daha ile cümle
daha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
İngilizce öğrenmek için Amerika'da yaşamaktan daha iyi bir yol olduğunu sanmıyorum.I don't think that there is any better way to learn English than by living in America.
İngilizce Japoncadan daha zor mu?Is English more difficult than Japanese?
Hangisini daha çok seversin, İngilizceyi mi yoksa müziği mi?Which do you like better, English or music?
Bir filmin herhangi bir kitaptan daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum.I think a movie is more entertaining than any book.
Egzersiz yaparsan daha kuvvetli olacaksın.You will be more vigorous if you exercise.
Yağmur daha da şiddetli yağdı.The rain fell even harder.
Bence yağmur yağarsa diye bir şemsiye alman daha iyi olur.I think you'd better take an umbrella in case it rains.
Yağmur başlamadan önce başlasak daha iyi olur.We had better start before it begins to rain.
Yağmur yağdığı için hava bu akşam daha erken kararacak.It will get dark earlier this evening, as it is raining.
Her zamankinden daha kötü yağmur yağıyor.It is raining worse than ever.
Ben sadece yağmurun birkaç saat daha gecikmesini umuyorum.I only hope that the rain holds off for a few hours more.
Bazı Siyahiler daha radikal çözümler arıyor.Some Blacks seek more radical solutions.
Sonunda en iyisini satın almak her zaman daha ucuzdur.It's always cheaper in the end to buy the best.
Bir gecelik uykudan sonra daha iyi hissedersiniz.You will feel better after a night's sleep.
Genelde Japon arabaları denizaşırı ülkelerde daha popüler.Generally speaking, Japanese cars are popular overseas.
Genelde lise öğrencileri üniversite öğrencilerinden daha çok çalışırlar.Generally speaking, high school students study harder than college students.
Genelde Yeni Zelandalılar Japonlardan daha uzun boyludur.Generally speaking, New Zealanders are taller than Japanese.
Genel olarak konuşursak, erkekler kadınlardan daha uzundur.Generally speaking, men are taller than women.
Genel olarak konuşulursa, bir kadın bir erkekten daha uzun yaşayacaktır.Generally speaking, a woman will live longer than a man.
Genel olarak, kadınlar erkeklerden yaklaşık on yıl daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men by almost ten years.
Genek olarak, erkekler kadınlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, men can run faster than women can.
Genel olarak, erkekler fiziksel olarak kadınlardan daha güçlüdür.Generally speaking, men are physically stronger than women.
Erkekler, genellikle, kızlardan daha uzundur.Boys, as a rule, are taller than girls.
Sıkı çalıştıktan sonra hiçbir şey dinlenmekten daha hoş değildir.Nothing is more pleasant than taking a rest after hard work.
Çok pratik yaparsan İngilizceyi daha iyi konuşabileceksin.You'll be able to speak English better if you practice hard.
Bir görgü tanığı, on tane kulak misafirinden daha iyidir.One eyewitness is better than ten earwitnesses.
Bir baba 100'den daha fazla okul müdürüdür.One father is more than a hundred schoolmasters.
Dış görünüşe bakılırsa, hiçbir şey daha makul olamazdı.Nothing could be more reasonable, on the face of it.
Büyüyen bir çocuk daha fazla gıda gerektirir.A growing child requires more food.
Doktor ona daha fazla egzersiz yapmasını tavsiye etti.The doctor advised him to do more exercise.
Doktor daha çok süt içmemi tavsiye etti.The doctor advised me to drink more milk.
Doktor daha fazla egzersiz yapmamı tavsiye etti.The doctor advised me to take more exercise.
Keşke doktor biraz daha erken gelseydi.If only the doctor had come a little sooner.
Fark bu: o senden daha çok çalışıyor.The difference is this: he works harder than you.
Eğer giysilerine bakarsan, onlar çok daha uzun dayanır.If you look after your clothes, they last a lot longer.
Onunla daha önce tanıştınız mı?Have you met her before?
İdrarımda daha önce albümin bulundu.Albumin was found in my urine before.
Onu daha önce gördüğüm için onu hemen tanıdım.Having seen him before, I knew him at once.
Eskisinden çok daha uzunsun.You are much taller than you used to be.
Daha önce hiç kimse buz satmayı düşünmemişti.No one had ever thought of selling ice before.
Hawaii'ye daha önce gittiğini söyledi.He said he had been to Hawaii before.
Daha önce meme iltihabım vardı.I had mastitis before.
Daha önce onu gördükten sonra, onu tanıdım.Having seen him before, I recognized him.
Daha önce gördüğüm için Bay Harrington'u kolayca buldum.I easily found Mr. Harrington because I had seen him before.
Onunla daha önce bir kez karşılaştım.I had met him once before.
Tapınağa daha önce geldiğim için yolu biliyorum.Having been to the temple before, I know the way.
Filmi daha önce gördüğüm için sıkıldım.I was bored because I had seen the movie before.
Daha önce o durumda yakalandığım için ne yapacağımı tam olarak biliyordum.Having been caught in that situation before, I knew exactly what to do.
Daha önce tanışmadık mı?Haven't we met before?
Daha önce tanıştık mı?Have we met before?
Onu daha önce görmediğim için, onu tanıyamayacağım.Not having seen him before, I'll not be able to recognize him.
Onu daha önce görmediğim için, onu tanımadım.Not having seen her before, I did not know her.
Daha önce Hokkaido'da bulundum.I've been to Hokkaido before.
Düşündüğüm gibi, yüklenici bugün daha fazla zaman isteyerek geri döndü.Just like I thought, the contractor came back today, begging for more time.
Hava karardı ve daha da kötüsü yağmur yağmaya başladı.It got dark, and what was worse, it began to rain.
Hava karardı, ve daha da kötüsü, yolumuzu kaybettik.It grew dark, and what was worse, we lost our way.
Kötü bir soğuk algınlığım vardı, ve daha da kötüsü kar yağmaya başladı.I had a bad cold, and to make matters worse, it began snowing.
Sevmekte sevilmekten daha fazla zevk vardır.There is more pleasure in loving than in being loved.
Sevilmemek üzücüdür fakat sevememek çok daha üzücüdür.It is sad not to be loved, but it is much sadder not to be able to love.
Daha iyi görebilmek için daha yükseğe tırmandık.We climbed higher so that we might get a better view.