Ana içeriğe geç
Sözlük

dakik ile cümle

dakik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Saitama Metro Hattı'nda yer alan Urawa-Misono istasyonuna 15-20 dakikalık yürüme mesafesindedir.The stadium is a 15 to 20 minute walk from Urawa-Misono Station on the Saitama Railway Line.
Birkaç dakika içinde, kardiyak çöküşe girdi.Within a few minutes, she went into cardiac collapse.
Bir kaç dakika sonra tekrar baktığımda, ikinci kule de yanıyordu ve savaşa girdiğimizi anladım.A few minutes later when I looked again and saw the second tower burning, I knew we were at war.
Yaklaşık sekiz dakikalık yakıtım olduğunu biliyorum.I know I have about eight minutes fuel.
Şöyle düşünmeye başladım, bir dakika, kimlikleri düşünmenin başka bir yolu olmalı.And I started thinking, but wait, there must be another way of thinking of identities.
"Bir dakikama bile üzülmüyorum. Olağanüstü bir tecrübe idi.""I don't have one minute's regret.
"Tercihini yap. Bu arada, posta, hay Allah, iki dakika içinde İngiltere'ye gidiyor."Make your choice, and by the way, the mail is going out, gosh, in two minutes, to England.
Bu dört dakikalık randevuların çıkış noktası da budur.This is why we have these four-minute dates.
Bir dakika gelebilir misin? - Tabi.-Of course.
Hala 40 dakikalık süre var.Hepsi mi?There is still 40 minutes left! Already?
Bir dakika bekleyin lütfen.Wait for a moment please.
Ve ben dedim ki, "Dur bir dakika, bu harika bir bıyık."And I said, "Hang on, that is an amazing mustache."
Herşey dakikalar içinde olmuştu -- 20 dakika.That was in minutes -- 20 minutes.
Onbeş dakika.Fifteen minutes.
Onbeş dakika daha?Fifteen more minutes?
Sadece on beş dakika daha.Just fifteen more minutes.
On beş dakika, söz veriyorum.Fifteen minutes, I promise.
Bu videoda sadece 2 dakikam kaldı biraz acele etmeliyim. .And for the sake of time, because I only have two minutes left in this youtube.
Bu 15 dakikalık bardak tüketimimiz.That's 15 minutes of our cup consumption.
20 ya da 30 dakika da olabilir.It can be for 20 or 30 minutes.
Bir dakika burda durun.Stop here for a minute.
4.6 milyarlık bir tarihi 18 dakika içinde anlatmak istiyorum.I want to talk about 4.6 billion years of history in 18 minutes.
Bu dakika başı 300 milyon yıl demek.That's 300 million years per minute.
Size dört dakikalık ünümden bahsetmeme izin verin.Allow me to tell you about my four minutes of fame.
Hayatımın en güzel dört dakikası Olimpiyat Stadında geçirdiğim dört dakikadır.The best four minutes of my entire life were those in the Olympic stadium.
Yarım bir bahşiş yirmi bunu yapmak durumunda dakika! 'Half a guinea if you do it in twenty minutes!'
'St Monica Kilisesi', 've dedim yarım egemen sen yirmi içinde ulaşırsanız dakika. ''The Church of St. Monica,' said I, 'and half a sovereign if you reach it in twenty minutes.'
O ve 12-25 dakika idi tabii ki ne oldu Yeterince açık oldu rüzgar.It was twenty-five minutes to twelve, and of course it was clear enough what was in the wind.
Dört ya da beş dakika sonra oturma odasının penceresi açılacak.Four or five minutes afterwards the sitting-room window will open.
Daha sonra, sokağın sonuna doğru git ve ben on dakika içinde yanında olacağım.You may then walk to the end of the street, and I will rejoin you in ten minutes.
Hani ya iyimisin ? bir dakika herkes iyimiWait a minute! Is everyone alright!?
Bile olmadan, onlara sırt, ya da bir dakika gözlerinizi onları keşfetmek.You may even tread on them, or have your eyes on them for a minute, without discovering them.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.In fact, I'm giving you three examples, six minutes each, during this talk.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.And I'll get to that in a minute.
Son gösteri için bir dakika rica etsem?The last demonstration -- can I take one minute?
Bunu hızlı yapmaya çalışayım, çünkü Youtube bana 10 dakikalık sınır koyuyor.Let me try to do this fast, because YouTube puts a ten minute limit on me.
Önümüzdeki sekiz dakikada sizinle hikayemi paylaşmak istiyorum.So, in the next eight minutes I would like to share with you my story.
Bunları beş dakika içinde sayabilirsiniz.You could count them in five minutes.
2 dakika içinde sahnedeyiz.We're on in two minutes.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.He had had 20 minutes of glorious music.
Bu konuyu kalan birkaç dakikanızda bizimle paylaşmanız mümkün mü?Is that something you can share since you do have a few moments left now?
"Bir dakika.And I remember that proverbial light going off in my head, thinking, "Wait a minute.
Eğer 1 saat 60 dakikaysa x 7/8= 52.5 dakika.If we have 60 mins in an hour x7/8=52.5 mins
Düşündümde, bekle bir dakika, ben ne yapıyorum?Then I thought, "Wait a minute, what am I doing?"
Her dakikayı Tanrı mı düzenliyor?Does God order each moment?
Bir kaç dakika önce halk hareketlerinin filizlendiğinden bahsediyordum.A few minutes ago, I talked about all the citizens' campaigns that are springing up.
Başladığımızdan beri 14 dakika geçmiş, süreyi çok aştık.Anyway I've spent 14 minutes of your time.
O zaman diyelimki oraya varması t dakika sürüyor. t herhangi bir birim olabilir.So let's say it takes him t minutes to get there, whatever t is given in.
Eğer 30 dakikaysa, 5:30 olur.If t is 30 minutes, it would be 5:30.
Eve dönmesi t dakika sürer, yani eve 6 artı t'de varmış olur.Well, it's going to take him t minutes to get back, so he's going to arrive at 6 o'clock plus t.
Eğer gitmesi için t ve dönmesi içinde t dakika gerekliyse, toplam t dakika tutar.If it takes him t minutes to go and t minutes to come back, he traveled t minutes.
Kocası kadınla yolda buluşuyor, ve eve 20 dakika erken varıyorlar.He meets her on the way, and then they arrive home 20 minutes early.
Bugün, eve 20 dakika erken gidecekler.So today, they're going to arrive 20 minutes early.
20 dakika erken varacaklar.They're going to arrive 20 minutes early.
Aslında normalde gittiğinden 20 dakika daha az gidecek, değil mi?Well, he essentially travels 20 minutes less than he does on a normal day, right?
Her zamanki saatinde evden ayrılacak ama 20 dakika erken gidecek.He leaves at the same time and he gets there 20 minutes early.
Yani bu sefer kadına varması 10 dakika daha az sürdü.So it took him 10 minutes less to reach her this time.
Normalde, t dakika sürünce, oraya saat 6'da varıyor.So normally, when it takes him t minutes, he gets there at 6 o'clock.
Bugün 10 dakika erken gidiyor.Today he reaches her 10 minutes earlier.
Soru ise, Bev kaç dakika yürüdü?Now, the question is, how many minutes did Bev walk?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod