Ana içeriğe geç
Sözlük

dakik ile cümle

dakik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
On dakikada okula yürüyebilirim.I can walk to school in 10 minutes.
Veri bir dersin ideal uzunluğunun 60 dakika yerine 30 olabileceğini öneriyor.The data suggest that the optimum length of a lecture may be 30 instead of 60 minutes.
Beni birkaç dakikalığına dinleyecek misiniz?Will you listen to me for a few minutes?
Beni birkaç dakikalığına dinleyecek misin?Will you listen to me for a few minutes?
Bir dakika.Just a minute.
En kötü ihtimalle sadece otuz dakika geç kalmış olacaksın.You will be delayed for only thirty minutes at worst.
Saatiniz on dakika geri.Your watch is ten minutes slow.
Dakik olmanı bekliyorum.I expect you to be punctual.
Kestaneler en azından on beş dakika kaynamalı.Chestnuts have to be boiled for at least fifteen minutes.
Hava yoksa insan on dakika bile yaşayamaz.If there were no air, man could not live even ten minutes.
Acele et. Tren on dakikaya kalkıyor. Kaçırmayalım.Hurry up. The train leaves in ten minutes. We don't want to miss it.
Bana değerli zamanınızdan birkaç dakika ayırabilir misiniz?Can you spare me a few minutes of your valuable time?
Hatalarını fark etmek onun sadece birkaç dakikasını aldı.It took him only a few minutes to realize his mistakes.
Seyirci tam beş dakika alkışladı.The audience applauded for a full five minutes.
Seyirci tam beş dakika ellerini çırptı.The audience applauded for a full five minutes.
Okul sadece beş dakikalık yürüme mesafesindedir.The school is only a five-minute walk.
Bizim okul eve on dakikalık yürüyüş mesafesindedir.Our school is within ten minutes' walk of my house.
Okul istasyona beş dakikalık yürüyüş mesafesinde yer almaktadır.The school is located within five minutes' walk of the station.
Her konuşmacıya beş dakika ayrıldı.Each speaker was allotted five minutes.
Biz dakikliğe değer veririz.We value punctuality.
Biz beş dakika kapıyı çaldık, ama nafile.We knocked at the door for five minutes, but in vain.
Buradan istasyona yürümemiz otuz dakikamızı alır.It takes us thirty minutes to walk from here to the station.
İstasyon yaklaşık on dakikalık yürüme mesafesinde.It is about ten minutes' walk to the station.
İstasyon on dakikalık yürüyüş mesafesinde.It's ten minutes' walk to the station.
Otobüsle istasyon yaklaşık on dakika sürer.It's about ten minutes to the station by bus.
İstasyona taksiyle gitmek 20 dakikamı alacak.It will take me 20 minutes to get to the station by taxi.
İstasyona gitmek beş dakika aldı.It took five minutes to get to the station.
İstasyon buradan bir on dakikalık mesafede.The station is a ten minute drive from here.
İstasyon buradan arabayla on dakika.The station is a ten minute drive from here.
Arabayla istasyondan amcamın evine varmak yaklaşık sadece beş dakika aldı.It took only about five minutes to get to my uncle's house from the station by car.
İstasyondan okula yürümek yirmi dakika sürer.It takes twenty minutes to walk from the station to school.
Bir saniye dakikanın altmışta biridir.A second is a sixtieth part of a minute.
Kötü hava nedeniyle uçak 10 dakika gecikti.Due to the bad weather, the plane was ten minutes late.
Yarış son dakikaya kadar devam etti.The race went down to the wire.
Bana birkaç dakika daha verebilir misin?Could you give me a few more minutes?
On dakika daha bekler misin?Would you mind waiting another ten minutes?
Sanırım otuz dakika daha beklesek iyi olur.I think we had better wait another thirty minutes.
Beş dakika daha bekleyeceğim.I'll wait another five minutes.
Keşke evden beş dakika erken çıksaydım.If only I had left home five minutes earlier.
Bir dakika önce biz kraliçe görmüş olabiliriz.One minute earlier, and we could have seen the Queen.
Birkaç dakika içinde ayrılacağız.We will take off in a few minutes.
Birkaç dakika içinde yeni Tokyo Uluslararası Havalimanına iniyor olacağız.In a few minutes we'll be landing at New Tokyo International Airport.
İlk etapta, dakik olmalısın.In the first place, you should be punctual.
Ben sadece bir dakika ile treni kaçırdım.I missed the train by only one minute.
Bir dakikalığına sizi görebilir miyim, lütfen?Could I see you a minute, please?
Sadece kısa bir yol, bu yüzden birkaç dakika içinde oraya yürüyebilirsiniz.It's only a short way, so you can walk there in a few minutes.
Sadece birkaç dakika sürer.It only takes a few minutes.
Sadece on beş dakika.Only fifteen minutes.
Yalnızca on beş dakika.Only fifteen minutes.
Benim dolma kalem ile ne yaptın? Bir dakika önce buradaydı.What have you done with my pen? It was here a minute ago.
Saatim ayda iki dakika ileri gider.My watch gains two minutes a month.
Paul saat gibi dakiktir.Paul is punctual like a clock.
Bill 20 dakika geç kaldı. Bir yerde kaybolmuş olmalı.Bill is 20 minutes late. He must have gotten lost somewhere.
Tokyo ve Shin-Osaka arasını Hikari üç saat ve on dakika içinde koşar.The Hikari runs between Tokyo and Shin-Osaka in three hours and ten minutes.
Otobüs durağına on dakikalık yürüyüş.It's a ten minutes walk to the bus stop.
Otobüs durağı buradan beş dakikalık yürüyüş mesafesinde.The bus stop is five minutes' walk from here.
Otobüs beş dakika önce geçti.The bus passed five minutes ago.
Otobüs vaktinden beş dakika önce ayrıldı.The bus left five minutes ahead of time.
Otobüs on dakika geç kaldı.The bus arrived ten minutes behind time.
Otobüs dakikası dakikasına durdu.The bus stopped sharply.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod