Kısa kuyruklu Quokka'lar ve Filander daima dört ayak üzerinde gider.Así que los cinco Toa Hordika y Norik siguen la corriente a Ko-Metru.
Ekonomi daima tam istihdam denge düzeyinde bulunmamaktadır.La economía sigue manteniéndose a buen nivel.
Dişilerin ve erkeklerin ölçüleri aynı olur, ama erkekler daima biraz daha ağır olurlar.Los machos y las hembras tienen un plumaje idéntico, pero los machos suelen ser algo más grandes.
Bu yüzden daima bir gözlemci onunla hareket etmek üzere yerleştirilebilir.Por lo que siempre se le ha otorgado también la función de acompañar al capitán.
Mauritius dünya genelinde daimi ordusu bulunmayan 25 ülkeden biri konumundadır.El sistema PEGI se aplica en 25 países sin tener relación alguna con la Unión Europea.
Taret tasarımı daha sonra Daimler Zırhlı Arabada kullanıldı.Más adelante se produjeron lanzallamas para ser instalados en vehículos blindados.
“Ben” derken, bunun daima değişen varlığa (beden ve zihnimize) ait bir duyum olduğunu unutmamamız gerekir.No volveremos a oír ladrar a sus perros (Reflexión y cuento).
Ayrıca daimi üyelerin çekimser kalmaları da aynı sonucu vermektedir.Los árbitros también cuentan con las mismas condiciones de confort.
Taksimlerinde daima makamların işlenmemiş yahut az işlenmiş yönlerini arar.Junto a ellos se cultivan otras plantas raras o no frecuentes.
Daha sonra diğer daimyolar da buna ikna olmuşlardır.Creo que las nuevas generaciones están apuntando a eso.
İsrail topraklarına Aliyah (göç) Yahudi ibadetlerinde daima tekrarlanan konudur.La aliyá a la Tierra de Israel es un tema recurrente en las oraciones judías.
Daima yalnız yaşarlar ve gece aktif olurlar.Por el día permanece inmóvil y por la noche gana actividad.
Tüm kırsıçanımsılar daima otoburdur.Por lo general, cualquier cosa con ruedas es Kustomizable.
Daima gece avlanır ve uyanık kalırlar.Duerme de día y caza de noche.
Birimler daima küçük harfle yazılır.Los nombres se escriben siempre con mayúsculas.
Ekim 1988-Ocak 1989 döneminde ilk kez Büyükelçi ve Türkiye'nin NATO Daimi Temsilcisi olmuştur.El año 1998 fue también la primera vez que los Cachorros fueron a post-temporada desde 1989.
"Algı, daima var olan bir şeydir.Es la idea de que algo mejor siempre está por ahí.
Daima aptalca şeyleri yapar."Eddie siempre hace cosas estúpidas.
Lisemizle özdeşleşmiş biri olarak onu daima yaşatacağız."Con un hombre así yo me entenderé siempre".
Rezerv güçler genellikle silahlı kuvvetlerin daimi bir parçası olarak görülmezler.I riservisti non sono generalmente considerati quali parte integrante di un esercito permanente.
EMF komuta yapısı, daimi olmayan bir görev kuvveti karakterindedir.La struttura di comando di EMF riflette il carattere di Forza non permanente.
Şu an ikamet eden (daimi) olarak 6 hane vardır.Esso possiede dai quattro ai sei flagelli (o ciglia).
Daima cephede olmak isterler.Sono disposti sempre nel capo.
Ölüm Yiyenler onun büyü gücünden daima korkmuşlardır.Pur temendola, è uno degli adoratori della Morte.
Martina'nın üvey oğlu ile ilişkileri daima zordu.Il rapporto con il figlio Martin era sempre stato teso.
Her daim gülümser.Parlando, sorrideva sempre.
Palladio, villalarını daima vaziyetlerine referans alarak tasarladı.Palladio progettava sempre le sue ville in funzione dell'ubicazione.
4,5 milyon nesnenin üzerinde bir koleksiyona daimi olarak ev sahipliği yapar.Ospita una collezione permanente di oltre 4,5 milioni di oggetti.
Klasik antik dönem yazıları Bizans'ta her daim işlendi.Le opere scritte dell'Antichità classica mai cessarono di essere coltivate in Bisanzio.
Daima doğru amaç için, tabii.Il quale ha per definizione sempre ragione.
