Ana içeriğe geç
Sözlük

daim ile cümle

daim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Daima gece avlanır ve uyanık kalırlar.Caçam de noite e descansam de dia.
Lisemizle özdeşleşmiş biri olarak onu daima yaşatacağız."Uma vez que você fez alguma coisa você pode continuar com ela para sempre."
Nureddin ileri görüşlü bir liderdi, adımlarını daima geleceği düşünerek atardı.Sonhadora, quimérica, sempre tentando adivinhar o futuro.
Uninominal isimler daima büyük harfle başlar.Porém, os símbolos das unidades derivadas de um nome de pessoa começam sempre com uma letra maiúscula.
Mōri Terumoto (Japonca: 毛利 輝元; 4 Şubat 1553-2 Haziran 1625), Japon daimyō.Mōri Terumoto (毛利 輝元) (22 de janeiro de 1553 - 2 de junho de 1625) foi um daimiô japonês.
Masallardaki daima başarılı olan Küçük Oğul figürüdür.Desde pequeno sua paixão sempre foi história em quadrinhos.
Burunları daima uzun olur.Ele terá um nariz comprido?
Dövüş sporlarına ilgim her daim olmuştur.Ele sempre estudou artes de lutas.
Bu dönemde yerel daimyonun yurtlukları gelişmeye başlamıştır.É a partir deste período que a sociedade cananita local começa a complexificar-se.
At, Türklerde daima yıldırım ile ilişkilendirilmiştir.Tempestades em Júpiter estão sempre associadas com raios.
Daima kendisinden şüphe duyar.Sempre se deve desconfiar.
Bir söz yazarı olarak her daim o hissin peşinden koşarsınız".Mas quando o pianista atinge uma nota, é sempre o mesmo."
Hiçbir memnuniyet de sürekli değildir, ondan çok daima yeni bir çabanın yeni başlangıç noktasıdır."Nunca desista" é o grande lema do seu novo trabalho.
Daima Voldemort'un emirlerini yerine getirmek üzere hareket eder.Sempre reclama quando Janete a chama de Waldemar.
İlk nesil Daimler-Chrysler grubu ile birlikte geliştirilmiştir.A nova companhia passou a se chamar DaimlerChrysler AG.
Bu yüzden daima bir gözlemci onunla hareket etmek üzere yerleştirilebilir.A partir de então um policial fica a disposição deles para vigia-la.
Kübalılar ile Haitililer daimi düşmanlardır.Os chippewa e os sioux logo tornaram-se inimigos.
Buffy daima kötüleri yenip dünyayı kurtarma çabasında, ama Angel her zaman affedilme arayışındadır.Com pena, Jody solta-o na floresta, mas ele teima sempre em voltar.
1970'te, turnuva tarihindeki üçüncü şampiyonluğunu elde eden Brezilya kupanın daimi sahibi oldu.Em 1970, após o terceiro título do Brasil no torneio, o troféu foi entregue permanentemente.
Bir kadın aşk ile zengilik arasında seçim yaptığında, o daima her ikisine de sahip olmayı istiyor.Quando uma mulher deve escolher entre o amor e a riqueza, ela sempre tenta escolher os dois.
Daima öğrendiğim kendi ana dilim dahil bir çok dil öğreniyorum.Eu estudo vários idiomas, inclusive minha língua materna, que estou sempre aprendendo.
O da Şükufe'yi sevdiğinden daima aralarında husumet çıkar.Hem die voortkomt uit Hen beiden, Zij gelijke dank gebracht.
"Algı, daima var olan bir şeydir.Er moet dus iets zijn dat altijd bestaan heeft.
Sengoku döneminde Kasugayama Kalesi Uesugi Kenshin gibi daimyolar için önemli bir üs oldu.In de Sengoku-periode was het kasteel Kasugayama een belangrijk fort voor daimyo zoals Uesugi Kenshin.
Ama arkadaşlarını daima korur.Hij staat altijd voor zijn vrienden klaar.
Sonraları, 1890'de, Daimler Motoren Gesellschaft'ı (DMG) kurdular.Op 28 november 1890 richtte het duo de Daimler Motoren Gesellschaft (DMG) op.
Eylemleri daima “özgürlük” amacında olmalıydı.De praktijk werd altijd verondersteld op "vrijwilligheid" te berusten.
