daha ile cümle
daha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Her zamankinden daha fazla bir sağlık bakım sistemi reformu gerekli.More than ever, a reform of the health care system is needed.
Eğer İsviçre'yi ütülersen Almanya'dan daha büyük olurdu.If you ironed Switzerland, it would be bigger than Germany.
Bilal Karam'dan daha uzundur.Bilal is taller than Karam.
Sen benden daha iyisin.You are better than me.
Hangi rengi daha çok seversin, maviyi mi yoksa kırmızıyı mı?Which color do you like more, blue or red?
Ev ödevimi bitirmek için daha fazla zamana ihtiyacım var.I need more time to finish my homework.
Bir bardak daha çay iste misin? Az önce sana bir tane hazırladım!You want another cup of tea? I've just made you one!
Sadece net bir cevap istiyorum. Daha fazla bir şey değil.I just want a straight answer. Nothing more.
Güle güle! Daha fazla zamana sahip olduğunda, geri gel ve oyna!Goodbye! When you have more time, come back and play!
O on beş dolardan daha azdı.It was less than fifteen dollars.
Kuzey Almanya'da, Güney Almanya'dan daha fazla bozkır vardır.There is more moorland in Northern Germany than in Southern Germany.
Kuzey Almanya'da, Güney Almanya'dan daha fazla putperest vardır.There are more pagans in Northern Germany than in Southern Germany.
Bir parça pasta daha almayacak mısın?Won't you have another piece of cake?
Sana bir parça daha pasta ikram edebilir miyim?Can I offer you another piece of cake?
O, benden daha iyi yüzer.He swims better than I do.
Genellikle kadınlar erkeklerden on yıl daha uzun yaşıyorlar.Generally, women live 10 years longer than men.
Kadınlar genellikle erkeklerin yaşadığından 10 yıl daha uzun yaşarlar.Women usually live 10 years longer than men do.
Noel'e kadar daha kaç gün var?How many more days are there until Christmas?
Yakında Hollandaca birkaç kelimeden çok daha fazlasını öğreneceğimi umuyorum.I hope to soon know much more than a few sentences in Dutch.
O senden daha uzun olabilir.She might be taller than you.
Bir daha geldiğinde evde ben kalacağım.I'll stay at home the next time she comes.
Ne kadar çok çabalarsam çabalayayım, onu, onun yapabildiğinden daha iyi şekilde yapamam.No matter how hard I try, I can't do it any better than she can.
Öğretmenin söylediği Mary'yi daha çok çalıştırdı.What the teacher said got Mary to study harder.
Öğretmenin söylediği Mary'yi daha çok çalışmaya teşvik etti.What the teacher said encouraged Mary to study harder.
Ne demek istediğimi daha sonra anlayabilir.She may realize later what I meant.
Yaşam cehennemin kendisinden daha korkunç.Life is more hellish than hell itself.
Ebeveynlerin çocuklarından daha önemli olduğunu düşünmek istiyorum.I want to think that parents are more important than their children.
O, onu benden daha iyi yapabilir.He can do it better than I can.
O benden üç yaş daha büyüktür.He's three years older than me.
İki erkek çocuğundan daha yetenekli olandır.He is the more capable of the two boys.
Kim daha genç, o mu yoksa ben mi?Who is younger, him or me?
Bütün hayvanlar eşittir ancak bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.All animals are equal, but some animals are more equal than others.
"Bir şişe daha ver", dedi."Give me another bottle," he said.
Lütfen onu bir daha yap.Please do that again.
Seni onu sevdiğimden daha çok seviyorum.I love you more than I love her.
Onu dinledikçe daha az seviyorum.The more I listen to her, the less I like her.
Onu ne kadar çok dinlersem, onu o kadar daha az seviyorum.The more I listen to her, the less I like her.
Daha ucuz olan birine sahip misin?Do you have one that's cheaper?
Bana daha düşük bir fiyatla veremez misin?Can't you give me a lower price?
O, uçakların arabalardan daha güvenli olduklarını düşünüyor.He thinks that planes are safer than cars.
O bir kez daha aldatıldı.She was tricked yet again.
O resmi daha iyi görmek için, biraz yaklaşmak istiyorum.In order to see that picture better, I want to get a little closer.
Bir daha okula geç kalmamalısın!You must not be late to school again!
O, onlardan daha zekidir.He's smarter than they are.
O benim ağabeyimden üç yaş daha genç.He's three years younger than my older brother.
Matematiği İngilizce çalıştığımdan daha ciddi çalışıyorum.I study math more seriously than I study English.
Bizden daha iyi bir puan aldı.He got a better score than us.
O benden daha fazla uzun değil.He is not tall any more than I am.
Senin sözlerin onu çok daha iyi hissettirdi.Your words made him feel much better.
Yakın bir komşu, uzak bir akrabadan daha iyidir.A close neighbor is better than a distant relative.
İnsanlar işlerini sunarken daha canlı olması gerekir.People need to be more lively when presenting their work.
Tom benden daha uzundur?Tom is taller than I am.
Tom benden daha yaşlı.Tom is older than I am.
Beyaz şarabı kırmızı şaraptan daha çok seviyorum.I like white wine better than red wine.
Bir yazar, yazmanın, kendisi için, başkaları için olduğundan daha zor olan birisidir.A writer is somebody for whom writing is more difficult than it is for other people.
Yaşayan bir köpek, ölü bir aslandan daha iyidir.A living dog is better than a dead lion.
Romanya'ya gittiğinizde, daha fazlasını göreceksiniz.When you go to Romania, you will see more.
Ben sadece resimler çiziyordum, daha fazla niyetim yoktu.I was just drawing pictures, I had no further intention.
Bunu onunla karşılaştırırsan, hangisi daha iyi?If you compare this to that, which is better?
Ann çikolatayı her şeyden daha çok seviyor.Ann loves chocolate more than anything.