Seni daima böyle tenzih eder ve överim.Хвали поне толкова често, колкото и унижаваш.
Daima kendisinden şüphe duyar.Винаги се притеснява за здравето си.
İdare, yargıda daima davalı konumundadır.Срещу изменник, правото на иск е винаги валидно.
Daima gece avlanır ve uyanık kalırlar.През нощта се събуждат и тръгват на лов.
Daima bir pelerin, kılıç ve tüylü bir şapka giyinir.Понякога носи меч на пояса и шапка с пера.
Bu, arkeologlarca bu güne kadar bulunabilmiş en eski insan daimi yerleşimidir.Това все още е най-старото постоянно човешко поселище, открито от археолозите.
Bitkiler daima yeşildir.Затова растенията изглеждат вечнозелени.
Eğer her daim yapılsaydı bu tür bir şaka bugün farklı olurdu." dedi.Ако беше в днешно време, щеше да е друго.
Ancak ortak özellikleri, Osmanlıya karşı daima sadık kalmış olmalarıydı.Поради това, отношението на караманите спрямо османците винаги е било презрително.
Daima bir savaş vardı.Човечеството винаги е водило война.
Her önüne gelene hareket çeker ve daima hareket çektiğini inkar eder.Тя винаги прави това което си науми, без да го премисли и все се забърква в неприятности.
Hayatı daima hareket halinde olmakla geçen Fallaci 9 yaşında kısa hikâyeler yazmaya başladı.Още девет годишен започва да пише кратки статии за вестни вестници.
Formasyonların daima gruplar şeklinde toplanması zorunlu değildir.Членството в дадена група не е постоянно.
Tamlamada tamlayan daima tamlanandan önce gelmektedir.Знам, че пред Америка винаги ще има ярък изгрев.
Şu an ikamet eden (daimi) olarak 6 hane vardır.Iyo 6,900 (2003 SIL).
Bu lisans, kullanıcı materyali kaldırmasından sonra daimi olarak kalmaktadır.Ova licenca je TRAJNA, čak i nakon što korisnik ukloni materijal.
Yani, Q yüküne sahip herhangi bir parçacık, ne kadar hızlı giderse gitsin, yükü daima Q olur.To znači da svaka čestica koja ima naboj q, bez obzira koliko brzo se kreće, ima uvijek naboj q.
Şimdi ise geriye baktığımda bu filmin her daim böyle olması gerektiğini görüyorum.Sada kad se prisjećam shvaćam da je film oduvijek želio biti baš takav.
Kuyruğunun ucu daima siyahtır.Vrh repa je uvijek crn.
Her daim gülümser.Uvijek me je nasmijavao.
Aşık Daimi (d.Zauvijek zaljubljeni (šp.
Babamın bu nasihatına daima kıymet verdim.Ponudu je prihvatio na očev savjet.
"Yenildim Daima", Aynur Aydın tarafından yazılmıştır."Uvijek je kasnila" —napisala je Lamarque.
Daima aptalca şeyleri yapar."On može napraviti nevjerovatne stvari."
4,5 milyon nesnenin üzerinde bir koleksiyona daimi olarak ev sahipliği yapar.On posjeduje stalnu zbirku od više od 4,5 milijuna izložaka.
Dolayısıyla daima tek sayıda eksi değer olacağından sonuç eksi olacaktır.Dakle, uvijek postoji bar jedna realna nultočka.
Desibel daima iki değer arasındaki karşılaştırmadır.Poželjno je da pritisak bude uvijek jednak.
Daima bir pelerin, kılıç ve tüylü bir şapka giyinir.Uvijek nosi škotski ogrtač i kapu.
Filmlerinde tavrını daima kadınlardan yana koyar.Likovi na njegovim slikama uvijek su spokojni.
1998'de NATO-Rusya Daimi Ortak Konseyi kuruldu.Ovdje se 2008. godine održao summit NATO-a.
Batman Daima'da yer alması için 15 milyon dolar önerilen Keaton'nın aradığı " daha ilginç rollerdi".Osim toga, odlučio je "tražiti ozbiljnije uloge" odbivši 15 milijuna dolara da se pojavi u Batman zauvijek.