Ancak bu kurala daima uyulmayabilir, özellikle şiir dilinde kullanım esnektir.Questo può non essere sempre vero, soprattutto in linguaggi di scripting.
Ama daima yalnız yaşadığı da tam olarak söylenememektedir.Dovrò sempre stare solo a sentire?
Hastalığın prognozu daima şüphelidir.La prognosi è sempre infausta.
Daimi ikamet izni ve geçici statü vermek.Contattami tre volte e ti concederò poteri speciali.
Serbest durumlu olan halter daima belirgindir.Ciò che è gratuito, è sempre ben accetto.
Bize kalkan ol ve bizi koru, Daimi Tanrımız.Proteggici e rafforzaci, Signore Eterno.
Daima bir savaş vardı.C'era una volta una guerra.
İlk nesil Daimler-Chrysler grubu ile birlikte geliştirilmiştir.Vi si trova una fabbrica DaimlerChrysler.
Daima rüzgarın akışına göre davranan, bencil, çıkarcı bir kadındır.Lei è sempre la stessa timida ragazza spaventata della vita stessa.
Hibernians daima Malta'nın üst liginde oynayan tek takımdır.È a tutt'oggi l'unica squadra ad aver sempre giocato nella massima serie maltese.
Ayrıca eski cumhurbaşkanları daimi üye olarak görev yapmaktadırlar.Ne fanno inoltre parte come membri di diritto gli ex presidenti della Repubblica.
Batman Daima, 16 Haziran 1995'te vizyona girdi ve toplamda 350 milyon dolar kazandı.Batman Forever esordì nelle sale nel 1995 e guadagno circa 350 milioni di dollari in tutto il mondo.
Kulak zarı daima mevcuttur.La spinarea è sempre presente.
1973'ten 2003 yılına kadar ödüller daima Ocak ayının ortalarında verildi.Dal 1973 al 2003, gli AMAs sono stati presentati a metà gennaio.
Bu harfin Türkçeye çevirisi daima bir problem olmuştur.A Londra lo smaltimento dei rifiuti era da sempre stato un problema.
Ben içimdeki güce, yeteneğime inanıyorum ve her daim savaşa hazırım.La mia forza risiede nel mio spirito battagliero, nella mia voglia di vincere e in una difesa ostinata.
Daima aptalca şeyleri yapar."Fanno sempre gli stessi errori e sempre allo stesso modo ».
Daimler-Benz tasarımı T-34'ün bir kopyasıydı.Il sistema di caricamento automatico dovrebbe essere una copia di quello del T-72.
1960 yılında Jaguar Cars, Birmingham Small Arms Company'den Daimler'in tüm hisselerini satın aldı.Nel 1924 la Nash Motors acquisì l'intero pacchetto azionario della LaFayette.
Onlar abisi Ross'un muhteşem bir çocuk olduğuna inanırlar ve daima Ross'u üstün tutarlar.Tra i due figli ha sempre dimostrato di preferire Ross, trattandolo molto amorevolmente.
Daimí Ramírez Echevarría (8 Ekim 1983-Camagüey) Kübalı millî voleybolcu.Daimí Ramírez Echevarría (L'Avana, 8 ottobre 1983) è una pallavolista cubana.
Böke, daima kazanan demektir.Tuttavia, Conker riesce sempre a vincere.
Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı.Chi fa diversamente, deve sempre avere il coltello in mano.
Hiçbir memnuniyet de sürekli değildir, ondan çok daima yeni bir çabanın yeni başlangıç noktasıdır.Il singolo Why Does It Always Rain on Me è stato il primo grande successo.
Bunlardan 16'sı daimi üye 1 tanesi geçici üyedir.Di questi, sedici sono testimoni indipendenti.
Son Takım Daimi güncellemesi 2 Ekim 2014 tarihinde yayımlandı.Il gruppo ha pubblicato il suo rapporto finale il 2 ottobre 2012.
Ama boğazı ve göğsü daima beyazdır.Il mento e la gola talvolta possono essere bianchi.
Daimi yüründüğünde bütün yol 30-70 gün arasında bitirilir.Percorrere l'intero sentiero richiede di solito dai quaranta ai cinquanta giorni.
Hayata daima iyi tarafından bak.Всегда смотри на жизнь с хорошей стороны.
Sen bende her daim bir eksik buluyorsun.Ты всегда находишь во мне какой-нибудь недостаток.