Sami her beş dakikada bir Leyla'yı arıyordu.Sami was calling Layla every five minutes.
Tom bir şey yapmak için hep son dakikayı bekler.Tom always waits until the last minute to do anything.
Yorgunum. Burada beş dakika oturacağım.I'm tired. I'll sit here for five minutes.
Yorgunum. Burada beş dakika için oturacağım.I'm tired. I'll sit here for five minutes.
Yorgunum. Burada beş dakika boyunca oturacağım.I'm tired. I'll sit here for five minutes.
Toplantı otuz dakika önce bitti.The meeting ended thirty minutes ago.
Tom'un genellikle dakik olduğunu biliyorum.I know Tom is usually punctual.
Tom sadece bir dakika bekledi.Tom only waited a moment.
Bize birkaç dakika ver.Give us a few minutes.
Bize sadece bir dakika daha ver.Just give us another minute.
Her şey son dakikada bir araya geldi.Everything came together at the last minute.
Her şey son dakikada çözüldü.Everything came together at the last minute.
Tom'un yaklaşık otuz dakika önce ayrıldığını gördüm.I saw Tom leave about thirty minutes ago.
Piyano öğretmenim günde en az otuz dakika çalışmam gerektiğini söyledi.My piano teacher told me that I should practice at least thirty minutes a day.
Birkaç dakika içinde geri döneceğim.I'll call back in a few minutes.
Dakik olacaksın, değil mi?You'll be punctual, won't you?
Tom son dakikada gezisini iptal etti.Tom canceled his trip at the last minute.
Tom, parti bitmeden otuz dakika önce ayrıldı.Tom left thirty minutes before the party ended.
Sadece bir dakikalığına bize müsade et.Excuse us for just one second.
Bize birkaç dakika daha ver.Give us a couple more minutes.
Sen otuz dakika erken geldin, değil mi?You're thirty minutes early, aren't you?
Bize sadece birkaç dakika ver.Just give us a couple minutes.
Sana birkaç dakika daha vereceğim.I'll give you a couple more minutes.
Bunu düşünmek için sana bir dakika vereceğim.I'll give you a minute to think about it.
Lütfen on dakika daha uyuyayım.Please let me sleep for another ten minutes.
Tom programın otuz dakika gerisinde.Tom is thirty minutes behind schedule.
Her zamanki gibi, Tom ev ödevini son dakikaya kadar yapmadı.As usual, Tom didn't do his homework until the last minute.
Bir dakika otur da sakinleş.Sit down for a minute and calm down.
Tom'dan on dakikalık bir sunum hazırlaması istendi.Tom was asked to prepare a ten-minute presentation.
Bir dakika görüşebilir miyiz lütfen?Could I see you for a minute, please?
Bunu yapmak sadece üç dakikamı alır.It only takes me three minutes to do that.
Tom ile bir dakika konuşmam gerek.I need to talk to Tom for a minute.
Tom'la bir dakika konuşmam gerek.I need to talk to Tom for a minute.
Bir dakika burada bekler misin?Would you wait here for a minute?
Tom bir dakika içinde aşağı inecek.Tom is going to be down in a minute.
Sami beş dakikada Müslüman oldu.Sami converted to Islam in five minutes.
Tom son dakikada bir hata buldu.Tom found an error at the last minute.
Tom sunumunda son dakikada bir hata buldu.Tom found an error at the last minute in his presentation.
Seni beş dakika içinde arayacağım.I'll call you back in five minutes.
Seni beş dakikaya tekrar arayacağım.I'll call you back in five minutes.
Eşyalarıma bir dakika göz kulak olabilir misin?Can you watch my stuff for a minute?
Birkaç dakika içinde çıkacağım.I'll be leaving in a few minutes.
Birkaç dakikaya çıkıyorum.I'll be leaving in a few minutes.
Sana hazırlanman için otuz dakika süre vereceğim.I'll give you thirty minutes to get ready.
Sana hazır olman için 30 dakika zaman tanıyacağım.I'll give you thirty minutes to get ready.
Saatin üç olmasına birkaç dakika kaldı.It's a few minutes before three o'clock.
3'e birkaç dakika var.It's a few minutes before three o'clock.
Saatin üç dakika geri.Your watch is three minutes slow.
Saatin 3 dakika geri kalmış.Your watch is three minutes slow.
Burada on dakikalık bir mola verelim.Let's take a 10-minute break here.
Tom, Mary'yi on dakikada bir aradı.Tom called Mary every ten minutes.
Bu saat günde üç dakika geri kalıyor.This watch loses three minutes a day.
Sadece beş dakika gecikmiştim.I was only five minutes late.
Beş dakika önce çıktı.He left five minutes ago.
Treni beş dakika önce kalktı.His train left five minutes ago.
Birkaç dakika içinde masada ne varsa silip süpürdü.Within a few minutes, he had eaten up all the food on the table.
On dakikadan kısa sürede oraya varabilmişti.She was able to get there in less than ten minutes.
On dakikadan az zamanda oraya varmayı başarmıştı.He was able to get there in less than ten minutes.
Beş dakikanızı bile almaz.It won't even take five minutes of your time.
Beş dakikaya dışarıda ol!Be outside in five minutes!