Bu makine dakikada 60 sayfa basabilir.This machine can print sixty pages a minute.
On dakikalık bir mola alalım.Let's take a 10-minute break.
Burada otobüsler her on dakikada bir çalışır.The buses run every ten minutes here.
O, buradan sadece 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde.It's only ten minutes' walk from here.
Buradan en fazla on dakikalık yürüme mesafesindedir.It is no more than ten minutes' walk from here.
Buradan on dakikalık yürüyüşten daha fazla değildir.It is no more than ten minutes' walk from here.
Yaklaşık on dakikalık sürüş mesafesinde.It's about a ten-minute drive from here.
Bana tarağını bir dakika ödünç verir misin?Lend me your comb for a minute, will you?
Onu tam son dakikada yaptım.I just made it under the wire.
Ayıracak birkaç dakikan var mı?Do you have a few minutes to spare?
Mike her zamanki gibi vaktinde geldi. O çok dakik.As usual, Mike turned up on time. He's very punctual.
Aç olamazsın. Birkaç dakika önce abur cubur yedin.You can't be hungry. You had a snack a few minutes ago.
Korkarım ki saatin 2 dakika geri.I am afraid your watch is two minutes slow.
O saat bir dakika ileri.That clock is one minute fast.
Belirlenmiş sürenin on dakika gerisindesin.You are ten minutes behind the appointed time.
Sadece yaklaşık 15 dakika boyunca iş başındaydınız.You've only been on the job for about 15 minutes.
On dakika içerisinde işim bitecek.I will be free in ten minutes.
Akira birkaç dakika için dışarı çıktı.Akira went out for a few minutes.
JR istasyonuna yürüyerek ulaşmak kaç dakika sürer?How many minutes does it take to get to the JR station on foot?
Yürüyerek beş dakikada parka vardık.Five minutes' walk brought us to the park.
Beş dakikadan daha az sürede döneceğim.I will be back in less than five minutes.
Lütfen beş dakika bekle.Please wait for five minutes.
Lütfen beş dakika bekleyin.Please wait for five minutes.
Kırk dakika önce sipariş verdik.We ordered 40 minutes ago.
3 dakika sonra bana bildirir misin?Will you notify me after 3 minutes?
Otuz dakika içinde geri dönmelisin.You have to come back in 30 minutes.
Sadece verilmiş 30 dakikada, soruların hepsini cevaplayamazdık.Given only thirty minutes, we couldn't answer all the questions.
Her otuz dakikada hareket eder.It leaves every thirty minutes.
Seni yirmi dakika içerisinde geri arayabilir miyim?Can I call you back in twenty minutes?
Yirmi dakika içinde tekrar arayacağım.I'll call back in twenty minutes.
Yaklaşık yirmi dakika içinde döneceğim.I'll be back in twenty minutes or so.
Beş dakika önce onun tuvalete girdiğini gördüm.I saw him go into the toilet a few minutes ago.
Bana birkaç dakika ayırabilir misiniz?Could you spare me a few minutes?
Ayıracak birkaç dakikam var.I have a few minutes to spare.
Birkaç dakika içinde seninle olacağım.I'll be with you in a few minutes.
O, bir dakikayla treni kaçırdı.He missed the train by a minute.
15 dakika geçti.It has gone a quarter.
Saat 11'e 10 dakika var.It is ten minutes before eleven.
Biz on dakikalık bir yürüyüşten sonra müzeye geldik.After ten minutes' walk we came to the museum.
On dakika önce biri seni ziyaret etti.Someone called on you ten minutes ago.
O, on dakika önce evden ayrıldı.She left home ten minutes ago.
10 dakikalık bir mola alalım.Let's take a 10 minute break.
On dakikalık moladan sonra provamıza yeniden başladık.After a ten-minute break, we resumed our rehearsal.
On dakikalık bir mola verelim.Let's have a ten-minute break.
Mary gelmeden önce on dakika beklememiştim.I had not waited ten minutes before Mary came.
O, on dakika içerisinde gelecek.He'll be along in ten minutes.
On dakikadan daha az sürede oraya varırsın.You'll get there in less than ten minutes.
10 dakika içinde döneceğim.I'll be back in ten minutes.
İstasyona on dakika geç vardım.I arrived at the station ten minutes late.
"Bir dakika içinde döneceğim,"diye ekledi."I'll be back in a minute," he added.
"Otobüsler bir saat içinde ne sıklıkta çalışırlar?" "Her otuz dakikada.""How often do the buses run in an hour?" "Every thirty minutes."
Eğer iki dakika daha erken gelseydin, otobüsü yakalayabilirdin.If you had come only two minutes earlier, you could have caught the bus.
Konuşmacı her beş dakikada bir notlarına başvurdu.The speaker referred to his notes every few minutes.
Şu anda biraz meşgulüz. Bir dakika bekleyebilir misiniz?We're a bit busy at the moment. Can you hang on a minute?
Yeni sekreter dakikada yaklaşık 70 kelime yazar.The new secretary types about 70 words per minute.
Sorun saatimin günde üç dakika ileri gitmesidir.The trouble is that my watch gains three minutes a day.
Bana günün otuz dakikasını ayırır mısın?Would you mind sparing me thirty minutes of the day?
Üç dakika gözlerini kapat.Close your eyes for three minutes.
İşini bitirdikten birkaç dakika sonra, o yatmaya gitti.A few minutes after he finished his work, he went to bed.
İlk otobüs on dakika geç hareket edecek.The first bus will leave 10 minutes behind time.