Testler 1936-1937 yılları arasında sürdü ve Daimler-Benz modelinin en iyi seçim olduğu anlaşıldı.Deze werden getest in 1936 en 1937, en het model van Daimler-Benz werd gekozen voor productie.
Bitkiler daima yeşildir.De planten zijn groenblijvend.
Dövüş sporlarına ilgim her daim olmuştur.Bij sportwedstrijden wordt er altijd commentaar gegeven.
Köylüleri bedava ve daimi olarak üretilir.De bewoners zijn onafhankelijk en traditioneel ingesteld.
Böylece geçmişi daima yüceltme sorunu meydana gelmektedir.In het middel moet dus steeds het doel gloren.
Seferlere giderken yanlarında daimâ Bektaşî dede ve babaları eşlik ederlerdi.Dit moedigde haar (en haar ouders) aan om door te gaan.
Bu tarz çoğu kez house müziğin akustiği gibi hissedilebilir ancak bu daima geçerli değildir.Soms is de muziek religieus van aard, maar dit is niet altijd het geval.
Cerrahi turnike hemen hemen daima uygulanır.De volgende regels zijn bijna altijd van toepassing:
Şu an ikamet eden (daimi) olarak altı hane vardır.Daar eindigde hij toen als zesde (één plaats hoger dan Lüske).
Burada daimi Yeniçeri garnizonları olurdu.Het totaal aantal garnizoenen was daar een veelvoud van.
Ülkenin en geniş bölgelerini bu daimyolar kontrol ederdi.Daarmee was Vara naar oppervlakte de grootste landgemeente van de provincie.
Daima aptalca şeyleri yapar."Ze doet nooit gewoon.”
Patentler Daimler-Benz'e geçti.Zij traden beiden in dienst van Daimler-Benz.
Türkiye dâimi gözlemci statüsündedir.Griekenland zit in de wachtkamer.
1987'de Ruud Gullit'in takımdan ayrılmasıyla, Gerets takımın daimi kaptanı haline gelmiştir.Na het vertrek van Ruud Gullit in 1987, werd hij ook de vaste aanvoerder van de rood-witten.
Klasik antik dönem yazıları Bizans'ta her daim işlendi.De geschriften uit de Klassieke oudheid werden in Byzantium constant bestudeerd.
Oyunun sonunda daima kurban sunulmuyordu.De moordenaar wordt dus op het einde van het spel niet automatisch bekendgemaakt.
Dolayısıyla zonklama modları daima aynı açı altında görülmektedir.Het blikje wordt altijd onder dezelfde hoek waargenomen.
İrin daima fistülize olma eğilimindedir.De plicht drukt altijd op de schouders.
Burası daima tyranlar tarafından idare edildi.Daarbij wordt hij verslonden door de tyrannosaurus.
Ölüm Yiyenler onun büyü gücünden daima korkmuşlardır.De oude goden sterven dus langzaam, maar zijn nog altijd een (vage) bedreiging.
Ön ve arka ayaklarında daima beş parmakları vardır.De voor- en achterpoten zijn altijd voorzien van vijf vingers respectievelijk tenen.
Daimi yüründüğünde bütün yol 30-70 gün arasında bitirilir.Het hele jaar door maakt ze reizen, die meestal 30-70 dagen duren.
Birleşmiş Milletler, ama özellikle Güvenlik Konseyi'ni daimi üyelerinin veto gücü.Dit is de Verenigde Naties en vooral de leden van de Veiligheidsraad op veel kritiek komen te staan.
Daima kendisinden şüphe duyar.Zelf had hij ook voortdurend twijfels.
Ama istisnalar daima olur.Daarbij zijn er altijd afwijkende regels.
Bir boyutlu matrisler de daima köşegendir.Een millésimé is altijd brut.
Kendi öz belirliliği ve gerçekliği daima örtülü kalmıştır.Fantasie en werkelijkheid lopen voortdurend door elkaar.
Daima cephede olmak isterler.Hij was regelmatig aan het front.
Aslında daima aynı görünür.Ze hebben altijd dezelfde vorm.
Şair, yazılarında daima aile büyüklerine saygı duyulmasını, öğütler.Het gedicht is steeds in de familie zeer in eer gehouden.
Şirket, şu anda Daimler AG'nin bir parçasıdır.Tegenwoordig is het merk onderdeel van Daimler AG.
Yanında daima bir masa da vardır.Er is steeds een topblaadje aanwezig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod