Otobüs, beş dakika içinde ayrılacak.The bus leaves in five minutes.
Otobüs iki dakika erken geldi.The bus was two minutes early.
Otobüsler 20 dakikalık aralıklarla çalışıyor.Buses are running at 20 minute intervals.
Her on beş dakikada bir otobüs vardır.There is a bus every fifteen minutes.
Otobüs her on beş dakikada hareket eder.The bus leaves every fifteen minutes.
Otobüs on dakika içinde gelecektir.The bus will arrive within ten minutes.
Otobüsler her on dakikada bir çalışır.The buses run every ten minutes.
Otobüs her on dakikada bir gider.The bus leaves every ten minutes.
Hangi yoldan giderseniz gidin, yaklaşık on dakika içinde istasyona varabilirsiniz.Whichever way you may take, you can get to the station in about ten minutes.
Bir dakika. Karar vermedim.Just a moment. I haven't made up my mind.
Birkaç dakika bekler misiniz?Would you mind waiting a few minutes?
Birkaç dakika beklemenizin bir sakıncası var mı?Would you mind waiting a few minutes?
Bir dakika bekle. Jimmy'yi arayacağım.Hang on a minute. I'll call Jimmy.
Birkaç dakika önce buraya koyduğum kitaba ne oldu?What has become of the book I put here a few minutes ago?
Bana bir dakikanızı ayırın.Excuse me a minute.
Bana bir dakika yardım eder misin?Will you help me for a minute?
Bana birkaç dakika ayırabilir misin?Can you spare me a few minutes?
Bir dakika düşüneyim.Let me think for a minute.
Birkaç dakikalığına kaleminizi ödünç alabilir miyim?Can I borrow your pen for a few minutes?
Bir dakikanız var mı?Do you have a minute?
Onlar arasında bir dakika farkı vardı.There was a minute difference between them.
Tren beş dakika içinde gidiyor olacak bu yüzden acele etsen iyi olur.The train will be leaving in five minutes so you had better hurry up.
Tren yirmi dakika geç kaldı.The train is twenty minutes behind time.
Tren on dakika geç kaldı.The train was ten minutes behind time.
Sorunun çözümü beş dakikamı aldı.The solution of the problem took me five minutes.
Uçak on dakika önce kalktı.The airplane took off ten minutes ago.
İki adam tanıştırıldığı dakika birbirleriyle tokalaştı.The two men shook hands with each other the minute they were introduced.
Şu trenler her üç dakikada bir çalışırlar.Those trains run every three minutes.
Kente buradan arabayla 20 dakikadan daha kısa bir sürede ulaşılabilir.The city can be reached in less than 20 minutes by car from here.
Bebek, neredeyse on dakikadır ağlıyor.The baby has been crying for almost ten minutes.
Su beş dakika içinde kaynamaya gelecek.The water will come to a boil in 5 minutes or so.
Otuz dakikadan daha az bir sürede oraya varabilirsiniz.You can get there in less than thirty minutes.
Oraya yürümek sadece on dakika aldı.It took only ten minutes to walk there.
Yalnızca on dakika daha bekleyemez misin?Can't you wait just ten more minutes?
Affedersiniz, bana birkaç dakika ayırabilir misiniz? Sizden bir ricam var.Excuse me, could you spare me a few minutes? I have a favor to ask you.
Bir dakika bekler misin?Do you mind waiting for a minute?
Birkaç dakika içinde döneceğim.I'll be back in a few minutes.
Evet, bir dakika içerisinde seninle birlikte olacak.Yes, she'll be with you in a minute.
Konuşmanızı bir dakika içerisinde bağlayacağım.I'll put your call through in a minute.
Bir dakika içerisinde orada olacağım.I'll be there in a minute.
John beş dakika içinde burada olacak.John will be here in five minutes.
Lütfen birkaç dakika oturmaya devam edin.Please remain seated for a few minutes.
On dakikalık bir başka yürüyüş bizi kıyıya getirdi.Another ten minutes' walk brought us to the shore.
Otuz dakika içinde döneceğim böylece zamanında konserde olacağım.I'll be back in thirty minutes so I'll be in time for the concert.
Hat şimdi 30 dakika boyunca meşgul oldu.The line has been busy for 30 minutes now.
Şu andan itibaren dakik olmaya söz veriyorum.From now on, I promise to be punctual.
Bu sorunu çözmen için sana beş dakika vereceğim.I'll give you five minutes to work out this problem.
Bu sorunu çözmek 10 dakika sürer.It takes 10 minutes to solve this problem.
Bu sorunu çözmek 10 dakika alır.It takes 10 minutes to solve this problem.
Bu çalar saat, günde bir dakika ileri gidiyor.This alarm clock gains one minute a day.
Yaklaşık beş dakika bu cadde boyunca git.Go along this street about five minutes.
Bu dersin bitmesine 10 dakika kaldı.This class will be over in ten minutes.
Bu saat tamir edilmeli. O günde 20 dakika ileri gidiyor.This watch needs repairing. It gains 20 minutes a day.
Bu saat günde iki dakika ileri gidiyor.This clock gains two minutes a day.
Bu saat günde üç dakika geri kalır.This clock loses three minutes a day.
Bu saat günde bir dakika ileri gider.This clock gains one minute a day.
Bu saat on dakika geridir.This watch is ten minutes slow.
Bu saat on dakika ileridir.This watch is ten minutes fast.
Çay on dakika demlensin.Let the tea draw for ten minutes.
Bu makine dakikada 100 kopya yapar.This machine makes 100 copies a minute.