dakik ile cümle
dakik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Well, he essentially travels 20 minutes less than he does on a normal day, right?
Her zamanki saatinde evden ayrılacak ama 20 dakika erken gidecek.He leaves at the same time and he gets there 20 minutes early.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.So it took him 10 minutes less to reach her this time.
Normalde, t dakika sürünce, oraya saat 6'da varıyor.So normally, when it takes him t minutes, he gets there at 6 o'clock.
Bugün 10 dakika erken gidiyor.Today he reaches her 10 minutes earlier.
Soru ise, Bev kaç dakika yürüdü?Now, the question is, how many minutes did Bev walk?
Bev yürümek için kaç dakika harcadı?How many minutes did Bev walk?
Yani kadın 50 dakika yürüdü.So she walked for 50 minutes.
Bir kaç dakika sonra şu e-postayı aldım.So a couple minutes later, this I got by email.
Ama bir kaç dakika sonra, cep telefonuma mesaj olarak geldi.But a couple minutes after that, I got the text message version.
Bir dakikalık bir şarkı daha söyleyebilir miyim?Can I do one more one-minute song?
Birkaç dakika içinde ne aslında ne kadar para bankalar oluşturabilirsiniz sınırlar görürsünüz.In a few minutes, we'll see what actually limits how much money the banks can create.
Bütün bir şiiri ezberlemeleri yalnızca bir kaç dakika sürüyordu.They were memorizing entire poems in just a few minutes.
Pekala hızlı, kolay, beş dakikalık görünüm yaratmak istiyoruz.Okay so we want to create a look that's fast, easy, five minutes.
"Der Rosenkavalier", dünya kupası maçında enfes bir son dakika golü,"Der Rosenkavalier," a stunning match-winning goal in a World Cup soccer match,
Bi dakika.Hold on a minute.
Neredeyse sonraki dakikaya o verandada sonra bileşik bir ayak sesi duydum ve.Almost the next minute she heard footsteps in the compound, and then on the veranda.
Mary birkaç kapı açıldığında kreş ortasında duruyordu dakika sonra.Mary was standing in the middle of the nursery when they opened the door a few minutes later.
O birkaç dakika için bir daha söylemek etmedi ve sonra yeniden başladı.She did not say any more for a few moments and then she began again.
"Yaklaşık on dakika içinde pencereden dışarı bakın ve göreceksiniz," kadın yanıtladı."Look out of the window in about ten minutes and you'll see," the woman answered.
Mary yatıyordu ve birkaç dakika için onu izledi ve sonra oda hakkında aramaya başladı.Mary lay and watched her for a few moments and then began to look about the room.
Bizim çocuklar bu masada ise beş dakika içinde çıplak temizlemek istiyorum. "If our children was at this table they'd clean it bare in five minutes."
Eski bahçıvan onun kel kafasına şapkasını geri itti ve onu bir dakika baktı.The old gardener pushed his cap back on his bald head and stared at her a minute.
'Bu beni güldürdü' bu benim bana getirdi bir dakika içinde duyuları. "It made me laugh an' it brought me to my senses in a minute."
O bir dakika içinde tüm sana beni anlatacağım. "He'll tell me all about thee in a minute."
O ne diyeceğini bilmiyordu, bu yüzden tam bir dakika boyunca hiçbir şey söylemedi.She did not know what to say, so for a whole minute she said nothing.
- Son dakikada mı?- At the last minute?
Uluslararası poloda oyun her 7 dakikada bir durur.In international polo, play is stopped every seven minutes.
Ama aslında Sarah Jones sadece 18 dakikamız olduğunu söyledi.But then on top of that, you know, Sarah Jones told me we only have 18 minutes.
80 dakika sürüyor.It's about 80 minutes long. (Laughter)
Sadece dört dakika.It's four minutes long.
Bu resmi sadece birkaç dakika önce buradan 10 blok uzakta çektim.Just a few minutes ago, I took this picture about 10 blocks from here.
O bu işi tam 1400 dakikada (23s 20 dk) yapmayı başardı.He managed to do it in a mere 1,400 minutes.
Onun eski bir versiyonunun videosunu göstereceğim. Bir dakika uzunluğunda.And I'm going to show a video of the older version of it, which is just a minute long.
Bir dakikalığına bugününüzü bir gözden geçirin.Think about your day for a second.
Ve şimdi sonraki klip sadece 8 dakika sonrası.And now this next clip is just eight minutes later.
Dakikada ağzımızdan altı metafor çıkıyor.We utter about six metaphors a minute.
Dakika takviyesi gibi oluyor.It all feeds in as minute reinforcement.
Beţ dakika kadar karenin dýţýnda kalýyor, sonra terkediyor.leans out of frame for about five minutes, and then leaves.
Bir dakika, bir dakika...Wait a minute, wait a minute...
Bir dakika... Sakin olun, Stanley!Wait a min... take it easy, Stanley!
Sonra son dakika, dusundum ki, "Bunu yapamam.Then last minute, I'm thinking, 'Can't do this.
Sadece 10 dakika, rahatsız edilmeden?Just 10 minutes, undisturbed?
Pete? Burada çekim yapmak için 10 dakikamız var mı?Can I have 10 minutes to grab some overlay here?
- 5 dakika veriyorum.I'll give you five. Five?
- Ona birkaç dakika ver.Just give him a few minutes.
Bir dakikaya ihtiyacım var.I just need a minute. Hang on.
Bir dakikaIn a moment.
Sadece 5 dakika.Just 5 minutes.
İşte benim bir dakikalık şöhretim, kabul konuşmam, ve işte ördek.So here's my one minute of fame, my acceptance speech, and here's the duck.
Her hastamla 13 dakikam var.I have 13 minutes with each patient.
Bir dakika içinde halletmezsen, ben bir şeyler yapacağım.If you don't handle it in 1 minute, I'm going to do something about it.
--bir dakika,let me be careful.
Bir dakika bir bakayım,Oh, let me be very careful.
(Bir dakika, kalemim nereye gitti?(Wait, where did my pen go?
Ve diyelim ki, dakikada 28 feet hızında... ...araba kullanıyor.And they're driving at a speed of, let me say, twenty-eight feet per minute.
Yani, dakikada kaç inç ilerleyecektir?So how many inches per second is he going to be going?
Yani, dakikada yirmi-sekiz feet, önce bunun dakikada kaç inç olduğunu bulalım.So twenty-eight feet per minute, let's first figure out how many inches per minute that is.
Bu da eşittir: dakikada üç yüz otuz-altı inçSo that equals three hundred and thirty-six inches per minute.
Yani "foot", "foot"u götürdü ve bu yüzden inç/dakika ile kaldık.So the feet and the feet canceled out and that's why we were left with inches per minute.