this last minute or two asking about companies.
Bunun sebebi, bir videonun 15. dakikasından sonra beynimin hararet yapmaya başlaması -Mainly because I think 15 minutes into a video my brain starts to really warm up too much.
Kenya'da, cep telefonu dakikaları alternatif bir para birimi haline geldi.In Kenya, mobile phone minutes have actually become an alternative currency.
Buradaki tablonun sol tarafında, dakikalar yazılmış.So what we want to do is say, well, what's an equivalent number of seconds?
Bizden bu dakikaların kaç saniye olduğunu bulmamız isteniyor.And so the first one is pretty straightforward.
10 dakikayı geçtiğim için, bu videoyu bitiriyorum. -And I'll finish this video, since I'm already over 10 minutes.
Birkaç dakika içinde, bunu yetişkinlerin ve gençlerin yapması çok kolay.And, like, within minutes, this is very easy for adults and teens to do.
Yaklaşık 45 dakika sonra, gayet karmaşık projeler elde ediyorsunuz.And after about 45 minutes, you get really intricate projects
Bisikletinizle bir dakikada 1/5 kilometre yol alabiliyorsunuz.You can ride your bike 1/5 of a mile per minute.
Şov 5 dakika sonra başlayacak.The show starts in 5 minutes.
Her 88 dakikada bir, 16 teravat enerji Dünya'nın yüzeyine çarpıyor.16 terawatts of energy hits the Earth's surface every 88 minutes.
Bir dakikan kalmýţtý geçen seferden, baţlattým.I am listening
Dakikalar sonra annem aradı.My mother phoned minutes later.
Bu genellikle doğumdan... 5 ile 25 dakika sonra olur.This usually happens between 5 and 25 minutes after giving birth.
Ya bir dakika ya!Wait a minute!
Sen iki dakika bir rahat dursana.Could you be good boy for a time!
"Beş Dakikada, Nasıl Sadece Ağlıyormuş Gibi Görünmezsiniz.""How to Look Like You Weren't Just Crying in Less than Five Minutes."
Geç kaldın . bir dakika.You were late by one minute.
Şimdi var. zaman 2-3 dakika için yaptı. arasında tartışma kendinizi ve kendimi.Now we have 2 or 3 minutes of time left for discussion between yourself and myself.
Burada, bulunmasından bir dakika sonra görüyorsunuz.There it was, moments after it was discovered.
Ve şimdi size yapmış olduğumuz filmin ilk halinin 3 dakikalıkAnd so what I'm going to show you is a three-minute
Ben birkaç dakika içinde bitirmiş olacağımIt'll be done in a few minutes.
Sonraki beş dakikada neler olacak?What will be happening in the next five minutes?
Bu elektrikli matkap tüm hayatı boyunca sadece 12 ila 13 dakika kullanılacak.That power drill will be used around 12 to 13 minutes in its entire lifetime.
Size geçen 6 milyon yılı aşkın sürede ne olduğunu anlatmak için 18 dakikam var.I have 18 minutes to tell you what happened over the past six million years.
Bu üç dakikalık bir UV ışığı.This is three minutes of UV light.
Yalnızca dört dakikada soruyu çözmüş olduk. -And we're done. That only took us four minutes.
-Dully Parkı'nda 45 dakika bekledim."Dude. You're not my nemesis.
Aslında, Şefkatli Eller evsizler sığınağı için gönüllüyüm. Bir dakika ayırabilir misin?Can you spare a minute?
Birkaç dakika içerisinde... ...Kaptan Çekiç anıtının açılışını yapacağızAnd in just a few minutes, we'll unveil the statue of the man himself.
Bekle bir dakikata banada aynisini söyledin!Wait a minute, you said the same thing to me too!
Peki, 10 dakikada bütün bu 10 şeyi daha fazlasını söylemeden, nasıl iletirsiniz?So how do you convey these 10 things in 10 minutes without saying them?
Bu beş dakikalık bir anlatım değil.This is not a five-minute pitch.
Yani bu sıradan -- 10 dakikada hazır olmasını beklemeyin.So it's common -- don't expect to be out of here in 10 minutes.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.Actually, what we're expecting is for people to stop for about 20 to 30 minutes, not for an hour.
Önümüzdeki 18 dakika boyunca sizi bir yolculuğa çıkaracağım.In the next 18 minutes, I'm going to take you on a journey.
"Upwake" 52 dakika 54 saniye sürüyor."Upwake" lasts 52 minutes and 54 seconds.
Yani bu dakikada 20 saatlik video demek.And that's over 20 hours of video every minute.
Yaklaşık 30 dakika kadar ısıtın, bir saatliğine soğumaya bırakın.It heats up for about 30 minutes, cools for an hour.
Beni sadece bir dakikalığına izleyin ve her şeyi göreceksiniz.You can watch me for one minute now and you'll see the whole thing.
Bu 20 dakika sonra görünendir.This is what it looks like about 20 minutes later.
Burası 40 dakika sonrası içindir.Here it is about 40 minutes later.
O halde, muhtemelen 40 dakika içinde toplantıyı sonlandıracağımızı düşünüyoruz.So we are expecting to be done ‑ we should probably finish in the next 40 minutes.
"Müşteri segmentimiz işte burada," ya da "Bir dakika.""Our customer segment is really here," or "Wait a minute."
"İlk günden ücretli olmalı" ya da "Bir dakika""We should be charging for it from day 1," or "Wait a minute."
Meslek yaşamlarımızın en büyük maçına 3 dakika... Hepsi bugüne bağlıThree minutes till the biggest battle in our professional lives all comes down to today.
Maçın her molasında her dakikasında, her saniyesindeler-They're in every break of the game, every minute, every second.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.You have to stand in line 25 minutes to an hour.
Bu tiyatrodaki ışıkların kullandığı elektrik sadece birkaç dakika önce üretildi.The electricity powering the lights in this theater was generated just moments ago.
3 centlik ve 5 dakika çalışma süresine sahip bir küçük kağıttan sensör.The result? One small paper sensor that costs three cents and takes five minutes to run.
Bir dakika için, yapmam gereken şey hayal dünyanızın perdesine birşey yansıtmak.For a moment, what I need to do is project something on the screen of your imagination.
Olimpik stadyumda yarışıma 20 dakika vardı, Bana sonuçları gönderdiler.This is 20 minutes before my race in the Olympic stadium, and they post the heat sheets.
"Bayanlar, bir dakikanız var.""Ladies, you have one minute."