Dişilerin ve erkeklerin ölçüleri aynı olur, ama erkekler daima biraz daha ağır olurlar.Mužjake i ženke se teško razlikuje, ali mužjaci imaju teži i duži kljun.
Manganez ; çelik içinde manganez daima bulunur.Pokémon Silver: Uvijek je skriven u travi.
Genel düzen olarak, arka kapakta daima Otisabi yer almaktadır.Po mogućnosti se povlači uvijek u isto sklonište.
Buna rağmen liberal reformlar gerçekleştirilmesine daima karşı çıktı.Do protureformacije obično se izostavljala.
Böke, daima kazanan demektir.Njegov bi bik uvijek pobijedio.
Marlon Wayans rolü oynayacaktı ve Batman Daima'da yer alması planlanıyordu.Ulogu je dobio Marlon Wayans koji je potpisao i za Batman zauvijek.
Mavi renk, daima turkuvaz mavisi özelliğinde olurken, kehribar rengi farklı tonlarda görülebilir.Osim normalne bjelkasto-žute nijanse, promjene u boji gnoja mogu se promatrati pod određenim okolnostima.
Köylüleri bedava ve daimi olarak üretilir.Seljaci su prikazani u svakodnevnim i tipičnim situacijama.
Daima doğru amaç için, tabii.Uvijek ima pravu ideju u pravo vrijeme.
Anlam daima bir anlam ufkunda üretilir.Imena su u mome umu uvijek stvarala priču.
Daimyolara toprak gelirlerinin 1/10’unu özel gelir olarak alacakları sözü verilmiştir.Daimjóm bol prisľúbený osobný príjem vo výške 1/10 ich lénneho príjmu.
Birleşmiş Milletler, ama özellikle Güvenlik Konseyi'ni daimi üyelerinin veto gücü.Dnes sa za veľmoci považujú predovšetkým stáli členovia Bezpečnostnej rady OSN.
Daima kendi sahne dövüşünü ve hünerlerini sergiler.Vo filmoch zvyčajne predvádza svoje bojové scény a kaskadérske kúsky.
Buna rağmen liberal reformlar gerçekleştirilmesine daima karşı çıktı.Zrušil všetky dovtedy zavedené liberálne reformy.
Ne var ki, manyetik kutuplar daima çift çift bulunurlar.Slimáky majú takmer vždy dva páry tykadiel.
Ocak 2017 itibarıyla Avrupa Birliği Daimi Temsilcisidir.Od januára 2017 tvorí koalíciu s Európskou ľudovou stranou.
Kendi daimi sergileri dışında çok sayıda sergiye de ev sahipliği yaptı.Okrem svojho realizoval ešte niekoľko rodinných domov.
Yanında daima bir masa da vardır.Vždy by mal byť niekto pri vás.
Az ya da çok daima işsizlik mevcuttur.Takisto je tu častý nedostatok pohybu či sedavé zamestnanie.
Üniversite kampüsünde Nokia, Siemens, Daimler firmalarının araştırma merkezleri bulunmaktadır.V high-tech priemyselnej zóne majú svoje výskumné centra Nokia, Motorola a Siemens.
Alexander “Eğlendirmeyi her daim sevdim ve bu bir şekilde sanki benim ilahi görevim” demiştir."Môj otec ma však vždy podporoval a bol som rád, že moja kariéra nabrala iný smer."
Kardeşi Tonraq'ı daima kıskanmıştır.Atreus ale mal brata Thyesta, ktorý mu to závidel.
Türkiye dâimi gözlemci statüsündedir.Poľsko má štatút pozorovateľa.
1957-1959 yıllarında ise Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi olmuştur.V rokoch 1957 až 1961 bol stálym predstaviteľom Barmy pri OSN.
Daima yalnız yaşarlar ve gece aktif olurlar.Je samotárska a aktívna v noci.
"Algı, daima var olan bir şeydir.Lebo indivíduum je niečím, čo existuje.
Fakat oksipital bölge daima salimdir.Stav ochrany je lokálne bežný druh.
Wallis daima temiz giysiler giyer ve kendisini iyi yapmaya zorlardı.Carrie radila, ako sa pekne obliekať a čo by jej pristalo.
Çünkü iktidar daima tek partinin elinde bulunmaktadır.Majstrovstvá prebiehali príležitostne a vždy iba v mužskej kategórii.